Günlüğün Yazıcısı İbrahim Levent. Bu günlük ortak bir çabanın ürünü. Yine de, yazıcının, bütün bunları kaleme alırken kendi duygu, düşünce ve gözlemlerini, ister istemez satırlara aktarmış olması kaçınılmaz bir durum. Günlüğe, İbrahim Levent'in günlüğü demek yanlış olmayacak sanıyorum.

Günlükler hayatın kendisidir. Bu yüzden, onları, şiirden, romandan ayırmak gerekir. şiirde, romanda gerçeklerin yanında kurgularda bulunur. Fantaziler, hayaller.. Günlük çıplak, diğerleri giyiniktir. Gerçek, olanca çıplaklığı ile ortaya konur. Günlüklerde, günlüğü kaleme alanın kurguları, düş dünyası yer almaz mı? Alır elbet. Bu günlüğü diğer günlüklerden ayıran önemli bir özellik var: Bu, bir gerillanın günlüğü.

  Günlüğün sahibi İbrahim Levent 21 Aralık 1954'de Manisa'ya bağlı Koldere Kasabası'nda doğdu. Ankara'da Tapu Kadastro Okulu'nu bitirdi. Hem çalıştı hem de Gazi Eğitim Enstitüsü Edebiyat Bölümü'nde okudu. Buradan mezun oldu. İbrahim Levent,Ankara'da Devrimci Yol hareketi içinde aktif bir şekilde yer aldı. 12 Eylül'den sonra kırsal kesimde başlatılan mücadele içinde bulundu.

21 Haziran 1984'de Ünye'ye bağlı Çiğdem Köyü'nde, yanındaki arkadaşları Habil İrgül ve Necmettin Karagülle ile birlikte güvenlik güçleriyle girdiği bir çatışmada öldürüldü. AGB'ye bağlı olan bu grup, Çiğdem Köyü'nde bir evde, ihbar üzerine kuşatıldı. «Teslim ol» çağrısına ateşle karşılık vererek, evden dışarı çıktılar. İlk vurulan İbrahim Levent oldu. Arkadaşları mevzilenip, çatışmayı sürdürdülerse de, helikopterden A-4'lerle açılan ateş sonucu öldüler.

İbrahim Levent, 18 Mayıs 1983 tarihinde başladığı günlüğü, 20 Nisan 1984'te bitirmiş. Ölümünden iki ay öncesi yani. 18 Mayıs 1983'ten öncesi ve son iki ay yok. Yazılmış ve kaybolmuş olabilir. Günlük 110 sayfa. Dolayısıyla tamamını buraya almak mümkün olmadı.
 
 
 

18 Mayıs 1983

17 Mayıs gecesi yola çıktık. Hepimizde yük var. Sırt çantalarımızın ağırlığı yaklaşık 8-9 kilo. Hemen herkesin yükünde battaniye, yolluk, yiyecek, yedek giyim eşyası var. Toplam yükümüz, kişi başına 18-20 kilo civarında. Yük, hareketlerimizi oldukça engelliyor ve yoruyor.

Yaklaşık dört saat yol aldık. Uygun bir ormanlık alanda mola verdik. Yolda, bir kamyoncuya göründük. Bizi jandarma biliyor. Ormanlık alanda ise iki kadın ve iki çocuğa rastladık. Kaçak oduna gelmişler. Ormancı rolüne yatıldı. Günü uyuyarak geçirdik. İki arkadaş sürekli nöbette. Sabahtan yön üzerine ve ağaç cinsleri üzerine iddialaşıldı, topluca.

 19 Mayıs 1983

Dün gece sekiz saat yol yürüdük. Sabah etraftaki yaylacılardan birisine göründük. Atını aramaya çıkan köylünün mağazasına (yayla evi) gittik. Başta bizi polis ya da ormancı sanıp ürktüler. Sonradan ikna oldular ve son derece iyi davrandılar. Yemeklerini yedik. Bizi köylerine de bekleyeceklerini söylediler. Korkulu bir halleri yok. Devrimci propaganda yapıldı.

Akşama, ilişkimiz olan bir köylünün mağazasına gittik. Çok iyi bir yemek yedik. Yağ, peynir, ekmek aldık.

20 Mayıs 1983

İki, ikibuçuk saatlik bir yol geldik. Çam ormanının uygun bir yerinde mola verdik. Öğleye doğru iki arkadaş eski bir ilişkiyi araştırmak üzere köye indi.

Öğleden sonra, ormanın başındaki çayırlığa davar sürüsü geldi. İki çobandan biri bizi gördü. Korktu. Ağabeyini çağırdı. Biz de yanlarına vardık. Devrimci olduğumuzu, bizden kendilerine zarar gelmeyeceğini, muhbirlik, gevezelik yapmamalarını ve amacımızı anlattık. Rahatladılar. Bir iki saat yanımızda tuttuk. Sürünün uzaklaşmasını istedik. İlla kuzu kesmek istediler. Kabul etmedik. Ancak paramızla alırsak yiyeceğimizi söyledik.Köye giden arkadaşlar döndüler. İlişkiyi görmüşler. Akşama yemeğe iniyoruz. Köyün ve civar köylerin niteliği çok iyi. Çevre genellikle hep alevi köyleri, muhbir çıkmıyor. Devrimcilere yakınlar.

Evde, akşam gördüğümüz çobanlardan zarar gelmeyeceğini ve bize yardımcı olacak insanlar olduklarını öğreniyoruz. İki nitelikli insanı tanıdık.

21 Mayıs 1983

Dün gece yol şaşırdık. Üç saat kadar yol geldik. Günün ışımasını bekleyip bir dere içine girdik. Çok yakınımızda köylüler tarlada çalışıyor.
Üç-dört gündür, sabahtan öğleye kadar çok sıcak oluyor. Öğleden sonra yağmur. Akşam tekrar açıyor.Gece ayışığı etrafı gündüze çeviriyor.
Bugün derede yıkandım. Suyun soğukluğu zararsız. Yiyeceklerimiz: tahin helvası, un helvası, haşlanmış yumurta, zeytin, çay (gündüzleri kuru dallarla duman çıkarmadan demliyoruz.), yağ (sanayağı, tereyağı), peynir.

22 Mayıs 1983

Dere içinden saat: 20.15'te hareket ettik. Başlangıçta dikkatsizlik sonucu bir eksikle -o da ben- hareket edildi. Neyse ki, kısa bir sürede durumun farkına varıldı ve ıslıklarla biraraya gelindi. Yolumuz oldukça iyi. Yükler eskisi kadar engel olmuyor.
yolumuz üzerinde yaylacılarla karşılaştık. Konuştuk. Oldukça candan davranıyorlar. Nefis bir ayran içtik. Ayrıca yoğurt, sütlaç, peynir ikram ettiler. Candan davranmalarının çeşitli nedenleri olabilir. Devrimcilere sevgi, bir sürü silahlı adamın yarattığı etki, dağ başında yaşıyor olmaları veya geleneksel konukseverlik. Bunlardan hangisi ağır basıyor kestiremiyoruz. Ancak gözle görülür bir korku ya da telaş yok. Yediklerimiz için para öneriyoruz. kesinlikle karşı çıkıyorlar. Para almanın bir hakaret olacağını söylüyorlar. İsimlerini köy adlarını alıyoruz. Tembih yapılıyor. Ayrılıyoruz.
Derin çam ormanlarında hareket ediyoruz. Nihayet sabaha, 05.00'te mola vereceğimiz yere varıyoruz. Hava yağıyor. Hem terliyiz hem ıslak. Yakınlarda köy olduğu için ateş yakmıyoruz. Elbiseleri değiştirip uykuya yatıyoruz. Öğleye doğru hava açıyor. Yakıcı bir güneş çıkıyor. Islaklarımızı kurutuyoruz. Bir arkadaş yanıbaşımızdan akan göze suyundan -ki çok soğuk- yıkandı. çamaşır yıkayanlarımız da var. Öğleden sonra tekrar yağmur.
Gece köye, ilişkilerimize indik. Oldukça sevindiler. Sohbet ettik. Çevrede jandarma dayağı, baskısı sonucu bir tedirginliğin, korkunun, güvensizliğin bulunduğunu anlattılar. Alevi köyü. Ekmek, çökelek alıp kampımıza döndük.

23 Mayıs 1983

Yine aynı yerdeyiz. Gündüz sakin geçti. Arkadaşlar satranç oynadılar, kitap okuduk. Akşama köye inildi. İki yeni ilişki ile sohbet ettik. Sohbetin ana konusu; yeni dönemde neler yapılması üzerine oldu. Nasıl hareket etmeliyiz, ne tür mücadele biçimlerini geliştirmeliyiz ki halktaki kendine güvensizlik ve karamsarlık dağıtılabilsin? Ayrıca yeni kurulmakta olan partiler üzerine tartışıyoruz. Özellikle kurulacak olan sol bir partinin neler yapabileceği, devrimci mücadeleye faydasının olup olamayacağı üzerine sohbet geliştirdik. Devrimci güçler arasında birliğin gerekliliği sürekli vurgulanıyor. Bizlerin kalabalık, düzenli, ateş gücü yüksek silahlarla donanmış olmamız başlıbaşına propaganda olacak.

25 Mayıs 1983

Sekizbuçuk saatlik -ki içinde dört saat süren dik bir rampa var- yorucu bir yolculuk yaptık. Çok derin çam ve gürgen ormanlarından geçtik. Manzara olağanüstü güzel. Nefis bir suyun başında dinlendik. Ayakları suda uzun süre tutmanın olanağı yok.
Sabaha karşı hedeflediğimiz yere vardık. Arkadaşlardan iki kişi köye indi. Birinin dişi çekilecek. Çay, salata (domates, biber, salatalık), yağ ve ekmekten oluşan zevkli bir kahvaltı yaptık.

Yolculuk sırasında uçveren bir konuyu tartışmaya koyulduk. (Önde giden bir arkadaşın tüfeğini kısa bir süre taşıması için birlikten olmayan yerel, legal bir arkadaşa vermesi, uyarılması, tepkiler). Sorun hitap tarzı, uyarının biçimi noktalarında odaklaştı. Özellikle iki arkadaş arasında geçen tartışmanın biçimi, yöntemi pek sağlıklı olmadı.

Tartışma sonuçlandığında kafamda şu noktalara bundan sonraki ilişkilerimizde özellikle dikkat etmemiz gerektiği konusu şekillendi: Yolculuk sırasında tartışmaktan ısrarla kaçınmak, hatalı bir davranış görüldügünde uyarırken dikkatli bir dil kullanmak, sorun tartışmaya açıldığında objektif olabilmek, tartışma yöntemini doğru seçip uygulamak, kendimizi aşmamızı sağlayacak tartışmalar yapabilir hale gelmek.

Akşama köye indik. Yaşlıca bir köylü bir yığın sorular sorarak -toprak sorunu üzerine- bizlerin cevaplamasını istedi. Israrla nutuk atan avukatlar durumuna düşmeyeceğimiz bir çizgi izledik. Birlikte tartışarak bir şeyler üretebilme yolunu zorladık. Diğer genel sorunlar üzerine de sohbet ettik.

18 Ağustos 1983

Sabah, köylü ilişkilerimizin isteği üzerine yer değiştirdik. Daha ağaçaltı ve kapalı bir yere çekildik. Bu istek kimi arkadaşlarda sinirlenmeye, olumsuzluk belirten homurdanmalara neden oluyor.

Öğle yemeğinin gelişi gecikiyor. Tekrar tereddütler, kuşkular. Çocuk yemeği getirdi. Uzun bir müddettir bizi arıyormuş ve bir seferinde geri dönmüş. Yemek de oldukça güzel.

Görüşmek istediklerimiz düğünden dönmemiş, istediğimiz ufak tefek şeyler alınmamış durumda. Sigarasızlık var.

Öğleden sonra iki arkadaş, yüksek bir tepeye çıkıp etrafı inceledik. Çevre olağanüstü güzel ve gerilla savaşına elverişli.

Saat:19.00 oldu. Gelen giden yok. Yola çıkma kararı veriyoruz. Bir müddet sonra bir obaya vardık. Biriyle görüşmek istiyoruz. Bir türlü kendimizi anlatamıyoruz. Davarı yayan biri paldır küldür kaçıyor. Kadın, birilerinin kendilerini bize sattığını sanıyor ve zırt pırt, «bizi size satan mı oldu kardeş?» diye sorup duruyor. Bunlardan hayır yok. Biraz sonra bir arkadaş dağdan üç tane atlı askerin geldiğini dürbünle görüyor. İş karışmaya başlıyor.

Uygun bir tepeye çekildik. Akşam yakın. Çevremiz hep yayla. Sis bastırıyor. Biraz sonra askerler gözüktü. (yanlarına kadınları ve çocukları da almışlar.)

Askerleri durdurduk. Uygun bir dille yollarını değiştirip gitmelerini sağladık. Oldukça korkmuş durumdalar. Haklılar da korkmakta. Silah patlamadı. Köylüler şaşkın. Biz, yolumuza devam ediyoruz.

Bir müddet sonra gece ve sis iyice yoğunlaştı. Ve tekrar yol kaybettik. Sabaha kadar tepe in, tepe çık, yol sor, yön kestir, yanıl ve hababam taban tep. Sabaha yakın oldukça uygunsuz bir yerde gündüzü geçirme kararı aldık. Yalnızca, gittiğimiz yönü genel hatlarıyla kestirebiliyoruz ama bunun dışında kesinlikle yoldan sapmış ve kaybolmuş durumdayız.

Operasyon ihtimali büyük, kaybolmuş durumdayız, çok göründük, yiyeceğimiz yok... Velhasıl kelam sıkıntılı bir hal.

19 Ağustos 1983

Gündüz iki arkadaş sivil giyinip keşif yaptılar. Üç ekmekle döndüler. şansımız yaver gitmiş ve şahsen tanıdığımız fakat köyüne hiç varmadığımız bir yeri çıkartabilmişler.

Akşama köye vardık ve misafir olduk. ilgi güzel, gece konuk olduğumuz köylü uzunca müddet bize rehberlik etti. Konuşa konuşa yol alıyoruz.(Köye girerken dünya kadar adama rastlamıştık) Muhbir çıkmayacağını belirtiyor köylüler. Belli bir yerden sonra köylü rehberlerimizi geri döndürdük. Yolun tarifini iyice öğrendik, yola koyulduk. Bir müddet sonra (yaklaşık yarım saat yol aldıktan sonra) tam geri döndüğümüzü ve geriye dönmekte olduğumuzun farkına vardık. Bir yerde yol kenarında oturup, yola devam edip etmemeyi tartıştık. Tartışma zaman zaman hoş olmayan bir hal aldı. Yol bulma konusunda güvensizlik oluşmuş halde. Sonunda boş bir mağazada kalmayı üç arkadaşın keşif yapmasını kararlaştırdık.

Keşifciler -biri de benim- bir kez tur atıp döndükten sonra son yanılma ihtimalinin olduğu sapağı takip edip bir genişce yolu kestirdiler. Sabaha yakın geri döndük. Bulduğumuz yolun aradığımız yol olup olmadığı konusunda net bir fikir yok.(Rehber arkadaş yolu bulduğumuz düşüncesinde).

Boş mağazada yatıp gündüzü geçirme kararı aldık. Canlar sıkkın.

20 Ağustos 1983

Havaya yağıyor. Bir tencere patates haşlaması, bir demlik armut haşlaması, armut közleme ve çaydan oluşan günlük tayınımızı yiyoruz. Üst baş çamur. Yorgun ve huzursuzuz. Çokça köylüye görünüyoruz.

Saat; 16.00'ya doğru yağış kesildi. Yollar hep çamur. Bu arada tesadüfen bir ilişkinin oğlu yayla dönüşü atla üzerimize vardı. Sigarasını bıraktı, sohbet ettik. Ayrılıp yola çıkma kararı verdik. (En uygununun bu olduğunu düşünüyoruz)
Gündüz yol alıyoruz. Pek çok yaylacıya rastladık. Her biriyle konuşuyoruz. Hepsi de ilişkilerimizin olmadığı köylerin insanları. Tembihler yapıp yola devam ediyoruz.
Yolda bir iki sapakta şaşırma durumu ile karşılaşıyoruz. Yolu doğrulttuk nihayet.!?
Tanıdık yolu şaşırmadan devam ettik. Veee! Bu sefer de arkadaşların not bıraktığı, uğramamız gereken bir evi -ki yanından geçmişiz- yirmi dakika kadar geçtikten sonra durduk ve geri döndük.
Velhasıl kelam üç günlük maceralı bir yolculuk kazasız belasız menzile vardı. Allaha şükürler olsun.?!! Arkadaşların yanına vardık.

21 Ağustos 1983

Kısa bir planlama ve toplantı yaptık. Günümüzü dinlenerek, muhabbet ederek geçiyor.

Akşam evlere gittik, sohbet edip geri döndük.Bu arada bizden önce hareket eden öncü grubun da bizler gibi aynı alanı şenlikli bir şekilde geçtiğini bol bol yol şaşırdıklarını ve nihayet vuslata erdiğini öğrendik. Gülmemek elde değil. allah sizin şerrinizden ve iyi yol bilmemenin sıkıntısından bizi korusun..!

22 Ağustos 1983

Yine aynı yerdeyiz. Fındıklıkta konaklıyoruz. Bol bol gazete, siyasi yayın var. Okumaya hasret kalmışız.

Tartışmalar (YSB'deki arkadaşlar ile kimi arkadaşlar arasında) sürüyor.

GB'deki arkadaşlar hareketin merkezinin seri bir değerlendirme yazısını hazırlamakla meşguller. Herkes tek tek yazmak durumunda ve emir büyük yerden! (şaka, oldukça gerekli olduğuna inandığım bir talep aslında.)

23 Ağustos 1983

Dün gece toplam yedi saat yol geldik. Yol ancak bu kadar çamurlu ve zorlayıcı olabilir. Ayak bileklerimiz oldukça kuvvetlenmiştir herhal.

