|
|
|
|
4. KOLORDU KOMUTANLIĞI
ANKARA
"İddianamede bize yönelik ana suçlama "1980 öncesinin anarşi ve terör ortamının yaratıcıları" olmaktır. Yargılanmamızın amacı böyle bir suçlamanın sabit olup olmadığının ortaya çıkarılmasıdır. Çünkü böyle bir iddia nedeniyle gizli örgüt kurmak ve devlet aleyhine işlenmiş suçlarla ilgili en ağır cezaları içeren 146. madde kapsamında yargılanmaktayız. Öte yandan bu suçlama 12 Eylül sonrasında TRT vb. yayın araçlarında devletin en yetkili ağızlarınca (Sübuta ermiş gibi) dile getirildi; bölücü, yıkıcı, vatan haini, çete mensupları, anarşist teröristler olarak suçlandık. Yine |
![]() |
|
aynı suçlama henüz biz yargılanmamış iken,
suçlandığımız ve suçlanacağımız olaylar araştırılmamışken, Askeri Yargıtay
içtihatlarında, tesbit edilmiş bir hukuksal yargı olarak ifade edildi.
Devrimci Yol görüşlerini savunmak 146. maddeyle yargılanmak için yeterli
sayıldı. (...)
Biz haksız ve kasıtlı bir suçlama ile karşı karşıya olduğumuz iddiasındayız. 1980 öncesi Türkiye'sinde söylediklerimizi belgeleyecek binlerce olay olmuştur ve bu olayları yaşayan binlerce insan halen hayattadır. Bu gerçeklerin yok edilmesi olanaksızdır. Bunlara ilişkin sorular sadece davamız içinde değil, dışında da toplumsal hayatın her alanında halen sorulmaktadır ve sorulmaya devam edecektir. (...) Bu konunun son ve canlı bir örneği, 8 Mayıs 1987 günkü Hürriyet gazetesinde "1 Mayıs olayı" adlı araştırma yazısında eski başbakan yardımcılarından Sadi Koçaş ile yapılan bir görüşmede yer almıştır. Bu görüşmede Sadi Koçaş'ın söyledikleri ilginçtir.
1 Mayıs katliamı ne yazık ki tek olay olarak kalmadı. Arkasından üniversite katliamları, Maraş Çorum gibi kanlı tertipler, gazetecilerden profesörlere uzanan toplumun bütününü sarsan sansasyonel cinayetler geldi. 1980 öncesinin iç savaş ve terörü bunlar değil midir? Kimdir bunların ardında olanlar? Bir eski başbakan yardımcısının "tanıyorum, biliyorum" dediği bu insanlar neden yargılanmazlar? Eski başbakan yardımcılarından Sadi Koçaş bir itirafçıdır. 1980 öncesi anarşi ve terör ortamının suçlularının kimler olduğunu itiraf etmektedir. Bu davanın sanıkları da, aynı iddialarla, yani "1980 öncesi anarşi ve terör ortamının yaratıcısı" olmakla suçlanmaktadırlar. O halde Sadi Koçaş'ın itirafları bu davayı doğrudan ilgilendiren türden itiraflardır. Çünkü, itiraflar yalnızca 1 Mayıs katliamını değil bir bütün olarak geçmiş dönemi de kapsamaktadır. Hürriyet gazetesinde Koçaş'a konu açılır açılmaz verdiği ilk yanıt şu olmuştur:
... ve Koçaş bu dönemle ilgili olarak Kontr-Gerilla hakkında bildiklerini -hepsini yayınlamaması koşuluyla- gazeteciye anlatmıştır. Mahkeme heyeti Sadi Koçaş'ın bu itiraflarını son derece ciddiye almak zorundadır. (...) Sadi Koçaş'ın davamızı yakından ilgilendiren itirafları pek çok soruya aydınlık kazandıracak, 12 Eylül öncesinde "Anarşi ve terör ortamının" sorumlu ve suçlularının kimler olduğunu ortaya koyacak ve bu bakımdan bu davanın sanıkları için lehte deliller yaratacak niteliktedir. Örneğin Sadi Koçaş'ın itiraflarında sözünü ettiği MİT, Cumhurbaşkanlığı, Genel Kurmay Başkanlığı gibi devlet makamlarının ismi bu çeşit olaylar ve "Tertipçi"ler içinde ne aramaktadır ve ne anlama gelmektedir? Biz, nihayet, Genel Kurmaya bağlı bu askeri mahkemede yargılanıyoruz. Bu olaylar araştırılmadan, böyle sorular cevaplandırılmadan, hakkımızda verilecek bu karar peşinen malul ve şaibeli olmayacak mıdır (...)" |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org