Hareket etmeden önce daha önceki askere rastlamamız konusunda o alanda operasyon geliştiğini öğrendik. Kesin olmamakla beraber yaklaşık 40-50 asker iki gün süreyle civarda dolaşıp pusu atmışlar. Köylülerden bilgi toparlamaya çalışmışlar. Gündüzleri yol kesmişler, arama tarama yapmışlar. Tüm bu gelişmelerden sonra operasyon alanından çıkıp gelen arkadaşların yaptığı sondaj, görüşme, değerlendirmelerden lehimize bir durum oluştuğu (moral, caydırıcı etki vb) söylenebilir. Halk arasında askerlerle rastlaşma olayı çeşitli biçimlerde hikaye ediliyor. Askerlerin korktuğu, yollarını değiştirdikleri, bizlerin her tarafının cephane dolu olduğu vs. vs. türünden konuşmaları yanısıra ordunun ikiye bölündüğünü ve bunların karşı karşıya geldiği (giyimlerimizin çağrışım yaptırması nedeniyle olsa gerek) yollu konuşmalar dahi oluyor çevrede. Dün gündüz ve akşam muhteşem yemekler yedik. Konakladığımız yerde öğleden sonramız YSB'deki arkadaşlarla birlikte yaptığımız tartışmalarla geçti. Tartışma konumuz; örgüt nedir? Biz şu anda örgüt müyüz? DY imzası atıp atmama. Örgüt ve hareket...
Akşama üç gruba ayrılıp köye indik. Bizim grup banyocular takımını oluşturuyor. Çok güzel banyo yaptık. Aynı zamanda bir kaç siyasi arkadaşla yarım kalmış olsa da iyi bir sohbet geliştirdik. Sohbet konusunu özellikle dağda açık hareket edebilme ve kitle desteği yaratmaya yönelik hareket tarzı konusunda odaklaştırdık.
Sabaha karşı kampımıza döndük. Sabah iki arkadaşın da kamp yerine varmasıyla -onları geride bırakmıştık- birlik kadrosu tamamlandı.

24 Ağustos 1983

Günümüz tartışma ve hareketin, GB'nin fertlerinden istediği tek tek değerlendirme raporunu yazmakla geçti. YSB'deki arkadaşlarla birlikte geliştirdiğimiz tartışma konusu kır üssü. Öğleden sonra ise broşür tartışması yapıldı. Üç dört gündür öğleden sonraları düzenli yağmur yağıyor. Bu da bizim naylon altında hapsolmamıza neden oluyor. Bu gün ormanda tam adını bilmediğimiz -kimi arkadaşlar dağ meyvesi diyor- çitlenbiğe benzer, yumuşak, mayhoş bir tadı olan ve bol bulunan bir meyveyi tanımış olduk. Tadı fena değil. Bu akşam da buradayız. Gece yine köye ineceğiz.

29 Ağustos 1983

Dün akşam YSB'deki arkadaşların önerisi olan bir program uyarınca yeniden ilişkiler geliştirmek için çeşitli ilişkilere uğradık. Cuntadan bu yana uğranılmayan insanlarda çeşitli çekingenlikler seziliyor ilk bakışta. Zamanla bu yok oluyor.
Sabaha yakın biraraya gelip köyden ayrıldık. Az bir vakit yol alıp, uzun zamandır bizim geleceğimize göre hazırlıklı olarak bekleyen ilişkimize uğradık. Bizi dün gece beklemişler. Gelmeyince dağılmışlar. Baklava yapmışlar. Bir koca kazan dolusu mısır haşlamışlar. Hepimizin ağzı kulaklarımızda sabaha yakın saatlerde evden ayrıldık ve fazla uzak olmayan bir mesafedeki ormana geçtik. Öğleye dek uyuduk. Yemeğimiz, çayımız köyden kolektif bir şekilde örgütlenip geliyor.
YSB'deki arkadaşlarla bir kısım arkadaşın tartışması sürüyor.
Gece dört ayrı grup halinde yine belli bir program gereğince köydeki ilişkilere dağıldık. Bizim gittiğimiz evde, ananın konuşmaları hoşuma gitti.
Köyden ayrılmak üzereyken cuntaca öldürülen bir arkadaşın akrabasıyla vedalaşmamız oldukça duygusal bir tablo yarattı. Dün geceki yolculuk esnasında da öldürülen bir devrimcinin mezarı başında gece karanlığında anlamlı bir saygı duruşu yapmıştık.

2 Eylül 1983

Günümüz tartışma ile geçti. Tartışma sırasında aldığım notlarla oluşturulan veya benim aklıma gelen sorunları vs. olduğu gibi aktarıyorum.
Tartışma konusu; örgüt içi demokrasi
Ortaya atılan sorular:
-Örgüt içerisinde, oluşturulup hayata geçirilecek demokrasi anlayışı kitlelere nasıl yansıtılacak?
-Demokratik merkeziyetçilik ilkesi ile merkezi kararlara gerektiğinde tartışmasız uyma ilkesi çatışır mı?
-Demokrasi, siyasal pratiği engeller mi?
-Demokrasi, kaba eşitlikcilik midir?
-Demokrasi, örgüt, yöneticilik, liderlik ve demokrasi, uzmanlaşma... bu kısımları tartışırken anarşist ya da demokratizm baskısının ortaya çıkabilirliği...
-Bugün demokrasi uygulanabilir mi?
-Neden yukarıdan aşağı örgütleniyoruz? Yukarıdan aşağı örgütlenme ilkesi nedir? Seçim, bu ilkeyle çelişir mi?
-Düşünceleri tartışmanın demokrasideki yeri nedir?
-Partide - askeri örgütlenmelerde - demokratik kitle örgütlerinde demokrasi uygulaması...
-Farklı dönemler, koşullar demokrasinin uygulanışını etkiler mi?
-Demokraside üst organların fonksiyonları...
-Örgüt içi seçim - illegalitenin zedelenmesi sorunu...
-THKPC ile DY'de farklı bir demokrasi anlayışı mı gelişiyor?
Tartışma içi notlar:
-Örgütün politikasını her noktada tartışabilmek, karara bağlayabilme sorunu...
-Örgütte kastlaşmayı nasıl engelleyebiliriz?
-Gücün, kişilerden organlara aktarılması gereği, kolektif yönetim anlayışı...
-Koşullar değiştikçe demokrasinin uygulanış biçimi de değişmeli midir? Örneğin, olağanüstü koşullar sayılabilecek devrimci savaş dönemindeki işleyiş tarzı ile iktidarın alınışından sonraki işleyiş farklı mı olacaktır?
-Kişileri bilfiil tanımak seçim için zorunlu bir önşart mıdır? Yoksa önemli olan o kişilerin savundukları düşünceler mi olmalıdır? Yani düşünceye mi oy vermeliyiz? Düşünceye (ve dolayısıyla onu savunan insana) oy vereceksek, pratikte yeterlilik, deneyimlilik, görevin adamı olup olmamanın önemi yok mudur? (Aynı düşünceyi paylaşan iki kişiden birisi yöneticilik vasıflarını taşırken, diğeri yetersiz olabilir).
-Yukarıdan aşağı örgütlenme nedir? Partinin kuruluş yolunu ifade eden bir deyim midir? Yoksa daha sonraki örgütlenmelerin de yukarıdan kurdultulması olarak mı anlaşılmalıdır? Yani bu ikinci şıkkı, demokratik merkeziyetçilik ilkesindeki merkezi yanın ağır basması ile eş anlamlı olduğu şeklinde yorumlanabilir mi? Yoksa üst organların alt organları oluşturması (aksinin olmaması) anlamında mıdır?
-Örgüt - sınıf bağı, işleyişi nasıl sağlanacaktır? Sınıf örgütü (parti) üyeleriyle parti dışı unsurların düşüncelerini, örgütün çeşitli politikalarının tespitinde etkisi nasıl sağlanacaktır?
-Demokraside seçim mekanizması her derde deva bir ilaç mıdır?
-Kitle kuyrukçuluğu, legalizm, demokratizm, popülizm nedir?
-Yasama erki (karar alma), yürütme erki (pratik, yönetim), yargı erki (denetim)... bu süreçlerin herbirinde demokrasinin uygulanışı nasıl olacaktır?
Yasama (karar alma) konusunda belirli bir açıklık var kafalarda. Örneğin, birimin (GB, YSB vs.) oturup tartışması, karar alması konusunda pek itiraz gelmemekle birlikte, organların seçimi konusu gündeme geldiğinde tıkanmalar oluyor. Bu, özellikle de bir üst organın seçimine alt organın etkisinin ne kadar olacağı konusunda ortaya çıkıyor.
Yürütme sorununda da tıkanmalar görülüyor (örnek bir soru da; birbirine 3 - 3, 4 - 4 gibi berabere durum ortaya çıkaran seçimde ne yapmalı? Sekreter, komutan vb. oyu çift mi sayılmalı vb.?)
Yargı yetkisi konusunda pek düşünce üretemiyoruz!
-Alt organlar üst organları seçmeli midir?
-Direniş komiteleri önermesinin demokrasi - devrimci hareket - kitle ilişkisi açısında irdelenmesi...
-Demokrasi yalnızca seçim mi demektir? Seçimden başka işleyiş yolları olmaz mı? Ve yine parti örgütlenmesinde uygun gözüken seçim işleyişi (delege seçimi, genel kurul, MYK vb.) askeri örgütlenmelerde de aynen uygulanabilir mi ya da olmalı mı?

3 Eylül 1983

Tartışma konusu: Kır Üssü Yürütmesi ya da Kır Üssü Konseyi
-Konsey seçim yoluyla oluşturulacaksa, YSB'lerdeki ve hatta şehir örgütlenmelerindeki arkadaşların oy vermeleri zorunlu mudur? Böylesi bir seçim anlayışı yukarıdan aşağı örgütlenme anlayışına taban tabana zıt bir durum olmaz mı?
-Konsey, gerilla birliği -ki en üst organdır- kır üssü içerisinde mi oluşturulmalı, hareket etmeli? Yoksa bölgesel gerilla birlikleri oluşturulup, konseyin bunlara dayanması mı sağlanmalıdır?
-Konseyin anlamı, görevleri, seçimi, denetlenmesi...
-Üst organların oluşturulması, alt organların tamamının ortak seçimiyle yapılabilir mi?

5 Eylül 1983

Tartışma konusu: Bölgesel Gerilla Birliği
-BGB şu anda kurulmalı mı?
-BGB ne iş yapacak? Nasıl yönetilecek? GB ile ilişkisi nasıl sağlanacak? GB ile YSB'lerin ve il-ilçe organları arasındaki varolan ilişki devredilecek mi? vb. vb.
Bu gece üç saat kadar yol aldık. Uzunca bir süredir görmediğim dostları gördüm.

6 Eylül 1983

Günün sürprizi; GB'den bir arkadaş ile YSB'den bir arkadaş arasında söz kestik. Bu haber hepimizce hoş karşılandı ve kabul gördü. Ancak bunun gelişim süreci ve yarattığı çağırışımlar konusunda ben ve bir arkadaşın yaptığı acı-sert (ve de tatsız) eleştiriler (ki doğru olduğuna inanıyorum) havayı azıcık ekşittiyse de daha sonra arkadaşların gönlünü almaya çalıştım.

8 Eylül 1983

Bugün üzerimizde akşamki yedi saatlik yolculuğun yorgunluğu var. Yine de gündüz uyuyamadık.
Sabah üç parça kahvaltı geldi ve üçüde bitti.
Çeşitli konularda çalışma grupları oluşturduk.
a)Seçim Konusu.
b)Kır Üssü'nde örgütlenme sorunu üzerine şimdiye dek yaptığımız tartışmaların broşüre dönüştürülmesi.
c)GB eğitim programı.
Ayrıca bir grup arkadaş da YSB'den izinsiz ayrılıp, geri dönen sorunlu bir arkadaşın durumunu değerlendirip, karar aşamasına getirecekler. Daha önce de buna benzer sorunlar çıkartan birisi. Büyük ihtimal yapımızın içerisinden uzaklaştırma cezası vereceğiz.

9 Eylül 1983

Bugün verimsiz geçti. Hava yağıyor. Sıkıntı verici, pis bir hava...
Gece çeşitli evlere uğradık. Bunların arasında özellikle uyarılması gereken, yaramazlık yapmış insanlar önceliği aldı. Sonuç olumlu.

10 Eylül 1983

Sorunlu vatandaşın durumu, GB ve YSB'deki arkadaşların ortak toplantısında görüşüldü. Çeşitli yanları gözönüne alınarak karara varıldı: Hareketten uzaklaştırma! Daha ağır bir cezaya gerek görülmedi.

11 Eylül 1983

Dün gece boyunca, sabaha kadar usul usul yol yürüdük. Yolculuğun başında uğradığımız bir köyde üç grup oluşturduk. Köyün tamamı anti-faşist ve demokrat nitelikli insanlardan oluşuyor. Geçmişte köy komitelelerinin oluşturulduğu bir yer.

Bir grup arkadaş şanslı çıktı. Gittikleri evde TV var. 12 Eylül programını izleme olanağı doğdu. Bunun pek matah olmadığı görüşündeler. Bizim konuk olduğumuz evin sahibi de yaşlıca, çevreyi ve olan bitenleri kavrayan, devrimci mücadeleye sempati duyan birisi. Arkadaşların da zaman zaman uğradıkları bir ev. Eve girer girmez MGK'nın büyük bir çerçeveletilmiş portresini görmemiz bizi şaşırttı. Sohbetin uygun bir yerinde konuyu açtık .«şeytan hep gözümüzün önünde durdukça nefretimiz artar» diye gerekçe getiriyor ama biz daha çok bunun operasyonlarda paratoner olarak görüldüğü düşüncesindeyiz. Sonuçta kaldıracağına, gereksizliğine ikna oldu.

Aslında posterin asılışı da çok ilginç. İki duvarın kesiştiği köşeye yakın bir noktada, duvarın bir yüzünde MGK'nın posteri var. Hemen bitişik duvarda ise bir film afişi. Neşe Karaböcek'in bir filmi. Neşe Karaböcek kolunu MGK'ya doğru uzatmış işaret ediyor ve afişte büyük harflerle filmin ismi: KUKLALAR! Bayağı güzel, ince bir espri oluşmuş bilmeden.

Gündüzü ilişkimizin sürdüğü, canavar gibi bacılarımızın olduğu bir yerde geçiriyoruz.

Hepimizde bir vücut halsizliği, kırgınlık var.

13 Eylül 1983

Bugün bölgede ilk defa bir köye gündüz açıktan giriyoruz. Köyün genel siyasi yapısı yüksek değil. Devrimcileri 12 Eylül öncesi mücadele ve çalışmalarından tanıyorlar. Karşılaştığımız birçok insan, gerek sayımızın fazlalığından gerek elbiselerimizin tek tip oluşundan ve özellikle de 12 Eylül'den sonra açıktan faaliyet yürütmemiş olmamızdan devrimciliğimizden şüpheleniyor.

Birçok insanı devrimci olduğumuza inandıramadığımız gibi, köyde bulunan muhbirimsi adamı tehdimizde bile bizi asker zannederek uzunca süre devlete yaptığı yardımı ve muhbirlik yapabileceğini (devletten korkusu nedeniyle) savunmak durumunda bıraktı.

Köyün en büyük özelliği yörenin tüm dini hocalarının yetiştiği ve bölgenin yerleşim biçiminden farklı oluşu.
Gece bir önceki köyden ihbar yediğimiz doğrultusunda haber alıyoruz. Ve GB'nin kır üssü üzerinde bir turu tamamlanmış, ihbarı dikkate alarak dikkatlice geriye dönüşümüze başlıyoruz.

14 Eylül 1983

İkibuçuk saat yolculuktan sonra, daha önce uğradığımız bir köye geliyoruz. İlk gün kamp yapıp, ikinci günün gecesi yola koyulmayı planlıyoruz. Halk ilişkilerine gitmediğimiz tamamen kendi iç tartışmalarımıza yönelik bu kampta B.G. Birliği'ne geçiş birliğinin kurulması ve içimizde yer alacak arkadaşların saptanması, yürütmenin oluşturulmasının gerekliliği tartışılıyor.

15 Eylül 1983

Başlattığımız G.B geçiş birliği kurulması ve kimlerin yer alacağı tartışması bitiriliyor. Ve hayata geçirilmeye başlanıyor. Fakat bu arada, komutan arkadaş G. Birliği ile tartışmanın sonuçlanıp karara varılmadan B.G. Birliği'ne girecek arkadaşları tartışıp somutlaması ve onları faaliyete sokması nedeniyle iç işleyişimize ters kararlar ve pratik adımlar attığından eleştirildi.

Yürütmenin oluşturulması ve gereklilikleri nasıl oluşacağı konusu sonuçlanmadı. Gerek bir arkadaşı yürütme içinde B.G. Birliği'nden de arkadaşların olması gerektiği düşüncesi tamamen giderilmediği, gerekse komutan arkadaşın G. Birliği'nden (tamamen veya kısa süre) ayrılacağını belirtmesi yürütmenin oluşturulması tartışmasının sonuçlandırılmasını ileri bir tarihe bıraktı.

Akşam üzeri yakın bir köye geçip eğlence düzenliyoruz Eğlenceye katılım olmadığından eğlence güzel olmuyor.

17 Eylül 1983

Gündüzün tamamı B. G. Birliği'nin oluşturulma süreci ile YSB ilişkileri, fonksiyonları ve çalışma tarzı üzerinde tartışmalarla geçti. Bu tartışmalar içinde yine demokrasi anlayışı konusundaki farklı bakış açıları ortaya çıktı. Bir çoğumuz hala o günkü örgütlenme şeklinin yukarıdan aşağıya belirlenmesi ile anlayış olarak bütün örgütlenmelerdeki yoldaşlarımızın bir üst organın belirlenmesinde etkili olabilmesi arasında çelişkili gibi görünümü tam olarak kavrayamadığımızdan tartışmalar tıkanabiliyor. Tartışmadan sonra, akşam, ilişkilerimizin olduğu evlere yemek yemeğe gittik. Gittiğimiz evde genellikle yarınki tartışma konusu kadın-erkek ilişkileri üzerine tartışmalar dolaylı bir biçimde sürdü. Geceyi genel olarak dinlenmeye ayırdık.

18 Eylül 1983

Sabah erkenden kalktık. Bir önceki gün tespit ettiğimiz programımıza uygun olarak kadın-erkek ilişkileri ve evlilik konusundaki anlayışımızı somutlaştırdık. İçinde bulunduğumuz mücadele koşulları nedeniyle anlayış olarak tespit ettiklerimizin hayata geçmesinin şartlarının bulunmaması ve bugünden yarına örgütlenmelerimizin gelişmesi; yeni bir çok arkadaşın birliklerimize katılması sözkonusu olduğundan bu sorunun çözümlenmesi, bugünkü kapalı yaşantının gereklerine uygun biçimde yürütülmesi gerektiği, bu nedenle bu sorunun uzun vadeli eğitimle çözülebileceği sonuçlarına varabildik. Daha sonra B.G. Birliği'nin kır üssünde, A bölgesinde kışı geçireceği bölgelere dönüşün programı ve bölgede yapılacak pratik eylemlerin program ve kalacak arkadaşların kalış sorunlarını karara bağladık. Akşama geriye dönüşe başlıyoruz.

Bayramın ikinci akşamı olması dolayısıyla gittiğimiz evde kendiliğinden gelişen çok güzel bir eğlence ortaya çıktı. Mahalledeki, hemen hemen yaşlısıyla, genciyle herkesin toplanıp coşkuyla katıldığı eğlencede, daha iki ay önce köpeklerin havlamasından, yoldan arabanın geçmesinden tedirgin olan halkın, endişesiz, korkusuz halay çekebildiğini, sesini kısmadan konuşup, türkü söyleyebildiğini yaşadık.

Açık faşizm koşullarında mücadelenin bütün aşamalarında savaşırken, halk kültür ve şenliğinin yaşatılabileceğini küçük biçimde de olsa yaşayarak gördük.
Ayrılık sahnesi çok anlamlıydı. Beş dakika önce coşkuyla türkü söyleyen halkımızın ayrılacağımızı duymasıyla gözleri dolu dolu olmuş, bir çoğu ne zaman geleceksiniz, diye soruyor. Bir yaşlı amca «ayrılık olacağını bilseydim, gelmezdim» diyor. Böylesi bir hava içinde ayrıldık. Bu arada kalan arkadaşlarımız teselli kaynağı oldu.

G.B. Birliği'nin sekiz üyesinin dönüşe başladığı bu gecede bir arkadaşın pratik eylemler için kalmak istemesinin kendisinde ve bu olumlu gecenin sonrasında yarattığı olumsuzluğu gördük.

21 Eylül 1983

şehirdeki ilişkiler için bir arkadaşımız şehre iniyor. Bizler de seçimler üzerine yazının hazırlanması, genel olarak kendi yönetimimize yönelik bireysel kitap okumayla günümüzü geçiriyoruz Akşam şehirden arkadaşımız gelmiyor. İki arkadaşla birlikte başka bir köye gidip arkadaşımızda bulunan film makinası ile G. Birliği'nin filmini çekmeyi düşünüyoruz. Arkadaşı bulamadığımızdan makinayı alamıyoruz, tabii üzülüyoruz. Diğer arkadaşlar köyde evlere giderek, gerek yiyecek gereksinimlerini karşılıyorlar gerekse seçimler üzerine politikamızı açıklayarak geceyi değerlendiriyoruz.

23 Eylül 1983

Bu bölge yeni çalışmaya girdiğimiz bir bölge. Çalışma yürüten YSB'den arkadaşları arıyoruz. Arkadaşların yakın zamanda bölgeye gelmediğini, eski gelişlerinden dedikodular çıktığını öğreniyoruz. Bu arada, halktan, çok canlı bir amcayla tanışıyoruz. Bize yeni bir yol öğretiyor. Yaylaların eteğindeki ormanda kamp kuruyoruz. Havalar tekrar düzeliyor. Fakat, gerek mevsimin değişmesi gerek yükseklerde olmamızdan soğuk hissediliyor. Gündüz dinleniyor ve akşama doğru yaylaların boşalmasından erken yola çıkıyoruz. Beş, altı saatlik rahat bir yolculuktan sonra eskiden faaliyet yürüttüğümüz alana giriyoruz. Hepimizin morali yüksek, gayet neşeliyiz. Köye gelince, yarınki yiyecek ihtiyacımızı ve YSB'li arkadaşlarımızı bulmak için ikiye ayrılıyor, köyün iki mezrasına hareket ediyoruz. Bu neşemiz evin kapısında ortadan kalkıyor. Evde, YSB'li arkadaşlarımızın bir başka köyde ihbar edildiğini ve ihbar sonucu iki arkadaşımızın yakalandığını öğreniyoruz.
Üç kişi olarak gittikleri köyde, eskiden solculuk yapan bir kişi tarafından ihbar edildiklerini, iki araba jandarma tarafından gündüz evde uyurken, çatışmadan yakalandıklarını öğrenmek hepimizin canını sıkıyor. YSB'den bir arkadaşın köylülere yardım için dışarıda olması, yakalanmamasını getiriyor. Yakalanma üzerine çeşitli yorumlar ve değerlendirmeler yapıyoruz.

Yeni dönemde, kırsal örgütleme içinde ilk defa yakalanma oluyor. Daha sonlarının nereye varacağı açığa çıkmadı. Hepimiz ihbarcılığın önlenmesi, örgütlenmemize verdiği zarar nedeniyle, ihbarcının cezalandırılmasını düşünüyoruz. Bunun için istihbarat ve olayın tam olarak açığa çıkartılması için çalışmalara giriyoruz. İlişkilerimizin morali bozuk. Yakalanma ve biçimi onları olumsuz etkilemiş. Bunun üzerine bu köyde bir gün daha kamp yapmayı düşünüyoruz.

1 Ekim 1983

Günümüzü broşür tamamlanması ve serbest çalışmayla geçiriyoruz. Akşama köyden ayrılıp bir başka köye geçip broşürü basmayı ve arkadaşları bulmayı düşünüyoruz. Akşam, ikmalimizi yapmak için erken saatlerde köye iniyoruz. Yemek yiyeceğimiz eve gidip kısa sohbetten sonra, sofraya oturacağımız sırada köye bir araba geldi. Beş dakika geçmeden gelenlerin jandarma olduğunu ve bizim evinde olduğumuz abiyi aradıklarını öğreniyoruz. Jandarmanın olduğunu öğrenince hepimiz hazır vaziyette bekliyoruz. Evin kadını çok rahat; «siz oturun yemeğinizi yiyin» diyor. Biraz sonra ev sahibi arkadaş jandarmaların yanına gidip geliyor ve bize on onbeş civarında olduklarını, son barınakların bulunması ve bizlerin o köylere geçebilme olasılığı üzerine muhbirliği teşvik edici toplantı yapacaklarını belirtiyor. Biz yine farklı gelişmelere karşı evi terk ediyor, araziye çıkıyoruz. Araziye çıktıktan sonra yakalanan arkadaşların köye yüzleştirmeye getirilebileceğini, bunu öğrenip, köye getirilmişlerse arkadaşları cuntanın elinden almayı düşünüyoruz. Daha sonra böyle bir şeyin olmadığını, saat 22:00'de jandarmaların gittiğini öğreniyoruz. Tekrar aynı eve gidip yemeğimizi yiyoruz. Saat 12.00'yi bulduğundan bu gece gitmekten vazgeçiyoruz. Köyün alt mahallesine gelip orada konaklıyoruz.

2 Ekim 1983

Gündüzü susuz bir pelit koruluğunda geçiriyoruz. Akşama önümüzde uzun yol var. Pusu ve ihbar ihtimaline karşı farklı bir yolu deniyoruz. Yolda bol miktarda araba çalışıyor. Araba yolunu geçtikten sonra ırmakları da geçiyor ve esas yolumuz olan sırta vuruyoruz. Birkaç saat gittikten sonra birçok arkadaş, «çevremiz nasılsa meşelik, gece yatalım, gündüz yürürüz» eğilimi gösteriyor. Yolun da ara ara kaybolması bu eğilimi çok güçlendiriyor. Ve kalıyoruz. Tabii yola çıkarken bozuk olan hava yağmaya başlıyor. İlk önce yağmur, sonra da kar. On santime yakın kar oldu. Mevsimin ikinci karı. Saat 15:00'e doğru yola başlıyoruz. Hepimizin ayaklarında yazlık ayakkabının bulunması ayaklarımızı üşütüyor.

3 Ekim 1983

Önce bulunan barınağı ve çevresindeki depoları kontrol ediyoruz. Karanlık bastığında orman içindeki araba yolundan devam ediyoruz. Kar hala yağıyor, yükseldikçe tipiye dönüşüyor. İki üç saat sonra daha önce ilişkimiz olan bir köye geliyoruz. Hepimiz üşümüş ve karnı aç vaziyetteyiz. Gideceğimiz evin kapısına varıp ev sahibini uyandırıyoruz. Eve almak istemiyor, epey uğraşıdan sonra eve girebiliyoruz. Evde tam bir korku ve yılgınlık havası esiyor. Zor bela ekmek veriyorlar, uzun konuşmalardan sonra biraz rahatlıyorlar. Gece sabah beşe kadar aynı evde kalarak dinlenip, ısınıyor ve elbiselerimizi kurutuyoruz.

4 Ekim 1983

Sabah karanlığında yola koyuluyoruz. Hava serin. Önce kahvaltı yapıp, günün ışımasını bekliyoruz. Önümüzde kısa yolculuk var. Hava açıyor, serin ve kar olmasına rağmen doğa çok güzel. Bir de ayaklarımız ıslanıp üşümese. Öğleye doğru gideceğimiz köyün yaylalarına varıyoruz. Yemek geldikten sonra dinleniyoruz. Akşama köye gidiyoruz. Köye varınca burada da cuntanın gözdağı vermek için ağılları aradığını, köyde dolaştığını öğreniyoruz. İlişkide olduğumuz insanlar çok rahat. Hatta bizi yolda gören tanımadığımız bir arkadaş evine götürüyor. Yemeği orada yedikten sonra banyo yapıyoruz. Geceyi köyde bu evde kalarak geçiriyoruz. Kaldığımız evin insanları candan ve rahat davranıyorlar.

5 Ekim 1983

Ev çok geniş. Birkaçımız odanın birinde broşürün son düzenlemesini yaparak basmaya hazırlanırken, diğer arkadaşlar farklı odada çalışmalarını sürdürüyorlar. Akşam olunca birkaç arkadaş köyden davet edilen eve gidiyor. Diğerleri broşürün basımına devam ediyor. Sabaha karşı hep birlikte araziye çıkıyoruz. Evde kalırken ilginç haberlerle karşılaşıyoruz: Amasya cezaevinden otuz devrimci kaçmış. Askeriye içinde bir grup kaçarak devrimcilere katılmış. Köy kapalı toplumun ilginç özelliklerini gösteriyor. Söylenenin doğru veya yanlış olduğunu araştırmadan benimsenebiliyor. Köyün en iyi özelliği çok miktarda genç arkadaşın olması. Örgütlendiğinde her yönüyle örnek olabilecek köylerden.

6 Ekim 1983

Hava soğuk olduğundan ve broşürün kalan sayfalarının basımının rahatça tamamlanması için boş bir ağıla yerleşiyoruz. Gündüzü broşürü bitirmek ve serbest çalışmayla geçiriyoruz.

Akşama köye gidiyor, eksik olan ihtiyaçlarımızı şehirden aldırmayı amaçlıyoruz. Köyde gittiğimiz evde başka bir şehirden gelen ve o köylü üç dört kişiyle sohbet ediyoruz. Samimi davranıyorlar. Diğer şehirden gelen ağbinin şehirdeki devrimcilerle ilişkisinin varlığı gözlenebiliyor. Daha sonra bir ağıla davet ediliyoruz. Biz üç arkadaş ve köyden arkadaşlar da katılıyor. Gittiğimiz ağıldakiler kuzu kesiyor. Yorgun ve geç olduğundan etin çok az bir kısmını yiyor, diğer kalanlarını da arkadaşlara götürüyoruz. Yarın öğleden sonra köyden ayrılmayı düşünüyoruz.

9 Ekim 1983

Uzun yol yürümenin yorgunluğunu gidermek için gündüzü dinlenmeye ayırıyoruz. YSB'den arkadaşları görmek için başka bir köye geçmeyi düşünüyoruz. Evdeki insanların tavrı ayrıldığımız güne göre iyi. Erken saatte yakın köye uğruyoruz. Arkadaşların iki gün önce uğradıklarını ve buluşmaya çağırdığımız yerde beklediklerini öğreniyoruz. Evdeki insanlar canlı ve coşkulu, yalnız İstanbul'da çalışan fazlaca korkuyor. Köyde bize karşı nöbet bekletildiğini öğreniyoruz. Ama köyün ortasından geçmemize rağmen kimseyle karşılaşmıyoruz. Daha sonra kamp yerimize çekiliyoruz.

10 Ekim 1983

Saat sekize kadar dinleniyoruz. Daha sonra serbest olarak kendi eğitimimizle ilgili kitapları okuyoruz. Öğle yemeğinden sonra iki arkadaş YSB'li arkadaşları aramaya gidiyor. Akşama belli bir yerde buluşarak yeni bir köye gitmeyi ve YSB'den iki arkadaşın bir başka tarafa broşür götürmesini kararlaştırıyoruz. Buluşmamız beklediğimizden de kolay oluyor.
Akşama doğru yeni kamp yerini buluyor ve havanın kararmasını bekliyoruz. Köye gidişimizde beklediğimiz hem yeni ilişkilerle tanışmak hem de daha önceden köylüleri ihbar etmiş biriyle konuşup, bu tür yanlışlıklara bir daha düşmemesini sağlamak. İlk önce ihbarcı olarak nitelenen, köyde ve çevrede sevilmeyen adamın evine gidiyoruz.

Adam bizi gayet iyi(!) karşılıyor. Her davranışından yağcı, çıkarını gördüğü zaman bir başkasını satmaktan çekinmeyecek birine benziyor. Olayı bir başka biçimiyle kendi açıyor. Tabii biz düşündüklerimizi ve neler olabileceğini ortaya koyunca pısıyor. İlk baştaki yapmacık samimiyeti ve canlılığı ortadan kalkıyor. İşin ilginci alevilerin oruç ayındayız (Muharrem ayı) ve geleneklere göre hiçbir canlıya bıçak vurmamaları gerekirken, adam yaltaklığından bize horoz kesiyor. Hatırlatınca da (üstelik kendisi de alevi) unuttuğunu, hatta hanımıyla çekiştiğini bildiriyor. Diğer gittiğimiz evlerde bölgede herşeyiyle yeni olduğumuz ortaya çıkıyordu. Hatta bu gece bölgede kaybolan bir keçiyi bizlerin yemediğini ve yemeyeceğini, daha doğrusu bizlerin nasıl insanlar olduğumuzu anlatmakla geçti. Kamp yerimiz kötü. Yerler ıslak. Hepimiz alttan üşüyoruz. Sabaha karşı hava bozuyor.

11 Ekim 1983

Hava yine birden çok soğudu. Tabii sabah kalkınca soğuktan, hiçkimse neşeli değildi. Bir yandan yanan ateşte sabah kahvaltılık vb.lerini hazırlarken, bir yandan da ıslanan battaniyeleri kurutmaya çalışıyoruz. Kimsenin canı ne kitap okumak ne de bir iş yapmak istiyor. Öğleden sonra hava ısınıp normale döndü. Bizler de köyün üst başında yeni bir kamp yeri bulup, bir başka köye gitmeyi düşünüyoruz. Ormanlığın içinde pek uygun olmasa da (yola yakınlığı ve normal çeşmenin üzerinde olması nedeniyle) bir yere kamp kuruyoruz. Havanın bozulma ihtimaline karşı yerlerimiz ıslanmasın diye naylon çekiyoruz.

Arkadaşların üçü, bir başka köye bir akşam önce ısmarladığımız malzemeleri almaya ve G. Birliği'nden gelecek arkadaşların bizleri bulacağı yerin notunu bırakmaya gittiler. Bizler de, ikinci defa gidilen bir köyün mezrasına gidiyoruz. Köye varınca ilk önce gideceğimiz evde erkek olarak kimsenin olmadığını öğreniyoruz. Gerek seçimlerden, gerekse ihbarla yakalanma üzerine ve genel olarak politikamız üzerine iyi sayılabilecek tartışmalı sohbet yapıyoruz. Geç saatlere doğru evde tedirginlik doğdu. Karşıdan bir elfeneri ışığını araba farına benzeterek ışıkları söndürüp bizleri dışarıya çıkarmaya yöneldiler. Daha sonra bizler öyle heyecana kapılmayıp durunca yeniden lambayı yakıp sohbet etmeye yöneldiler. Saat 24.00'e doğru kamp yerine geldik. Diğer arkadaşlar daha dönmemişler. Bizler dinlenmeye koyulduk. Arkadaşlar ancak sabaha doğru gelebildi.

13 Ekim 1983

Hava sabahleyin güzel. Zamanımızı programlıyoruz. Ayın 15'ine kadar arkadaşlar gelmezse muhbirlik olayıyla ilgilenmeyi ve dağa sonra D bölgesine doğru yol almayı düşünüyoruz. Öğleden sonra hava bozuyor. Akşama yağmur çiselemesi altında birbuçuk saatlik yürüme uzaklığında bir köye gidiyoruz. Köyde yeni iki arkadaşla tanışıyoruz. Geç vakit kamp yerine gelmek için yola çıktığımızda kar yağdığını ve köyden arkadaşın traktörle götürme önerisine karşılık, traktörü süren arkadaş soğuktan gidemeyeceğini bildiriyor. Kamp yerine gelip yatıyoruz. Sabaha karşı üzerimize naylon yırtılmasıyla kar yağıyor.

15 Ekim 1983

Sabah erkenden kalkıyoruz. Hepimiz mezradan aynı gün ayrılmayı düşünüyoruz. Ama dışarıda yağan kar nerede kamp yapacağımız konusunda bizleri tartıştırıyor. Bu düşüncelerle öğle yemeğinden sonra mezradan ayrılmayı planlıyoruz. Saat 13.00 haberleri bizler için kara haber oluyor. A bölgesinde çatışmada iki yoldaşımızın öldüğünü, ikisinin de yaralı ele geçtiğini öğreniyoruz. Ölen ya da yakalanan yoldaşlarımızın B.G. Birliği'ne geçiş birliği elemanları olması örgütlenme ve bölgenin yeniden gözden geçirilmesini beraberinde getiriyor.

19 Ekim 1983

Hepimizde, yoğun operasyonların olması ve B.G. Birliği'nin imha edilmesi nedeniyle YSB'lerin yaşama güçlüğüne düşebileceğinden bölgeye müdahale gerekliliği var. Müdahalelerin hangi biçimde yapılacağını tartışıyoruz. Diğer yandan yakalanan iki arkadaşla birlikte YSB'nin ortadan kalkması probleminin çözülmesi gerekiyor. Bu arada komutan, görülen duygusal davranışlar üzerine bir konuşma yapıyor. Ve sorunları tartışmakla günü tamamlıyoruz.

18 Ekim 1983

Günü aynı kamp yerinde tartışmaları somutlaştırıp belli bir sonuca varmakla geçiriyoruz. Akşam üzeri yakın bir ağıla geçmeyi düşünüyoruz. Fakat bugün gelmesi gereken Y. S. Birliği'nden arkadaşların gelmemesi son günlerde olan olumsuz gelişmeler nedeniyle bizleri karamsar düşünmeye itiyor. Bütün bunlara rağmen arkadaşların başına bir olumsuzluk gelmemiş olacağı, bizlerin de normal olarak haber bırakıp yakındaki ağıla geçmemiz ağırlık kazandı. Gece ağılın yanında çadır kurduk. Yatarken tüm arkadaşların kafasında beş yoldaşın bu hatta tek ilişki olan.......... bilmesi ve herhangi bir konuşma ile gireceğimiz risk gerek sesli gerekse sessiz biçimde tartışılıyor.

19 Ekim 1983

İki üç saat yolculuktan sonra düşündüğümüz ağıla gidiyoruz. Evin erkeği olmamasına rağmen evin kadını rahat davranıyor. Akşam yemeğimizi yiyoruz. Yakın bir yere kamp kurup arkadaşları bekliyoruz. Sabaha karşı arkadaşlar geldiler. Sabaha karşı ormana çekilip YSB'le siyasal tartışmalara ve bölgedeki siyasal yönelişimize günümüzü ayırıyoruz Akşama yeni geliştirdiğimiz ilişkilerin bulunduğu köyün ağıllarında kamp yapmaya gitmeyi planlıyoruz. Erken saatlerde yola çıkıp ağıla varıyoruz.

21 Ekim 1983

Sabah erkenden nöbetçiler, çevrede sesler olduğunu, köylülerin ya davar kaybetmiş olup aradıklarını ya da bizleri görüp, bizlere yöneldiklerini söylüyor. Hepimiz uyanıyoruz.Henüz çantalarımızın toparlanması bitmeden bir kaç kişi «çevirin, aşağıdan kaçıyorlar, koşun» diye bağırarak üzerimize geldiler. Üzerimize gelenleri teslim aldıktan sonra arkadan bir çok insanın geldiğini ve hepsinin teslim alınmasıyla amaçlarını öğreniyoruz. Bir kısmı bizleri, sabah odun toplamaya gelen bir kadının gördüğünü ve kaybolan malı yediğimizi söylediğini, bir kısmı da çevrede ayı dolaştığını, hayvanlara saldırdığını bunun için de ava çıktıklarını söylüyorlardı. Tabii, bütün köyün bizden haberi olması nedeniyle, köyü topluca görüp, konuşup ihbar etmemelerini söylemeyi düşünüyoruz. Yanımıza aldığımız köylülerle birlikte köye gidiyoruz. Tahmin ettiğimiz gibi köyün tümünün haberi olmuş. Gençlerden birisi, devrimci sempatizanı olduğunu ve bizleri şapkalarımızdaki amblemlerden tanıdığını söylüyor. Köyde bütün gördüklerimiz, konuştuklarımız ihbar olmayacağı fakat sabah köyden bir traktör geçtiğini ve bizleri takip ettiğini, bizleri görmüş olduklarını, onların ihbar! edebileceğini söylüyorlar. Gündüzün erken olması nedeniyle köyün öğretmeniyle konuştuktan sonra (ilerici birisi) güvenlik açısından araziye çekiliyoruz
 Giderken hepimiz izin sorun olmayacağını belirtiyor, fakat yerlerin ıslak olması nedeniyle iz vermeden ilerleyemiyoruz. Köyden bir kaç saat uzaklıktan meşelik bir dağa çekilip kamp kuruyoruz. Olası gelişmeleri düşünüyoruz. İhbar olması, olabileceği konusunda düşünceler ağır basıyor. Hızlıca ilişkilerimizin olduğu alana doğru çekiliyoruz. Yolda daha önce, yeni komutan arkadaşı getirmek üzere giden arkadaşlarla ve komutan arkadaşla karşılaşıyoruz. Karşılaştığımız arkadaşlar yoldan bir pikap askerin geçtiğini belirtiyorlar. Havanın yağışlı ve yerlerin çamur olması nedeniyle epeyce yoruluyoruz. İlişkimizin olduğu köye gelince evde yemek yiyor, sabaha kadar dinleniyor ve konaklayacağımız ağıllara doğru yol alıyoruz.

23 Ekim 1983

Konaklayacağımız yere vardığımızda sabah olmuştu. Kahvaltı yapıp yatmaya çalışırken nöbetçi arkadaşlardan birisi, dışarıda helikoptere benzer bir sesin duyulduğunu söylüyor. Ama hiç birimiz önce ihtimal vermiyoruz. Bulunduğumuz yerin çam ormanı olması, havanın rüzgarlı ve yağışlı olması nedeniyle ormanda bu tür seslerin artabileceğini düşünüyoruz. Ve nöbetçi dışındaki tüm arkadaşlar yatıp uyuyor.
Yatalı bir kaç saat olmadan, nöbetçiler hepimizi uyandırıp helikopterin dolaştığını belirtiyor. Toparlanıp, çalılardan çıkıp ormana yöneliyoruz. Ormanda alıcıdan telsiz konuşmalarını dinliyoruz. Dün gördüğümüz köyden ihbar yediğimiz açık. Telsizler sürekli hepimizin girdiği dereyi gösteriyor. Helikopterin dereye inip, izlerimizi kontrol ettiğini öğreniyoruz. Havanın sisli oluşu ve izlerimizin dere içinde kaybolması nedeniyle bize ulaşmak istemeleri başarısızlıkla sonuçlanıyor. Diğer bir yandan, önümüzün kesilerek çember içinda kalmamız hesaplanıyor. Yolumuza devam ederken, arkadaşlar yollarda asker gördüklerini belirtiyor. Dikkatlice çekiliyoruz. Uzun ve yorucu yolculuğumuz kar yağışı altında sürüyor. Azığımız az, gideceğimiz köylerde de operasyon olacağını tahmin ediyoruz. Onun için de köye uğramamayı düşünüyoruz.

Köyden geçip bir mezraya uğruyoruz. Köyden önceki gün beş askeri.............grubuyla köyü bastıklarını ve köyün üstünde ......... aradıklarını öğreniyoruz. Bunun üzerine ormanda kalmayı kararlaştırıyoruz. Bütün riskine rağmen ateş yakıp, kurunup yatıyoruz. Operasyona karşı naylon açmıyoruz.Sabah erken saatlerde yakın köyün yolundan askeri araçların geçtiğini duyuyorum. Alıcıdan telsiz konuşmasını dinliyoruz. Operasyonun yakın köyden başlayıp ters istikamete yöneldiğini ve operasyon dışında kaldığımızı öğreniyoruz. Akşama yakın köye gidip yemek yemeği ve erzak alıp hızlıca, ilişkilerimizin iyi olduğu, arazinin tanınıp bütün yönleriyle kullanılabildiği bölgeye geçmeyi amaçlıyoruz.

Köye girdiğimizde, bir gün önce askerlerin araziyi aradıklarını öğreniyoruz. Gerek gittiğimiz evlerdeki durum, gerekse yiyeceğimizin iyi olması moralimizi yükseltiyor. Amaçladığımız yere varamıyoruz. Bir saatlik zaman yetmiyor.

28 Ekim 1983

Gündüz gideceğimiz mezra ve köyden bilgi alıyoruz. Köye ve mezraya az sayıda askerin geldiğini, içki içip, bir gece kalıp gittiklerini öğreniyoruz. Köylüler operasyonu, eskiden köyde olan ihbarcıya bağlıyorlar. Bir kısmımız, YSB'li arkadaşları aramak için önden, ilişkilerimiz olan köylere gidiyor. Çoğunluk olarak bizler, köyde kalarak banyo ihtiyacımızı gideriyoruz. Sabahleyin birlik yine bütünleşiyor. Arkadaşları aramaya giden grubumuz, gittikleri köylerden mevcut çözülmenin yansımasının olumsuz olduğunu, şehirdeki ilişkilerimizde belli bir tedirginliğin olduğunu belirtiyorlar.

30 Ekim 1983

Programımızdaki Yürütme Konseyi'nin tartışılması, bölgelerin değerlendirilmesi gibi konulara geçmeden, A arkadaşın sorunu gündeme geliyor. Hepimiz iyiniyetli olarak verdiğimiz nişan onayının yanlışlığını, sürecin bizim bildiğimiz biçimde gelişmediğini ve arkadaşın durumunun tartışılabilirliğini gündeme getirdi. Arkadaş hakkında örgütümüze açık olmadığı,................ olarak gelişim sürecini yanlış olarak verdiğini, kendi sorumluluğunu yanlış biçimde kullandığını ve kendince, küçük burjuva gururunun ağır bastığını tespit ediyoruz. Bunun üzerine iki arkadaş, A arkadaşın G. Birliği'nden alınmasını, bir iki arkadaş, belli sürelerle seçme ve seçilme hakkının elinden alınmasını, daha da genişletilerek G. Birliği içinde kararlara katılmasının belli sürelerde katılmasının önlenmesini, bir kısım arkadaş da, G. Birliği'nde kalmasını, bu olayın bir eğitim aracı olarak kullanılmasını, G. Birliği'nin gözlemi sonucuna kadar belli bir süre vermeden seçilme hakkının elinden alınmasını öneriyordu. Benim düşüncem, arkadaşların nişanlanmasına örgütümüzün verdiği onayın bu bilgilenme ve gelişmelerle ortadan kalktığı, evlilik biçiminde onayın bugün için tartışılabilirliğiydi. Tartışmalar gün boyunca sürdü. Bir sonuca varamadık. Köylere gitme programımız olduğundan tartışmaya ara verip bir kısmımız arkadaşları aramaya, bir kısmımız da bir başka köye gidiyoruz.

4 Kasım 1983

Kır Üssü içinde tüm örgütlenmelerdeki militanların politikaya katılımı, YSB'deki arkadaşlarımızın politikadaki söz ve karar sahipliği, üst örgütlenmeler konusunda, gerek yer alan insanlar hakkında düşüncelerin etkisinin gerekse de G. Birliği'nin yürüttüğü politikaların yanlışlığı-doğruluğu ve yerine getirilmesi konusundaki etkisinin nasıl olacağı konusunda iç tartışmalar yapılıyor. Kır Üssü içerisinde tüm üyelerin politikaların belirlenmesi, hayata geçirilmesinde kır meclisi önerisi, bölgelerdeki politikaların belirlenip, hayata geçirilmesi konusunda ...... bölge önerisi getiriliyor. Bu organların yaratılması ve fonksiyonlarını yerine getirebilmesi açısından önümüzdeki bir iki yıllık süreç pratiğin bu günkü konumuyla bakıldığında mümkün görünmüyor. İlk adım olarak bölge meclislerinin oluşturulması, bölge meclislerinden temsilciler, G. Birliği'nden, yürütme konseyi ve bir kıszım üyenin ve örgütlenmemizin çeşitli yerlerindeki şehir hücreleri vb. gibi temsilcilerden oluşan bir meclisin gerek pratiğin durdurulması, gerekse de güvenlik tedbirleri açısından uygun görülüyor. Bölge meclislerinden kır meclisine gelecek temsilcinin birinin mutlak bölge sekreterinin olması gerektiğini öngörüyor.

6 Kasım 1983

Ülkemizde tamamen cuntanın belirleyiciliği ve kendi siyaset yapma anlayışı ile halkı aldatmak için birbirinden felsefe ve program farklılığı olmayan cunta icazetli üç partinin katıldığı seçimler yapılıyor. Bu seçimlerin yapıldığı koşullarda örgütlenmemizin henüz kendini tam anlamıyla oturtmamış ve ülke geneline bütünlüklü politika ....... konumunda olmadığımızdan emekçi halk yığınları, bir yandan cuntanın 2 bin 500 lira para cezası, bir yandan da alternatif politika ve alternatifin yokluğu nedeniyle seçimler platformunda örgütsüz ve kendiliğindenci tavırlarıyla karşı karşıya. Seçimler karşısındaki tavrımız, cuntanın«seçimler» platformunu reddetme, gelecek dönemin demokrasi olmayacağı nedeniyle boykottur. Siyasal arenada bulunan eski burjuva siyasal güçlerin devamı olan partiler ve bir takım «sol» örgütler boş oy politikasını benimsiyorlar. Dün akşam cuntanın başı Evren'in yaptığı konuşma bugün yapılan seçimlerin nasıl sonuçlar doğuracağını tartıştırıyor.
Cunta başından beri, kendi kurdurduğu MDP'nin toplumdan destek görmeyişi karşısında Evren, dolaylı görünümdeki desteğini açıkça dile getirmiş, seçimlerde kendinin biraz daha istemediği ANAP'a yönelerek suçlamıştır. Bugün bizler açısından sonuçları itibariyle pek fazla önem taşımayan bu seçimlerde genellikle tekelci sermaye içindeki eğilimler ve halkın boykot politikamızı sahiplenişi veya eski burjuva siyasal güçlerin politikalarının halk içinde ne kadar ses bulabileceğinin gözlenmesi açısından bir gösterge olacaktır.

Hava yağışlı, birliğimiz çoğunlukla yakın bir mezraya gidip, orada dinlenmeyi düşünüyor. Seçim sonuçlarını orada dinleyeceğiz. İlk seçim sonuçları gelince seçimlere katılımın fazla olduğu, Evren'in müdahalesine rağmen yeni kuşak ihracatçı tekelci burjuvazinin desteklediği ANAP'ın önde gittiği, büyük bir olasılıkla seçimleri aynı partinin kazanacağı şekillendi.

Birlikte ve yanımızda bulunan YSB'li tüm arkadaşlar da genellikle, şehirlerde ve ilişkimizin olmadığı alanlarda halkın eğilimlerini değerlendirmede eksiklikler taşıdığımızı, bunun neticesinde mevcut gelişmeleri takip edecek bilgi kaynaklarından yoksun olduğumuz görüşü hakim. Bir kez daha kırsal kesimde faaliyet yürütürken politikayı bire bir takip etme olanaklarından yoksunluğun önemini yaşadık.

11 kasım 1983

Evin gençleriyle sohbet ediyoruz. Öğleden sonra köye iki misafir geliyor. Misafirlerin olumsuz bir köyden geldiği, bunun için de devrimci olduğumuzu açık etmemiz gerektiği söyleniyor. Bunun üzerine, gelen misafirlerin nereli olduğumuza, ne yaptığımıza ilişkin sorularıyla birlikte olumsuz bir hava çıktı. Bunun üzerine biz, açıktan kim olduğumuzu ve ne için burada olduğumuzu açıkladık. Daha sonra, gelen misafirlerin kötü insanlar olmadığı, bu anlamda da sorun olmadığı ortaya çıktı. Öğleden sonra yola çıkıyoruz. İlişkilerimizin iyi olduğu köylere gidip, haber almayı, gece ve gündüzü orada geçirip, yarın akşam yola çıkmayı düşünüyoruz. Üç saatlik yolculuktan sonra hedeflediğimiz köylere varıyoruz.

Köye erken giriyoruz. Uğradığımız ev bizi heyecan ve yakınmayla karşılıyor. Beklediğimiz olumsuz gelişmelerin(yakınma-konuşma) olduğunu, onun için de kadına telaşlanmayı bırakmasını ve biliyorsa, duyduysa anlatmasını söylüyoruz. Seçimlerle ilgili faaliyette alınan yasal bir arkadaşın konuşması üzerine köyden bir arkadaşın içeriye alındığını, kalabileceğimiz muhtemel bir mağaranın arandığını, ilçe merkezinden üç dört kişinin daha içeriye alındığını bildiriyor. Yeni bir iki eve gidiyoruz. Fakat evde bulamıyoruz.

Yolda giderken üç kişiyle karşılaşıyoruz. Birisi, daha önce bizlerle ilişkisi olan, devrimci sempatizan, arkadaşın tanıdığı. Fakat daha sonra köydeki kavga yüzünden bizlerle ilişkisi kesilmiş bir arkadaş. Bizleri eve davet ediyor. Gittiğimiz evde yemek yiyor, çay içiyoruz. Sohbetimiz sürüyor. Bir yandan da gideceğimiz yol nedeniyle kalkıyoruz. Kalma isteğimiz olmasına rağmen, kalmamız doğrultusunda ısrar yok. Tabii ilk gittiğimiz ev olduğundan biz de teklif edemiyoruz. Bir saat kadar yürüdükten sonra, yolumuzun üzerinde olan tek bir evde kalmayı zorlamayı düşünüyoruz. İki arkadaş da gitme isteği yok. Evde, evin sahibi amca ile oğlu bizi karşılıyor. İlk önce çok candan ve bizlere her türlü yardımı yapmak isteyen insan gibi davranıyor. Fakat, yemekten sonra gitmemizi isteyen tavra giriyor. Bizler bu akşam ve yarın burda kalmak niyetinde olduğumuzu belirtiyoruz.Getirdiği bütün nedenlere rağmen ikna ediyor ve kalıyoruz.

18 Kasım 1983

Arkadaşlarla işleri bölüşüp, buluşma tarihini ayarlayıp tekrar ayrılıyoruz. Bir ağıla ve mezraya uğrayarak, kalacağımız köye ilerliyoruz. Uğradığımız mezrada ve köyde köylüler birbirleriyle geçinemiyorlar ve geçimsizlik birbirlerinin hayvanlarını zehirlemeye, çaküntalarını (hayvanlara yedirilen bir cins ot) yakmaya, birbirlerini dövüp, mahkemeye vermeye kadar vardırmışlar.

Bu mezralar daha önce örnek mezralarmış. Bu sorunları çözmek doğrultusunda bilgi edinmeye ve köylüleri zorlamaya çalışıyoruz. En iyi çözümün kendimizin müdahalesiyle olacağı açık. Fakat gerek siyasallaşmanın düşük olması gerekse sorunları bize tam anlamıyla açmadıklarından çözmede zorlanabiliriz. Olumlu yanı bizlerin faaliyet yürütmesine karşı değiller. Gece, kaldığım köyde siyasal sohbet ediyoruz. Erken yatmadığımızdan nöbeti sabaha karşı başlatmayı düşünüyoruz. Ama tabii kimse uyumuyor.

20 Kasım 1983

Sabah kahvaltımızı yaptıktan sonra yola çıkıyoruz. Bir evin önünden geçerken içeri girmemiz için ısrar ediyorlar. Girip bir çay içiyoruz. Ayağı yanan bir bacıya yanık merhemi veriyoruz.

Vakit öğleyi buldu. Arazide keşif yaparak bir başka köye gidiyoruz. Arazi çok sarp, kışın ulaşıma izin vermez. Barınma koşullarını köylülere gidip gelerek bulma ile birlikte düşündüğümüzden pek uygun yer değil. İki saat yürüdükten sonra üzerimizi kurutmak için terk edilmiş ağıllarda ateş yakıp ısınıyoruz. Arada sırada uçak sesleri duyuyoruz. Düşüncemiz, pazar olduğundan eğitim uçuşları yapıldığı doğrultusunda.

Akşama doğru köye varıyoruz. Üzerimiz ıslak, önce kurunuyoruz. Köyden arkadaşlarla sohbet ediyoruz. Bir arkadaş malzeme ısmarlamak için ve var olan malzemeleri almak için bakkalı olan köye gidiyor. Konuştuğumuz insanların kafasında helikopterlerin ve uçakların gezmesi nedeniyle operasyon yapılacağı düşüncesi var. Alttan alta, evde kuşatılırsak tavrımızın ne olacağı (teslim mi yoksa bütün dezavatajlarına rağmen çatışma mı) soruluyor. Her halükarda çatışacağımızı belirtince endişeleniyorlar.

BBC'yi dinledikten sonra yatıyoruz. Bölgede askeri eğitim uçağının düştüğünü, onu aradıklarını ve köylüleri de seferber etmek için bankadan kredi alınmasını bir gün ertelediklerini öğreniyoruz.

21 Kasım 1983

Köye giden arkadaş aldığı malzemelerle birlikte geldi. Gündüz yağmur yağıyor. Hava sisli. Bugün uçaklar gezmiyor. Biz de yağmurun dinmesini bekliyoruz. Akşam olduğunda şehre ısmarlanan malzemelerin alınmadığını öğrendiğimizde, var olan malzemeleri katıra yükleyip, kışın kamp yapmayı düşündüğümüz köye naklediyoruz.
Eğlenceli bir yolculuk. Katırın biri huylu. Zorlandığı zaman çifte atıp, yükleri yıkmaya çalışıyor. Yıkamasa da yatıyor. Bizi epeyce yordu. Gece ay ışığı bir çıkıp bir kayboluyor. Hava güzel sayılır. Arkadan baktığımızda katırlarla birlikte birçok geçmiş deneyimi düşünüyorum. Yanımızda iki köylü arkadaş var. Katır yıkılınca yükleri onlar bağlıyor. İlerde gerekli olacak, bizlerin de öğrenmesi gerek, yoksa her zaman yanımızda yerel insanları götüremeyiz. Yolculuğun sonunda tekrar yağmura tutuluyoruz. Bizler ıslanmıyoruz, ama bulgur, kurutulmuş biber, tarhana gibi yiyecekler biraz ıslanıyor. Gittiğimiz evin kadını nemli kalırsa yiyeceklerin bozulabileceğini belirtiyor. Bunun üzerine yiyecekleri torbalardan çıkartarak odaya seriyor ve kurutuyor, yatıyoruz. Yorgun olduğumuzdan nöbeti evin genci tutuyor.

25 Kasım 1983

Ayrı kaldığımız günlerde faaliyetlerimiz hakkında birbirimizi bilgilendiriyoruz. GB'nin kaldığı süre içerisinde gerek kendi içinde gerekse de Üs içinde çıkan sorunları iletiyorlar. Üs içinde yeni örgütlenmelere adım atıldığı bildiriliyor. Üzerlerinde düşünüyorum. Daha sonra tartışacağım bazı yönler var. Günümüz genel sohbetlerle geçiyor. Ev sahibimiz tedirgin. Köyün üzerinden uçağın geçmesi üzerine satranç oynarken eşyalarımızı toplamamızı istiyor. Sakinleştiriyoruz. Doğal ki, uçakların bu kadar gezmesi bizim de kafamızı kurcalıyor.

13.00 haberlerinde 3. Ordu doğrudan örgütümüzü ve faaliyetimizi hedef alan bildiri yayınlıyor. Yayınlanan bildirinin içeriği yürüttüğümüz çalışma içinde halkın cunta tarafından gelecek saldırılara karşı tutturduğu savunma çizgisini («Ellerinde silahları var, ekmek veriyoruz. İhbar edemeyiz, siz de biliyorsunuz öyleyse yakalayın, bizler dağ başında silahsız insanlarız, korkuyoruz, onun için yardım etmek zorundayız.») açmaza almak, bu tür savunmanın cezadan kurtulmak için yeterli olmadığı, yardım edildiğinin bilinmesi, görüldüğü zaman söylenmemesi halinde bölgeden, yani köyünden ve şehirden uzaklaştırılacağı (halkın deyimiyle sürüleceği) tehdidini taşıyor. Gece bir odayı boşaltarak, gerek kış hazırlıkları, gerekse de önümüzdeki sorunlar hakkında tartışıyoruz. Kış için muhtemel güçlü operasyonu da gözönüne alarak, arazide uzun süre, halkla ilişkilerin kesilmiş şekilde yaşantı sergileyebileceğimiz iki barınak ve en az yirmi günlük yiyecek depolamayı kararlaştırıyoruz.

27 Kasım 1983

Uçaktan görünme ihtimaline karşı, göründüğümüz noktada uzak ve stratejik olarak çatışmaya uygun araziye çekiliyoruz. Akşam bıraktığımız tartışmaları sürdürüyoruz. Gündüz hava soğuk. Keşif uçağının dolaşması ihtimali nedeniyle güçlü ateş yakıp ısınamıyoruz.
Akşama doğru yeni bir köye gidiyoruz. Köy Kürt solundan bir siyasetin örgütlü olduğu bir yer. Köyde daha önce de deşifre olmanın verdiği havanın etkisinden dolayı tedirginlik fazla. Tedirginliğin kaynaklandığı bir iki kişi var. Onlar da oğulları içerde yatan, ceza alan bir devrimcinin ailesi. Buna rağmen evini boşaltarak çalışma olanağı sağlıyor. Uçak ve helikopterin keşif uçuşları sona erdi. Nedeni henüz açıklığa çıkmadı.

29 Kasım 1983

Akşam geç yattığımızdan geç kalkıyoruz. Öğleden sonra barınak yapmak için mezradan çıkacağız. Yan bölgeden gelen arkadaşlarla tartışmak için bazı arkadaşlar bir başka bölgeye gidiyorlar. Bizler de öğle yemeği için iki eve bölünüyoruz.
Bu sırada bir tüfek sesi geliyor. Tüfek sesinin nereden geldiğini öğrenmek üzere dışarı çıkan arkadaş yoldan mezraya doğru bir sivil kişiyle beş altı askerin geldiğini bildiriyor. Bunun üzerine hepimiz silahlarımızı kuşanıyoruz. Köyden, halktan bir arkadaş ilk önce gelenlerin asker olduğunu farketmediğinden sakin davranıyor. Daha sonra asker olduğunu farkettiğinde telaşlanıyor. Askerlerin, araziye çıkışımızı göremeyecekleri vadiye girdiklerinde araziye çıkıyoruz. Çıkarken kimimizin ağır davranması köylüleri telaşlandırıyor.

Bir vadiye çekilip bekliyoruz. Askerler mezraya girmeden, köyün muhtarıyla boş bir ağılı kontrol ediyorlar. Akşama doğru mezrada yemek yiyip gidiyorlar. Biz kenar mezraya inip yemek yiyoruz.

Yağmur yağıyor, hava çok karanlık. Işık yakarak bir iki saat uzaklıktaki mezraya gidiyoruz. Mezrada erzak teminiyle ilgilenen arkadaşlarla buluşuyoruz.
Geç saatlerde yağmur kara dönüşüyor. Bunun üzerine sabaha yağmur çok yağarsa mezradan çıkmamayı ve askerler gelirse evleri hazırlayıp telaşlanmamalarını söylüyor ve gündüzü evde geçirmeyi kararlaştırıp yatıyoruz.

1 Aralık 1983

Bölgede uçak araması diye uçurulan keşif uçaklarının ve helikopterlerin, 2. Ordu 8. Kolordu ve 3. Ordu'nun operasyon açıklamaları ve bildirileriyle, bizleri aramaya yönelik olduğu somutlaşıyor.

5 Aralık 1983

Sabah her zamanki gibi erken kalkıp barınak uğraşısına devam ediyoruz. Öğleye doğru keşif uçaklarının uçması üzerine çalışmayı durdurup, yeri kamufle ediyoruz. Hepimiz operasyon olasılığına karşılık silahlarımızı kuşanarak bekliyoruz. Bu sırada arkamızdaki sırtta üç kişi beliriyor. Bunun üzerine kısa süreli bir bekleyiş geçiyor. Daha sonra gelen arkadaşların köyde kalan arkadaşlar olduğu anlaşılıyor. Birlikte öğle yemeği yiyoruz ve daha sonra birlikte yeni bir barınak yapmak için başka bir bölgeye arkadaş ayrılıp ayrılmamasını tartışıyoruz. Gideceğimiz bölgenin barınak yapmaya uygun olmaması (kar yağmadan kazım yapılamayacak olması) nedeniyle barınak için yeni bir bölünmeye gerek olmadığına, var olan mağaranın düzenlenmesine karar veriyoruz.

YSB'den arkadaşlar, GB'den bir arkadaş çeşitli sorunların çözümü ve arazi keşfi için farklı bölgeye gidiyor. şu an üç parçaya bölünmüş durumdayız. Operasyon koşulları nedeniyle böyle bir bölünmenin anlamsızlığı tartışılıyor. Arkadaşlar ayrıldıktan sonra pek fazla iş üretemiyoruz ve gece dinlenmeye çekiliyoruz.

7 Aralık 1983

Artık sabah erken kalkmayı alışkanlık haline getirdik. Zamanımızı tam anlamıyla değerlendiremiyoruz. Barınağın yarısını örtecek naylonun olmaması, barınağı tam anlamıyla kapatmamızı ve yaşantımızın düzenlenmesini engelliyor. Hepimiz boş durmamak için ufak tefek işlerle uğraşıyoruz. Bir yandan da kar yağışı artmaya başladı. Var olan yiyecek ve çeşitli araçları daha fazla kar bastırmadan getirmeyi istiyoruz. Bölgede ilişkilerimizin siyasal seviyesinin düşük olması şimdiye kadar çeşitli görevlere koşturmalarda, istediğimiz erzakların şehirden getirilmesinde, taşınmasında zorluklar çıkartıyor. Bir de buna şehirde ve çeşitli yerlerde yapılan operasyon söylentileri eklenince tedirginlikle korku artıyor.

9 Aralık 1983

Sabah kalkıp kahvaltı yaptıktan sonra erzakları yüklemeye giden arkadaşları bekliyoruz. Arkadaşlar altı katırla mezraya geliyorlar. Mezradaki bütün halk bizi izliyor. Hatta bazıları şakayla «göç ne tarafa» diye soruyor. Mezradakiler bizim barınak yaptığımız ve yakın bir çevrede olduğumuzu biliyorlar. İlişkilerimizin iyi olduğu bu mezradakilerin somut olarak yerimizi bilmeyip, genel olarak bilmelerinde sakınca görmüyoruz.

10 Aralık 1983

Bugün, genellikle, kuru odun temin etmek için, var olan ranzayı genişletme çalışmaları sürüyor. Köyde katırları götüren arkadaşların dönmemesi bizi meraklandırıyor. Akşama da gelmezlerse yarın onları aramak için köye gitmeyi düşünüyoruz. Bir kaç arkadaş satranç oynuyor.
Kuzunemizin gelmesiyle yemek işlerimiz düzene giriyor. Bir yandan ekmeğimizi kendimiz yaptığımızdan köylere dayalı yaşamayı kesmiş bulunuyoruz. Ancak gelen yiyecekler yirmi kişiye zorlanarak bir ay kadar yetebilecek durumda. Bu da şimdiden istediğimiz biçimde eğitim çalışmasını ve operasyonlar karşısında barınakta daha fazla sürenin geçirilmesinin önünde engel teşkil ediyor.

Bugünün en ilginç olayı; senelerdir bıyıklarının azlığından bıyık bırakamayan S arkadaş bıyık bırakıyor. Tabii hepimiz şaka yollu arkadaşa takılıyoruz.
Köye giden arkadaşlar gelmiyorlar. Akşam yemeğinden sonra köylerde komiteleşmeye gidilip gidilmemesi tartışılıyor. Köylerde komite biçiminde örgütlenmelere gidilmesi halk komitesi olsa bile (yani, örgüte doğrudan bağlı olmasa dahi) polisiye açıdan ve demokrasi anlayışı açısından, komiteleşmenin yanlış olduğu düşüncesi tartışılıyor.

14 Aralık 1983

Bu sabah günlük nöbet sırası benimle, siyasal birlikten bir arkadaş da. Sabah kahvaltısı için keke benzer bir şeyler hazırlamaya çalışıyoruz. Bütün uğraşımıza rağmen gerek odun yokluğundan gerekse hamurun mayalanmamasından keki pişiremiyoruz. Arkadaşlara sabah kahvaltısı için düşündüğümüz çeşit kahvaltılık böylece yatıyor.

Günlük yemek nöbet sıramız iki kişiden oluşuyor. Normal nöbet sırasında sabah son nöbetçi olan iki arkadaş, aynı zamanda o günkü yemek nöbetçisi oluyor. Ve ilk nöbet onların olduğundan, akşam ikinci nöbet devrine kadar sürüyor. Köydeki arkadaşlar bugün de gelmiyorlar. Hava çok soğuk. Bulaşık yıkarken tencereler elimize yapışıyor.

18 Aralık 1983

Sabah 5.30'da kalkıp kahvaltı yapıyoruz. Herkes yaklaşık 10-15 kg arasındaki kurufasulye, yağ, çay ve benzeri gıda maddelerini sırtına alarak gün ışımadan olası uçak ve helikopter keşfine karşı yola çıkıyoruz. Yükler ağır. Özellikle benimki, ağır ve dengesiz. Bunun üzerine bir kaç saat taşıdıktan sonra fizik olarak daha güçlü bir arkadaşla yükleri değiştiriyoruz. İki-ikibuçuk saatte barınağa varıyoruz.

Barınağa geldikten sonra uykusuz ve yorgun olduğumuzdan dinlenmeye çekiliyoruz. Diğer dört arkadaş yemek ve nöbet işleriyle uğraşıyor. Kalktığımızda, barınakta yakın savunmayı, nöbet ve yemek işlerini planlamayı tartışıyoruz. Barınağa yönelik düşman saldırısına karşı, bir komutan, iki komutan yardımcılığı altında, üç grup şeklinde saldırıyı karşılamayı, her grubun kendisine has mevzilerinin kazılması, çekileceğimiz alanın belirlenmesi ve ilk tavrımızın saldırının insiyatifini bozacak ateş üstünlüğünü sağlama ve geriye çekilmenin şartlarını yaratarak, uzun süreli askeri hesaplaşmaya girmemek olacağıdır. Ayrıca, barınaktan ilk alınacak malzeme ve araçların gruplara dağıtılmasıdır. Ve ilk elde, yakın çevrenin haritasının çıkartılarak çekilme ve saldırının kodlanması, nöbetin barınak içinde toparlanmaya ve karşı koyuşa uygun zamanı sağlayacak yerde tutulmasına, çatışma sırasında, hiç bir mermi-silah bırakılmamasına ve çatışma sonuna kadar grup bütünlüğünün sağlanıp grup çatışmasının sürdürülmesine vb. karar verildi. şu an barınakta 17 kişiyiz. Var olan tüm arkadaşlar sayısal 6-8-6 biçiminde ve var olan silah, mermi, bomba tasnifi yapılarak gruplar oluşturuldu. Ve üç arkadaş eksiğiyle nöbetler düzene koyuldu.

19 Aralık 1983

Sabah erken kalkıp kahvaltımızı yapıyoruz. Öğleye değin herkes gazete, kitap okumak vb. gibi şeylerle zamanını geçiriyor. Öğle yemeğini yiyip, eğitim çalışmalarını ve ilk olarak iç tartışmalarımız programını yapmayı planlıyoruz. Fakat 13.00 haberlerini dinlerken, günlerdir karda bıraktığımız çok bariz izlerimiz nedeniyle, uçmamasını istediğimiz keşif uçağının, barınağımızın ve izlerimizin üzerinden alçak ve yavaş biçimde geçtiğini izliyoruz. Bir iki arkadaş dışında genel olarak izlerimzin görülmüş olabileceğini ve bu nedenle de tedbir olarak bu akşam barınağın geçici bir süre (olası saldırıları önlemek üzere) terkedilmesini ve operasyonun gelişme ve boyutlarına göre gerek yeni yaşantı biçiminin gerekse bölge değiştirmenin tartışılabileceğini kararlaştırıp hazırlığa başlıyoruz.
Hepimiz bir keşif uçağının yukarıdan ne kadar bir etkinlikle (iz takip etme, görme anlamında) olduğunu teknik olarak bilmemiz kendi aramızda çeşitli tartışmalara yol açtığı gibi, bizleri lüzumsuz hareketliliklere sokabiliyor. Barınakta yiyecekleri bırakıyoruz. İlk elden parayla alabileceğimiz sigara, çay türü gereksinmelerimizi yanımıza alıyoruz. İki arkadaş farklı bölgelerdeki arkadaşlara haber vermek üzere ayrılıyorlar. Ayın 22'sinde buluşulacak. Barınağa altı, yedi saat uzaklıktaki bir mezraya gidiyoruz. Beş-on gün yaşantımız ilişkileri gezerek olacak. Olası, ilişkisiz yolculuklara karşı yanımıza helva ve az miktarda bal alıyoruz.

22 Aralık 1983

Bugün akşama kadar arkadaşlarla olan buluşmanın gereği bu mezrada bekleyeceğiz. Akşam yemeğinden sonra başka mezralara gitmeyi düşünüyoruz. Sabah kahvaltıdan sonra her zamanki gibi yaşamımızı sürdürüyoruz. Öğleye doğru alıcıdan şehirde şüpheli bir arabanın gelmesine karşı önlemler alındığını, şehirde bir takım yerlerin arandığını, şehir giriş ve çıkışında kontrollerin artırıldığını öğreniyoruz.

25 Aralık 1983

Sabah 04.00 sıralarında kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra barınağa gitmek üzere yola çıkıyoruz. Çeşitli örgütsel sorunlar için gerekli haberleşmeyi sağlamak için ayrılan arkadaşların barınağın son durumunu bilmediklerinden barınağa gidip kaldıklarını öğreniyoruz. Üç saatlik bir yolculuktan sonra barınağa varıyoruz. Bir yandan da kar yağışı başladı. Saat 09.00 sıralarında gerek G. B olarak gerekse Y. Birlik olarak, bir bütün olarak, bir araya geldik.
Sayımız yirmi. Barınağın içi tam bir dernek havasını andırıyor. Sistemli ve planlı olmasak yaşantımızı iyi düzenleyip verimli bir hale getiremeyebiliriz. Çoğumuz uykusuz olduğundan, dinlenmek için uyuyoruz. Haberleşen arkadaşlardan A bölgesindeki çatışmanın ayrıntılarını öğreniyoruz. Arkadaşların ölümüne neden olan çatışmada, İlhan arkadaşın ablasının ihbar ettiğini, arkadaşların pusuya düşürüldüğünü, ilk elden İlhan'ın yaralanıp köye gittiğini ve orada yakalanıp katledildiğini, Cavit arkadaşın çatışma çemberini yardığını fakat kurt köpeklerine yakalanarak daha sonra katledildiğini, Kemal arkadaşın yaralı ele geçtiğini, diğer arkadaşların yakalanması hakkında bilginin olmadığını, çatışmada, en alt rütbeli teğmen olmak üzere yüzbaşı, albay ve tuğgeneral, sekiz kişinin öldüğünü öğreniyoruz. Çoğumuz bu bilginin abartılı olabileceğini düşünüyor. Fakat halka çeşitli baskı ve terör uygulamasına rağmen moralin iyi olması sevindirici. Akşamüstü gelen tartışma yazısı üzerine, yeni dönemdeki ideolojik, politik hattımız ve örgütlenmelerimiz üzerine tartışma yoğunlaşıyor. Gece, yaşantımızı düzenleme tartışmaları yapılıyor.

26 Aralık 1983

Sabah kalkış için kararlaştırdığımız 03.00'te kalkıyoruz. Kahvaltı vb. işlerimizi bitirdikten sonra tartışma gündemini belirleyip tartışmaya başlıyoruz.
Gündemimiz üç ana başlıkta toplanıyor. 1-İç tartışma (GB'nin tek tek üyelerinin değerlendirilmesi, birliğin değerlendirilmesi vb.). 2-Konseyin yetki ve sorumlulukları, yürütme konseyinin birbuçuk yıllık faaliyetinin değerlendirilmesi, komutan yardımcılıklarının siyasal olarak yeniden açılması. 3- Kır üssünün değerlendirilmesi ve A bölgesine olası bir müdahale biçiminin açığa çıkartılması. Yan bölgenin kır üssüne bağlanıp bağlanmaması vb.
Tartışma içinde A arkadaş, kadın-erkek ilişkilerinden dolayı kendine konulan, GB üyelerinin kuşkularının kalkması koşuluyla bir organa seçilememe müeyyidesini ceza olarak kavradığını ve cezanın kalkış biçiminin nasıl olacağı konusunda açtığı ve kendi tartıştırdığı bir biçimde gelişti. Uygulanan müeyyidenin ne anlama geldiği ve kalkış biçimi, eski tartışmamızdaki eksik kalan yönleri geliştirilerek açıldı.
Daha sonra komutan arkadaş da, birlik üyelerinin gözlemlediği aşılması gereken eksiklikler tartışmaya açıldı. Bu gündem maddesi, tek tek arkadaşlarla ilgili tartışmalarla sürecek.

Akşam, sohbet olarak yeni bir tartışma başladı.«Çatışma içinde yaralı arkadaş birliğin tümünün imhasının açık olduğu koşullarda bile alınmalıdır.» anlayışı. Komutan ve bir kaç arkadaş tarafından savunuluyor. Ben ve birkaç arkadaş da, bu anlayışın duygusallık taşıdığını, yaralı ve sağ bir tek arkadaşın düşman eline bırakılmaması gerektiğini (insanlık değerleri açısından-duyguları, yoldaşlık ilişkileri vb.) fakat örgütün de yok ettirilmesi gibi bir anlayışı şimdiden mutlaklaştırıp, hayatın içindeki gelişmeleri donduramayacağımızı, çatışma koşulları içinde grubun açık biçimde görüldüğü koşullarda böyle bir duygusallığa kapılmayacağımızı tartışıyoruz. Henüz netleşmedi endişeler.

28 Aralık 1983

Yürütme Konseyi'nin yetkileri, sorumlulukları, GB ile ilişkisi, S. Birlikler ile ilişkisi vb. genel tartışma yanının Siyasi Birlik ile beraber yapılacak tartışmaya bırakılması, birliğin, Yürütme Konseyi'nin birbuçuk aylık faaliyetinin değerlendirilmesine geçilmesine karar verildi.
Yürütme Konseyi'nin en çok göze çarpan, tartışılan faaliyetleri şunlardı: 1- D bölgesinde, şehir ve kır sekreterliğinin ayrılması kararı ve uygulanması. 2- A bölgesine olası müdahale veya kır üssündeki bölünmeye ilişkin T arkadaştan gelen tasarımın, yürütme içinde kabul görerek (gerilla birliğiyle tartışmada açılıp sonuçlandırılmadan) ona göre görev bölümüne gitmeleri ve olası tasarıyı G. Birliği'ne iletip tartışmaları. 3- Yan bölgedeki örgütlenmeye müdahaleyi Yürütme Konseyi olarak üstlenmeleri (Bugün örgütsel olarak, kır üssüyle ilgisi olmayan bir bölgenin sorunlarını çözmede kendilerini yetkili görmeleri). 4- A bölgesindeki GB'nin sekreterinde var olan kararsızlığın (M arkadaş geçirdiği kararsızlığı, birbuçuk ay önce mektupla bildirmiş ve görevi yürütemeyeceğini açıklamış olmasına karşın, GB'ye iletilmemesi ve A bölgesine müdahale ve bilgi ihtiyacımız için, M arkadaşın eşinin ve bölgedeki SB'nin sekreterlerinden birinin yanımıza gelmesinin örgütlendiği sırada, zorlama ile bütün arkadaşlar farklı endişelerle, arkadaşların getirilip getirilmemesini tartışırken (operasyon vb.) bu durumun ortaya çıkması.
şehir ve kır sekreterliğinin ayrılması kararının Konsey içinde iki arkadaş tarafından alınmış olması; bir yandan Konsey içinde böyle bir kararın alınmış olmasından bilginin ve tartışmanın olmayışı nedeniyle ve esas olarak da örgütsel işlerlik gereği kır üssü içindeki alınacak karar ve uygulamaların GB ile tartışma olanağı olduğu sürece, Y. Konseyi'nce alınmaması gerektiğinin belirlenmiş olması ile bu anlayışa ters düştüğü belirlendi. Bu konu hakkında Y. Konseyi içindeki M arkadaş alınan kararın ve uygulamanın doğru olduğunu, diğer arkadaşlar yanlışlığı kabul ediyorlar.

İkinci sorun da, Yürütme Konseyi'nin gelen bilgileri Y. Konseyi içindeki üyelerin farklı anlayışlarla G. Birliği'ne iletmemesi ve olası tasarımları tartışmadan karar olarak görüp uygulamaya geçirmesi nedeniyle GB'nin iradesi ve onayını bir tarafa itmesi.

Yan bölgedeki sorunlara müdahale konusunda Yürütme Konseyi'nin kendi içinde düşünce paralelliği taşımaması ve Kır Üssü'nün konseyi olduklarını bilmelerine rağmen, kendilerinin Konsey olarak bu sorunlara müdahale yetkileri olduğunu görmeleri ve olası yeni birleşmenin gerçekleşmiş önkabulüne göre soruna eğilmeleri gibi, kendilerini farklı yetki ve sorumlulukla donatmaları.

M arkadaşın geçirdiği kararsızlığın çeşitli nedenlerle GB'den saklanması ve M sorununu kendi aralarında çözmeye karar vermeleri, GB'yi de, M sorununu çözmek için girilen A bölgesinden getirtilmesi konusunda farklı düşüncelerle ikna etmeye çalışmaları. Ve bugünkü koşullarda, bir iki arkadaşın sorunu için GB'nin güvenlik sorununu ihmal ettikleri, bu anlamda pratiğe yönlendirme adına pratiğin akışına kapılma hatasına düşüldüğü.

Bu tartışmalar gece saat 0.2.00'ye kadar sürdü.Hepimizde, tartışmaların canlı geçmesi nedeniyle bir yandan olumluluk yükselirken diğer yandan tartışmaların uzun sürmesi nedeniyle yorgun hissediliyor.

31 Aralık 1983

Bugün zamanımızı yılbaşı için hazırlıklar yapmaya ayırıyoruz. Yapacağımız fazla birşey olmamasına karşılık, her günkinden farklı olarak, bir arkadaş lokma tatlısı yapıyor. Kuzunede daha güzel tatlı ve kurabiyelerin yapılmasının olanaklı olmasına rağmen, yiyecek malzemesinin bulunmayışı engelliyor. Akşam 19.00'dan sonra yılbaşı eğlencesini başlatıyoruz. Bir yönüyle siyasal sohbetten uzak serbest, vezin konuşmalar, halaylar ve pandomim oyunları oynanıyor. İçki, anlayış olarak içilmesine karşı olmamamıza rağmen, içinde bulunduğumuz koşullar ve halkın siyasal seviyesi vb. nedenlerle içki içilmiyor. Pandomimada bana ilginç bir rol düşüyor. Siyasal tartışmalara o kadar alışmışız ki, gecenin bir yerinde tekrar, içeri düşen 80 öncesi Merkez Komitesi'nin konuşup konuşmadığı, polisin istediği ifadeyi imzalamanın ne kadar doğru olduğu vb. daha sonra müdahale edilip tartışma kesildi. Tek müzik dinleme aracımız radyo. Gecenin sürprizi; şimdiye değin hiç bir eğlenceye katılmayan M arkadaşın halaya katılması. Eğlencemiz gece 02.30'a kadar sürdü. Cunta koşullarında bir yıl daha bitmiş, yeni bir yıla girmiş olduk. Yeni yıla girerken bir arkadaş tek bir el silah attı.

4 Ocak 1984

S. Birlik'den arkadaşların gelmesine iki gün kaldı. Bu nedenle C bölgesindeki örgütlenmeler ve çeşitli arkadaşların istihdamına yönelik tartışmanın sonuçlanmasına ve arkadaşlarla buluşuncaya değin çözümler önerilip mektupla iletilmesine karar verildi. Bunun üzerine, basın işiyle ilgili arkadaşlarla şehrin örgütlenmesiyle ilgilenen arkadaşın ilişkilerinin ayrışmasına, basın-yayın işlerinde uğraşan bayan arkadaşın belli bir süre için başka bir yerde beklemesine, esas istihdamın görüşüp tartıştıktan sonra olmasına...basın-yayın faaliyetinin kıra taşınmasının olası biçim ve olanaklarının araştırılmasına karar aldık.

Akşam yemeğinde bir arkadaşın, "Sovyetler ülkemizi işgal etse ne yaparız?" demesi üzerine bir arkadaşın "savaşırız" yanıtı tartışmaya yol açtı. Sovyetler konusunda kafasının açık olduğunu iddia eden(!) S arkadaşın, savaşmayacağını, oturup bekleyeceğini, yoksa Sovyetlere karşı tekellerle birlikte (Sovyetlerin işgaline karşı savaşı mutlaka tekellerle emperyalizmle birlik olmak ve birlikte savaşmak olarak değerlendiriyor) savunmayacağını savunması, Afganistan, Polonya konularının tartışılmasını beraberinde getirdi.

6 Ocak 1984
YSB'den kaynak kitap bulmaya giden arkadaşlar gelmediler. Bununla birlikte, genel eğitim çalışması programına başlıyamıyoruz. Keşif uçakları izlerimizi aramaya devam ediyor.

 7 Ocak 1984

Öğleye doğru YSB'den bir arkadaşın geldiğini haber alıyoruz. Gelen arkadaş yurtdışından bir mektup, C bölgesinden bir mektup ve merkez savunma tutanaklarıyla Nokta Dergilerini getirdi. Ayrıca mezrada olan dedikoduları, bize ilişkin haberleri iletti. Gerek resmi güçlerce çıkartılan söylentilerin gerekse keşif uçaklarıyla yükseklerde yapılan uçuşların bizleri, tedirgin edip köylere inmeye zorlamaya çalıştığını, kış günü gerek köylere operasyon yapılmasının olanaklı olması, gerekse köylerde gezimiz sırasında iz vermemiz, ihbar edilme şansının fazla olmasıyla bize daha somut yönelebilecekleri sonucuna varıyoruz. Bu nedenle yerimizi değiştirme kararı alıyoruz. Ayrıca dışarıdan gelen bilgilere göre, A bölgesindeki bir YSB'nin başka bir şehre çekildiğini, K arkadaşın çözüldüğünü, ayrıca, Ankara, İzmir, İstanbul'da yeni kayıplar verdiğimizi öğreniyoruz.

Bütün bu gelişmeler nedeniyle, açık hedef haline geldiğimiz, bundan dolayı ilişkilerde ve faaliyetlerde bir daralma kararının olduğunu öğreniyoruz.

20 Ocak 1984

Bireysel kitap okuma ve sohbetlere devam ediyoruz. Köylere ayın 25'ine doğru gitmeyi kararlaştırıyoruz. Fakat o tarihe kadar unumuz ve yağımız yetmeyebilir. Akşam yemeğinden sonra bir arkadaşın, iki yıl önce D bölgesinde kaza sonucu ölen S arkadaşın durumunun açıklanmasının neden geciktiği konusunda sitemli biçimde tartışmaya girince, birkaç arkadaşın da tepkici şekilde, «açıklanmasının koşulu yok, daha sonra açıklanır» diye karşı çıkışı, sorunun açıklanmasının ve tartışmanın biçimsizleşmesiyle, olayı öğrenen diğer arkadaşlarda duygusal bir tepkiye yol açtı.

Olay anlatıldıktan sonra iki arkadaş duygusal olarak örgütümüz ve örgütümüzdeki insanlar hakkında kötü sözler sarf ettiler. Bu havayı sezen herkes tartışmaları uzatmayarak ortamın yumuşamasına ve tartışmaların yarına kalmasının daha iyi olacağına karar verildi. Barınaktaki bu havadan etkilenen ve olay açıklandığında duygusallaşan komutan arkadaş, dışarı çıkıp 8-10 mermi attı.

21 Ocak 1984

Sabah kalktığımızda akşamki havadan belli oranda kurtulmuştuk. Komutan arkadaş, bu tür sorunlarda davranışımızın ve olaya bakışımızın ne olması gerektiği konusunda bir konuşma yaptı. Bunun üzerine akşamki tartışmanın biçimsizleşmesinde rolü olan arkadaşlar tavrımızın gözden geçirilmesini kabul etti. Daha sonra, bu tartışmalardan önce ve bu tartışma ile birlikte örgütle ilişkilerini tartışacağını belirten YSB'den H arkadaş kendi sorununu açtı. Arkadaş, kendine, gerek sorumlu arkadaşlar gerekse de birlikte çalıştığı arkadaşlar tarafından önyargılı bakıldığını, kendisinin siyasi olmamakla, YSB içinde geçimsizliğin kaynağı olmakla nitelendirdiklerini, bunun üzerine çözüm olarak farklı alanlardaki örgütlenmelere gitse de, bu değerlendirmelerin arkasından geleceğini düşündüğünü, bu nedenle de bu tür önyargıların oluştuğu örgütlenme içinde kendine güveni sarstığını, bunun için örgütten ayrılarak köyüne gidip, kafasını dinleyip, orada kendini toparlamayı çözüm olarak gördüğünü belirtti. Bunun üzerine, hepimiz hakkında gittiğimiz örgütlenmelere çeşitli bilgiler iletileceğini, fakat anlayış olarak, eskiden olduğu gibi sorumluların belirtildiği biçimde düşüncelerin hakim olmayacağını, eski işleyişi mahkum ettiğimizi, bu bağlamda bu sorunların çözümünü sadece kişisel sorunlarımız olarak görmüyorsak, örgüt içinde kalarak mücadele etmek gerektiğini, doğrusunun bu olduğunun çeşitli arkadaşlar tarafından belirtilmesiyle arkadaş, örgütle ilişkisini kesme biçimindeki düşüncesini terk etti.

Akşam yemeğinden sonra kadın erkek ilişkileri üzerine çeşitli tartışmalar sürdürüldü. Bu bağlamda, YSB'den D arkadaşın evlilik sorunu, bu evlilik sorununun çözümü konusunda çeşitli düşünceler ortaya kondu. Tabii bu arada sorun, düğün noktasında düğümlendi. Hepimiz düğünün bu baharda yapılmasında hemfikiriz. Yalnız, düğünün nerede ve nasıl yapılacağı konusunda ilginç öneriler var. Köylülerin davet edilmesini düşünüyoruz. Kırsal alanda düğünle evlendireceğimiz ilk arkadaşımız olacak. Kararlaştırdığımız bir nokta da; evlenen iki arkadaşımız, günlüğün o günkü sayfalarının altına imza atacaklar. Bahara kadar yeni biçimler konusunda yeni düşünceler üretebiliriz.

23 Ocak 1984

Bireysel kitap okuma ile zamanımızı değerlendiriyoruz. Fakat bir ayı geçkin olarak, barınakta hareketsiz yaşamamızın sıkıntısı arkadaşlarda açıkça görülüyor. Bir yandan da epeyce kirlendik. Barınaktan çıkmak için, yağmur duasına çıkan köylüler gibi karın yağmasını bekliyoruz. Havanın durumuna bakılırsa, bir iki gün içinde kar yağabilir. Akşam 19.00 haberlerinde örgütümüze ait yakalanma haberi üzerine aramızda, şehirlerdeki yakalanmalarda silahlı direnişin yaratılamaması tartışmaya, daha doğrusu can sıkıntısına neden oluyor.

Gece geç saatlerde başlayan kar yağışı bütün hızıyla devam ediyor. Bunun üzerine köylere inme kararı alıyoruz. Öğle yemeğini yedikten sonra yola çıkıyoruz. Karın yüksekliği bir metre yakın. Önde, çığır açan (yol) arkadaşlar denizde kulaç atar gibi ilerliyorlar. Çığır açmayı sürekli değiştirerek yapıyoruz. Bir kişi ancak, yirmi metre kadar açabiliyor. Karın bu kadar engel olması üzerine hepimiz geri barınağa giderken, 10-15 kg. yiyecek götürmenin zorluğu tartışılmaya başlandı. Köye geldiğimizde saat 18.00'i geçiyordu. Üzerimizi kurutup,yemek yedikten sonra yatmaya başladık. Soğuktan ve yorgunluktan sonra içtiğimiz kötü çay bizlere çok nefis geldi.

25 Ocak 1984

Sabah kalktığımızda bir çoğumuz hala yorgunluğu atamamıştı. Bulunduğumuz mezra, ilişkilerimiz açısından iyi olmasına rağmen, buraya fazla gelip gittiğimizden, halkta biraz sıkıntı var gibi. Mezraya gelip bir eve gireceğimiz sıra, evde yabancı misafirin olduğunu öğrenip, evsahibinin isteği üzerine başka bir eve giriyoruz.
Köydeki yabancı misafir, biz geçerken, pencereden bakarak görmüş ve şaibeli bir biçimde sorular sormuş. Bunun üzerine adamla konuşmaya ve buralarda gezmesinin nedenlerini araştırmayı uygun görüyoruz.

Adamla görüşmeden önce, kafamızda oluşan ağırlıklı düşünce, adamın polisin ilişkisi olabileceği. İki arkadaş konuşmaya gidiyor. Biz de köyde, iki eve dağılmış durumdayız. Konuşmaya giden arkadaşlar bizim gruptan. Biz, arkadaşlar gelene kadar, köydeki genç arkadaşlarla siyasal sohbetlerimizi sürdürüyoruz. Arkadaşlar geldiklerinde, kendilerinde oluşan düşüncenin; adamın polis olmadığı, esrar ve kaçakçılık işleriyle uğraştığı ve bu yüzden içeriye girip çıktığı, evinin adresinin bilindiği, aşağıdaki köyden kendisini iyi tanıyanların bulunduğunu belirtiyorlar.

Midemin ağrıması nedeniyle arkadaşların sigarayı bırakmamı istemeleri üzerine, C arkadaşa «bir hafta benimle sigarayı bırak, daha sonra ben devam edeceğim» demem üzerine, arkadaşın bunu kabul etmesiyle, sigarayı bırakmış olduk.

2 şubat 1984

Evinde kaldığımız işçi, sabah erken işe gidiyor. Gündüz eve gelen köylülerle sohbet ediyoruz. İşçilerde, 12 Eylül öncesi Yeraltı Maden-İş'te çalışmanın olumlu izleri var. Hepsi de geçmişteki örgütlenme ve mücadelenin özlemi içinde. Akşam yemeğinden sonra, ilişkilerimizin iyi olduğu bir köye geçiyoruz. İki saatlik bir yürüyüşten sonra iyi karşılanıyoruz.

3 şubat 1984

Sabah kahvaltısından sonra bir aylık birikmiş gazeteleri okuyoruz. Evde, cana yakın bir kız çocuğu var. Sürekli bizle oynamak istiyor. Ev biraz yoksul. Evdeki yenge, yoksulluktan dolayı eziklik duyuyor.

Akşam olunca başka bir eve geçiyoruz. Evde muhtarlık seçimleri üzerine sohbet ediyoruz. Ve aylardan sonra ilk kez televizyon izliyoruz. Gece, yatmak için başka bir eve gidiyoruz. Diğer birçok yerde olan korku ve tedirginlik yok. Bundan dolayı sohbetlerimiz daha rahat ve candan geçiyor. Köydeki insanlar, belli oranlarda siyasallaşmalarına rağmen, Y.S.Birliği'nden arkadaşlara daha rahat yaklaşım gösterirken, bizleri biraz dışlar gibi davranışlar sergiliyorlar.

5 şubat 1984

Gittiğimiz evde gündüzümüzü geçiriyoruz. Kitap okuma, televizyon seyretme ve köyden arkadaşlarla sohbet ederek akşamı ediyoruz. Akşam saat 19.00'dan sonra, bir saatlik bir yürüyüşle büyük bir köye varıyoruz. Köy bir dağın yamacına kurulmuş ve evler çok sık. Köyün gece dışarıdan görüntüsü bana, daha önce çalıştığım bir gecekondu mahallesini hatırlatıyor. Köyde iki eve dağılıyoruz. Kaldığımız eve iki üç genç arkadaş geliyor. Bunlardan birisi TDKP'li. Siyasal tartışma yapıyoruz.

6 şubat 1984

Kalktığımızda öğleye yaklaşmıştı. Kahvaltıyı 12.00'de yapıyoruz. Bu arada, yurtdışından gelen mektubu okuyoruz. Hareketimizin yeni aldığı darbeler ve esas önemlisi merkezi örgütlenme içinde politik ve örgütsel olarak farklı düşüncelerin çıkması bizleri epeyce düşündürüyor. Akşam köyden çıkma programını, YSB'den bir arkadaşın, yerel bir arkadaşın çocuğunun kirveliği nedeniyle erteliyoruz......Yatarken, örgüt içindeki politik-ideolojik ve örgütsel sorunlar üzerine tartışıyor ve yarın bir mektup yazmayı kararlaştırıyoruz.

9 şubat 1984

Sabah kalkıp kahvaltımızı yaptıktan sonra, yanımıza gelen köyden arkadaşlar ve teyzelerle sohbet ediyoruz. Çeşitli örgütsel ilişkiler içinden dört arkadaş yanımıza geliyor. Önemli haberleri yok. Yakalanmalardan sonra ilişki için verilen telefon iptal olduğundan ilişki kurulamamış. Bize yeni gelen mektupla belirtilmişti. Yeniden bunun şekillenişini konuşuyoruz. Sabah yola çıkma düşüncemizden, yolda karın çok olması ve uzun olması nedeniyle vazgeçiyor, yarın akşam bir başka yoldan gitme kararına varıyoruz. Yurtdışında ülkemizi ilgilendiren önemli bir olay da, yirmiye yakın mülteci devrimci arkadaşın Yunanistan'daki hava yolları bürosunu işgal ederek, son günlerdeki Diyarbakır Cezaevi'nde üçü yakılarak (resmi açıklamaya göre) öldürülen altı devrimci arkadaşın öldürülmelerinin protesto işgaliydi. Bizler bu gelişmeler karşısında herhangi bir eylem yapamıyoruz. İnsanın içinden birşeyler gidiyor.

10 şubat 1984

19:30'da yola çıkıp dört saatlik bir yürüyüşten sonra başka bir köye geliyoruz. Böylece diğer bir grupla buluşmamızı bir gün erteliyoruz. Geldiğimiz köyde yedişer kişi olarak iki gruba bölünüyoruz. Kar eridiği için batıyor ve çok ıslanıyoruz. Üzerimizi kurutup, kahvaltı türü bir yemekten sonra yatıyoruz.

11 şubat 1984

Köydeki evler küçük ve mutfağın dışında, evler tek odalı. Köy yörenin en yoksul köylerinden. Geçimlerini diğer köylere çoban durarak veya büyük şehirlerde çalışarak sağlıyorlar. Verimli, ekilebilir toprakları yok. Sabah erken kalkıp, kahvaltımızı yaptıktan sonra köyden gelen gençler ve amcalarla sohbet ediyoruz. 17:30 dolaylarında köyden hareket ederek, arkadaşlarla buluşacağımız köye üç saatlik bir yürüyüşten sonra geliyoruz. Arkadaşları gördüğümüzde üçü hasta olmuştu. Köylerdeki yaygın grip arkadaşlara da bulaşmış durumda. Bu akşam köyde yirmi kişiyiz. 00.30'a doğru yatıyoruz. Dışarıda hava yeniden soğudu ve hafiften kar atıyor.

12 şubat 1984

Gazetede yıllar önce birlikte çalıştığım bir arkadaşın yakalandıktan sonra çekilen resmini görüyorum. Biraz eski günleri anımsıyorum. Öğleden sonra yanımıza gelen arkadaşlarla örgüt içindeki tartışmanın, farklı önyargılarla tartışılmasına girildi. Halkın yanında yaptığımız bu tartışma bizler açısından olumsuzdu. 17:00'de kaldığımız mezradan çıkıp başka bir mezraya giderek, bahara kadar kendimizin yaşantısına ilişkin programı tartışmayı planlıyoruz. İki saat yürüdükten sonra mezraya varıyoruz. Mezrada halk havanın karanlığında bizleri tanıyamadığından sayımızın kalabalıklığına bakarak asker geliyor diye telaşlanıyor. Daha sonra üç eve dağılarak, bir yandan sohbet ediyor bir yandan da üstümüzü kurutuyoruz. Kaldığımız evde erkek yok ve Türkçe bilmiyorlar. Bu yüzden sohbetimiz hal hatır sormadan öteye geçemiyor.

15 şubat 1984

Örgüt içinde tartışılan siyasal, ideolojik, örgütsel sorunlarla ilgili olarak ortak bir taslak yazı yazıp, yarın tartışılmasını kararlaştırıyoruz.

17 şubat 1984

Akşam yemeğini yiyip, hava kararınca yola çıkıyoruz. Hava çok güzel, ayışığı gündüz gibi. Çok hızlı yol alıyoruz. Saat 22:30 sıralarında bir köyün kenarından geçerken köylüler dışarıya çıkıp kim olduğumuzu karşıdan sormaya başlıyorlar. Köyün gerici olduğunu bildiğimizden, yolcu olduğumuzu belirterek yürüyoruz. Fakat beş on dakika sonra köylülerden ikisinin traktörle peşimize düştüğünü görüyoruz. Kendilerine «bizim sizinle işimiz yok, yolumuza gidiyoruz, takip etmekten vazgeçin» diye uyarmamıza karşılık av tüfeği ve silahla üzerimize ateş ediliyor. Bunun üzerine devrimci olduğumuzu, kendilerine herhangi bir zararımız olmadığını, onun için de bizleri yakalama veya vurma girişimlerinden vazgeçmelerini söylüyoruz. Ama aldığımız yanıt «nereye gitseniz geleceğiz, teslim olun» oluyor. Bir saat kadar bu uğraştırıyor. Artık iyice yaklaşıp, yakalamaya çalıştıklarında çatışma çıkıyor ve bir köylü ölüyor. Bunun üzerine tekrar takip etmemelerini, işin daha kötü olacağını belirtiyoruz ve yola devam ediyoruz. Arkamızdan gelen olmuyor. Olay şehir merkezine çok yakın olduğundan, izimizi kaybettirip şehire girmeyi amaçlıyoruz. İki ırmaktan suya vurarak sabaha karşı saat 04:00'de şehirdeki bir eve varıyoruz. Üzerimiz ıslak ve yorgunuz. Üzerimizi değiştirip yatıyoruz.

18 şubat 1984

Sabah sekizde kalkıp, kahvaltı yapıp, tekrar dinleniyoruz. Fakat gerek evin deşifre olması, gerekse de olay üzerine alıcıdan aldığımız bilgiler nedeniyle pek uyuyamıyoruz. Kendi aramızda değerlendirmelerle ve misafir gelmediği zaman ev sahipleriyle sohbet ediyoruz. Ev sahibi amca, teyze ve çocuklar çok candan. O yaşına rağmen coşkulu ve kararlı. Birçok kez evini basmalarına, işkenceye alınmalarına rağmen (hem de bizim bir arkadaşın konuşması üzerine) devrimci mücadeleye güvenleri hiç sarsılmamış. Akşam yemeğinden sonra başka bir eve geçiyoruz. Bu ev de yine 12 Eylül sonrası içeriye alınmış ve bırakılmış bir halk ilişkimiz. Gece gelen genç arkadaşlarla sohbet ediyor ve geç saatte yatıyoruz.

19 şubat 1984

Sabah kahvaltısından sonra yanımıza gelen genç arkadaşlarla siyasal sohbet ediyoruz. Önümüzdeki dönem mücadelenin biçimlenişi, sivil burjuva siyasal güçlerin durumu vb. konusunda. Akşam yemeğinden sonra iki arkadaş telefon etmek için şehre daha yakın bir mahalleye gidiyoruz. İki saat yolculuktan sonra köylerden ilişkimiz olan bir arkadaşın evine varıyoruz. Evde iki genç arkadaş ve evine gittiğimiz arkadaşın ailesi var. Ev bana, büyük şehirlerdeki gecekondu evlerini hatırlatıyor. Yoksul ve yaşamını hammallıkla geçiren bir arkadaş. 01.00'a doğru yatıyoruz.

20 şubat 1984

Sabah yedide kalkıp evden bir arkadaşla telefon etmeye gidiyoruz. telefonla gelecek malzemelerin saat 23.00'a kadar gelmesini kararlaştırarak genel durum üzerine sohbet ediyoruz. Konuştuğum arkadaşı ben tanıyorum ama o beni tanımıyor. Daha doğrusu tanımasına rağmen kod ismimden kim olduğumu çıkartamıyor. Yıllar sonra bile insanın sevdiği bir yoldaşın sesini duyması bir takım duygulara neden oluyor. Fakat yanımda köylü bir arkadaşın bulunması nedeniyle tekrar tanışma istememe rağmen bunu yapamıyoruz.

23 şubat 1984

Gündüz evde genellikle yalnız kalıyoruz. Günlük gazete ve dergileri okuyoruz. Ayrıca tavla oynayarak, günlük siyasal gelişmeleri değerlendirerek günümüzü geçiriyoruz. Saat 19.00'a doğru bir arkadaş arabayla malzemeleri getiriyor. Biz arabaya yetişemiyoruz. İkinci bir randevü veriyoruz. İkinci parti malzemenin gelişi aksıyor. Bunun üzerine malzemelerin içinden götürebileceklerimizi yanımıza alarak yola çıkmayı kararlaştırıyoruz. Saat 22.00'ye doğru bir başka eve hareket ediyoruz Alıcıdan ve gittiğimiz evden yakın köylerin olay üzerine basıldığını, birtakım insanların alındığını öğreniyoruz. Bugün yıllardır yemediğimiz lahmacun yiyoruz ve malzeme getiren arkadaşın hediye ettiği marlboro sigaralarını içiyoruz.

28 şubat 1984

Sabah 07.00'de kalkıp, bir saatlik bir yolculuktan sonra mezraya varıyoruz. Günümüzü orada tartışma notlarını okuyarak geçiriyoruz. Gece burada kalıp, gelen amcalarla konuşuyoruz. Yatmayıp, geç saate kadar tartışma notlarını okuyup, bitiriyorum. Bende ve arkadaşlardaki ortak düşünce, yurtdışındaki arkadaşların önümüzdeki siyasal gelişmeler ve daha önce çıkan broşürü tartışmak üzere oturdukları (oluşturdukları) platform, önümüzdeki süreci değerlendirmekten daha çok, var olan durumdaki örgütlenmenin dağıtılması gibi sonuca varmışlar ve yurtdışında oluşturulan Toparlanma Komitesi kendini feshetmiş. Önümüzdeki süreci zaman zaman biraraya gelip, tartışarak oluşturulacak siyasal-ideolojik hattan sonra örgütlenmeye gitme eğiliminde ve esas olarak bugünün görevinin örgütlenme olmadığı, toplumsal hareketlilik geliştikçe onun içinde yer alınıp şekillenecek örgütlenme mantığı hakim.

2 Mart 1984

Sabah geç saatte kalkıyoruz. Kalkar kalkmaz yanımdaki arkadaşlar tartışma notlarını okumaya dalıyorlar. Arada ufak değerlendirmelere varıyoruz. Yanımıza gelen insanlara şimdiye kadar 12 Eylül'den sonraki şehitlerimizin karakalem resimlerinin olduğu takvimi ve D. İşçi özel sayısını veriyoruz. Onlar da bunları okuyor. Öğleden sonra bir grup arkadaş G.B. ve S.Birliği'yle buluşmaya gidiyor. Arkadaşlar uzun bir yoldan ve kar içinde yürüyerek geldiğinden, yorgunlar. Arkadaşlarla kısa bir değerlendirme yapıyoruz. Bu mezrada bir iki gün daha kalıp, daha sonra barınağa gitmeyi planlıyoruz. Arkadaşlar da tartışma notlarından olanların kısaca değerlendirilmesiyle, olumsuz tartışmalar ve hatta birtakım insanların devrimciliklerini tartışan durumlara varabiliyor. Hemen hemen herkeste bir olumsuzluk yaşanıyor. Bunun üzerine halk ilişkileri içinde tartışmaya karar veriyoruz. Akşam diğer bir grup arkadaş yakın bir mezrada olduklarını, yorgun olduklarından gelemeyeceklerini belirtiyorlar. Ve gece nöbeti ayarlayarak, saat 24.00'e doğru yatıyoruz.

3 Mart 1984

Yakın mezradaki arkadaşlar saat 10.00'a doğru yanımıza geldiler. Arkadaşlara yeni gelişmeler hakkında kısa bilgiler aktarıldıktan sonra öğle yemeğini yiyip, toplantı yaptık. Toplantıda genel olarak hareketimizin içinde bulunduğu durum karşısında, duruma bakış yöntemimiz ve bundan sonraki örgütlülüğümüzün, yaşantımızın tartışılmasına başlandı. Hareketimizin yurt dışında oluşturulan Toparlanma Komitesi'nin ideolojik-politik hattın açık olmaması ve 82'de belirlenen genel siyasi hattın, örgütlenme anlayışının yanlışlığı noktasından hareketle kendi örgütlenmesini feshetmesi, bizim kır üssü diye belirlenen alanda da çeşitli düşünceleri de beraberinde getirdi. Birinci düşünce, içinde bulunduğumuz durumu, var olan siyasal yönelimimizin doğruluğu-yanlışlığı belirlemesi ve yeni siyasal hattın belirlenmesine kadar, örgütlülüklerimizi dağıtmadan, ilk olarak örgütlenmelerin fonksiyonlarını, inisiyatifini tartışmadan genel siyasal yönelimi tartışmalıyız. Ve bu tartışmaların sonucunda örgütlenmeleri siyasal arenaya giriş şeklimize göre belirtmeliyiz. Farklı örgütler, biçimler olacaksa veya ayrışma olacaksa, bunun sonucu olmalıdır. ikinci görüş ise, ideolojik-politik hat yoktur. Hareketin belli bir kesimi kendini feshetmiştir. Bu nedenle bu örgütlenmelerin (G.B. ve S.B.'ler) sürdürülmesi anlamsızdır. Farklı biçimlere dönüştürülmesi tartışılmalıdır. Buna uygun olarak da birlikte olabilmenin şartları tartışılarak, farklı bölgelerde yaşama-barınma temel alınarak, bu süreç ara ara biraraya gelip tartışmalar biçiminde aşılmalıdır.

Bu tartışmalarla birlikte S. Birliğinin sorunları konusunda G? Birliğinin fonksiyonlarının tartışılmasına ve G. Birliğinin, S. Birliğinin sorunlarını çözmede pek fazla anlam taşımadığı gibi konulara girildi. Bu tartışmalararın kısa sürede bitmeyeceğinin anlaşılması üzerine birkaç gündür kaldığımız bu mezradan başka mezraya gidip tartışmaları orada sürdürmeyi kararlaştırdık. Ve saat 17.00'de yola çıktık. Akşam geldiğimiz mezrada dinlenmeye çekildik.

4 Mart 1984

Sabah kahvaltısından sonra kaldığımız yerden sorunları tartışmaya başladık. Birtakım arkadaşlar da yurtdışında altı ay süren tartışmaların olumsuz sonucu yanında yer aldılar. «Madem onlar bu süreci örgütsüz aşmışlar, biz de bu süreci örgütsüz bir şekilde yaşabiliriz» görüşünü savunuyorlar. Bunun üzerine aramızda zaman zaman sertleşen tartışmalar çıkıyor. Özellikle bir arkadaş sekter ve dayatıcı bir şekilde kendi düşüncelerini zorluyor. Henüz S. Birliği'nin bu alanda, M bölgesinde nasıl bir faaliyet sürdüreceği, kimlerle birlikte çalışacağı sonuçlanmadı. Bu arada yurt dışından birtakım araçların gelmesi ve C Bölgesinde G. Birliği'nin geçişine ilişkin hazırlıkların yapılması için dört arkadaşın birkaç gün önden gitmesine karar verildi. Bu arkadaşlar belirlenip, akşam yemeğinden sonra yola çıktılar. Biz de yarım saat ilerdeki bir mezraya geçtik. Gece, tartışma, hararetli bir biçimde seviyesini koruyarak aramızda sürdü.

8 Mart 1984

Günümüzü aynı mezrada kalarak, diğer arkadaşların gelmesini bekleyerek geçiriyoruz. Tartışma notlarının okunmasına devam ediliyor. Tartışma notlarındaki çeşitli arkadaşların düşünceleri, aramızda ufak tartışmalara neden oluyor. Fakat, gerek notların ve mektubun geldiği zamanki hararet ve olumsuz biçimde tartışmalar terk edilmiş durumda. Doğal ki, bazen tek tek arkadaşlar kendileri için düşüncelerini, çözüm yollarını öneri biçiminde ortaya koyabiliyorlar. Bir ara tavla oynuyoruz. M arkadaş beni çok rahat yeniyor. Ve aramızda şakalaşıyoruz. Akşama doğru diğer arkadaşlar da mezraya geliyor. Hep birlikte yarın sabah erkenden barınağa çıkma düşüncesi onay görüyor. Barınakta üç dört gün kalıp, yaşam için en temel gereksinmemiz yiyecek maddeleri akşamdan hazırlanıyor. Günün en önemli siyasal gelişmeleri İran-Irak savaşında Irak'ın kimyasal silah kullanması iddiaları ve gece 23.00 BBC haberlerinde dinlediğimiz Türkiye savaş gemilerinden Yunanistan muhrip ve balıkçı gemilerine Ege Denizi'nde ateş açılması, bunun sonucu Yunanistan Türkiye ilişkilerinin gerginleşmesi... Yarın sabah yürüyüşü düşünerek herkes erken yatıyor.

12 Mart 1984

Tartışmayı zamanımızın sınırlılığı, gideceğimiz köylerin olanaksızlığı nedeniyle erken bitirmek zorundayız. Bunun için tartışmaya başlıyoruz. Tartışma giderek olumlu bir havaya giriyor. Birlikte olmanın nedenleri, gerekleri, sorunları, olumlu, olumsuz yanları tartışılıyor. B,D,Z,U,V arkadaşlar bütün güçlüklere rağmen birlikte olabileceklerini, hareketimizin hemen hemen bütün organlarında insanlar arasındaki ilişkiler ve sorunların birlikte aşılması kararına varıyorlar. H arkadaş sonuçta, birlikte olmayacağını, farklı bölgelerde farklı insanlarla çalışma yaratabileceğini belirtip, bizlerin bu konuda kendisine yardımcı olmamızı istiyor. Bunun üzerine birlikte çalışma yürütecek arkadaşlara adres, ilişki vb. konularındaki pratik bilgi devri yapılıyor. H arkadaşa da bölgelerdeki durumların ne olduğunu öğrenip, bölgeye tamamen hakim olana değin bir kaç köylük alanda çalışma yürütmesini, arkadaşlarla tartışmasını öneriyoruz ve arkadaş da kabul ediyor.
Akşama yola çıkıyoruz. 14 kasım'da geldiğimiz D bölgesinden bu akşam ayrılıyoruz. Ayrılığımız köylerin dışında bir yerde, önce halay çekiyor ve bütün arkadaşlar ikişer üçer mermi atarak vedalaşıyoruz. Altı saate yakın bir yolculuktan sonra ilişkilerimizin çok zayıf olduğu bir köye geliyoruz. Yolda arkadaşlar arasında yorgunluğun da verdiği psikolojik durumla biraz olumsuz tartışma geçiyor. Köye vardığımızda dizlerimize kadar ıslanmış durumdayız.

18 Mart 1984

Kaldığımız yer ağıl değil. Eski bir Ermeni köyü olduğunu gündüzün açık ve net görüyorum. Ermenilerden kalma kiliseyi inceliyorum. Köylüler altın ve para bulma umuduyla kilisenin hemen hemen her tarafını oymuş ve yıkmışlar. Dört saatlik bir yürüyüşten sonra bir köye varıyoruz. S arkadaşın söylediği eve varıyoruz. Eve pek fazla baskı yapılmamasına rağmen, şimdiye değin bu tür olaylara alışık olmadıklarından fazla büyütüyorlar. Zaman zaman yakınmaları bizlere hakaret düzeyine varıyor. Özellikle bu gelişmelerden sonra köydeki iç çelişkiler had safhaya ulaşıyor.

26 Mart 1984

Akşam ve sabah erken saatlerde aldığımız seçim sonuçları cuntanın felsefesine sahip çıkan ANAP'ın yine genel seçimlerdeki oy oranını koruduğunu, seçimlere yeni giren DYP ve SODEP'in beklenen sonuçları elde edemediğini, cuntanın anlayışı doğrultusunda ANAP'ın destek bulduğu ve cuntanın MDP ile oturtamadığı sistemin ANAP ile topluma kabul ettirildiği gözlenebiliyor.

27 Mart 1984

Yeni söz alan arkadaşlar ve genel eğilim önümüzdeki sürecin değerlendirilmesi olarak bir düşünce paralelliğine varmadan veya ideolojik-politik farklı anlayışlara kadar ayrı düşünceleri savununcaya kadar birlikte tartışmamızı, olabilirse güvenlik, sağlıklı düşünce vb. açılardan birlikte hareket edebilmenin olması gerektiği düşüncesinde. Ama artık şu bir gerçek her ne kadar bir ayrışma veya farklı politik hattı savunmuyor gözükse de hareketimizin ideolojik-politik bütünlüğünün kaybolduğu ve daha önce tespit edilen ideolojik-politik hatta uygun örgütlenmelerin geçerliliğini yitirdiği ve oluşturduğumuz 13 Haziran G. Birliği'nin örgütlenmesi, fonksiyonları, anlamı ortadan kalktı. Kabullenmede güçlük çekilse de, şimdi hepimiz bir Devrimci Yolcu olarak, yeni bir hareket yaratma doğrultusunda önüne görev koymak durumundayız. ve hepimiz üzerimize düşen yükün ağırlığını kabul ediyoruz. İçimizde farklı eğlimlerin tartışma notlarıyla ve vermek M-İ farklı da olsa M'ye Gerilla Birliği'nin oluşturulmasında duyulan olumsuzlukla YSB'den bir kısım arkadaş var olan örgütlenmelerin hemen dağıtılması gibi tavra giriyorlar. Bundan dolayı, esas önümüzdeki bu süreci nasıl değerlendiriyoruz, neyi nasıl arayacağımızı gündem maddesi olarak koyacağımızı örgütlenmelerin gerekliliği veya gereksizliği konusunda çarpık biçimde soruna giriyoruz.

30 Mart 1984

Daha önceden Toparlanma Komitesi ve kır örgütlenmesinde en yetkili pozisyonda yer alan T arkadaş geliyor. Arkadaş başından bu yana hareketin gelişimi ve nasıl bir örgütlenme anlayışı içinde olduğuna ilişkin kısa açıklamalarda bulunuyor. Bu açıklamalardan sonra sorunun bütün yönleriyle ve düşüncelerin bütünlüklü konması açısından gündemin ikinci maddesiyle bütünleştirilerek, düşüncelerini belirtiyor. Bu anlamda burjuva siyasal güçlerin siyasal arenadaki konumu, toplumdaki özgürleşme, demokratikleşme eğiliminin ortaya çıkıp çıkmadığı, geçmiş ideolojik-politik hattımızın yanlışlığı veya eksikliği, bu politik hattın gereği örgütlenmelerin Türkiye'deki sınıflar mücadelesinin istemlerine cevap verip vermediği ve önümüzdeki dönemin politik yönelimi, bu politik yönelime göre bütünlüğün bozulup, yeni bir hareketin yaratılmasının nasıl ve ne biçimde olacağına ilişkin düşünceler açıklanıyor. Bu düşünceler doğrultusunda ortak düşünen insanların birlikte hareket etmesi, düşündüklerini hayata geçirip sınayarak ideolojik-politik hattı netleştirmesi anlayışı ağırlık kazanıyor. Bu doğrultuda her arkadaş tek tek söz alıyor, diğer arkadaşlar yanlış veya açmasını istedikleri noktada konuşan arkadaşın onayıyla soru sorarak veya gördüğü yanlışı belirterek söz aldığı bir biçimde tartışmalar sürüyor. Bugün ancak bir arkadaş düşüncelerini belirtebildi. Bu da tartışmaların uzun bir süreyi alacağı sonucunu ortaya koyuyor.

15 Nisan 1984

Her arkadaşın tek tek söz alarak düşüncelerini belirttiği veya birtakım arkadaşların düşüncelerinde paralellik gördüğü insanlarla aynı düşündüğünü belirterek, önümüzdeki dönemi nasıl değerlendirdiğine ilişkin ve bu tartışmalar doğrultusunda hareket edeceğine dair tartışmalar genel eğilimlerin belirlendiği ama herkesin açıkça ortaya koyduğu verilerin eksik olması sonucu kesin, net, değişmez düşüncelere sahip olmadığı tartışmalar 23-24 günlük sürede tamamlandı. Bugün 82 Broşürünün siyasal yönelimlerine göre ülkenin kırlarına yönelik örgütlenmenin bir parçası olan Gerilla Birliği teorik olarak olmalı veya olmamalı tartışması sonuçlanıyor. Bugün saat 13.00'te yeni politik yönelime göre pratik dağılımı da sağlanarak sonuçlandırılıyor. 23-24 günlük tartışmaların (genel eğilim olarak) sonuçları şöyle:

-82 Broşürünün ideolojik-politik yönelimi eksik veya yetersiz ve bu broşürdeki politik yönelim hareketin bir parçası tarafından reddedilmiş, örgütlenme adımları atılmayarak bugüne gelinmiş;

-Bu anlamda önümüzdeki süreç ideolojik politik hattın açığa çıkarılması ve görebildiğimiz kadarıyla politikalarımızın hayata geçirilmesi anlamında önümüzdeki süreç netleşme ve örgütlenme sürecidir.

-Bu sürecin ideolojik-politik hattın açığa çıkartılması için sadece (akademik) tartışmalarla yaşanmaması, ki bu sürecin uzun bir zaman alacağı, bu anlamda da süreç, pratiğe müdahale ederek, olduğu kadarıyla sınıflar mücadelesi içinde hareket yaratma olarak değerlendiriliyor.

-Toplumsal dinamiklerin henüz eylemlilik düzeyinde kendini göstermediği, 12 Eylülden sonra oturtulan sistemin ve kitlelerdeki durumun sonucu toplumsal güçlerin kendiliğinden eylemliğinde birkaç yıl ortaya çıkamayacağı;

-Toplumda gerek 61 Anayasası'nın özgürlükleri içinde yaşamanın gerekse kısıtlanan her türlü ekonomik-demokratik hakların gereği özgürleşme-demokratikleşme talebinin olduğu;

-Fakat bu özgürleşme-demokratikleşme eğiliminin önümüzdeki özgün dönemin yönelimi olduğu;

-Sistemin Anayasasıyla, hukukuyla ele alındığında, iktidar mücadelesiyle bağının kurulması gerektiği, yani ekonomik-demokratik mücadelenin siyasi mücadeleye (genelde demokrasi mücadelesine) bağlı biçimde ele alınması gerektiği;

-Bu anlamda kendimizin tanımlanmasını, politik yönelimimizi belirleyerek, toplumdaki istemlere sahip çıkmamız gerektiği;

-Toplumdaki istemlere sahip çıkarken, kendimizi önümüzdeki özgün sürece göre şekillemeyip, genelde stratejimizle bağımızın kurulup iktidar mücadelesini verecek bir biçimde, baştan sistemle çatışmayı göze alacak, hesap edecek biçimde örgütlenme anlayışına sahip olmamız gerektiği;

-Önümüzdeki sınıflar mücadelesinde politik bir güç olarak var olan bir hareket olmayı koymamızı, bunu da sınıflar mücadelesi içinde yer alarak ortaya çıkartabileceğimiz politikaları sunarak olabileceği;

-Siyasal arenadaki burjuva siyasal güçlerin (DYP, SODEP, RP) toplumda radikalleşmeyi sağlayamayacağı;

-Toplumsal dinamiklerin eylemlilik biçiminde göstermedikleri bu sürecin kendimizi tanımlamamız, bütünleşmemiz açısından avantaj teşkil ettiği;

-Örgütlenmelerimizin sınırlı da olsa toplumla bağının olduğu kırsal alanın ülkeye politika sunamaması, köylülükte dönüşümün zor olması;

-Ülkedeki çelişkilerin yansımasının zayıf olması, askeri hesaplaşmaya (imhaya) açık olması vb. gibi dezavantajlarına rağmen, 4 yıllık çalışmamızın kendimizin hareket etmesine, toplumsal dinamiklerin yakalanması açısından, örgütlü olarak sürecin yaşanmasına olanaklı olduğundan, kırsal alanın sıçrama tahtası rolünü yüklenecek avantaja sahip olduğuna ve bunun uzun süreli savaşın gerekleriyle bütünleştiğinde kırdaki ilişkilerimizin bir biçimiyle elde tutulması gerektiği;

-Önümüzde, bir hareket olmayı ve bunun da 73'ler sonrası devrimci hareketin izlediği sınıflar mücadelesinin içinde, onun gereklerine cevap vererek ideolojik-politik hattını açığa çıkartıp, basitten karmaşığa eylemlilik ve örgütlenme yöntemine sahip olmamız gerektiğine, fakat 80'den sonra ülkedeki nesnel koşullar değerlendirildiğinde biçiminin farklı olduğunu, subjektif konumumuzla da bütünleştiğinde (ideolojik-siyasi-kadrosal birikim) önümüzdeki sürece sistemin karakteristiği gerek başından temel örgütlenmeleri yaratma anlayışına sahip olarak, örgütlü bir şekilde sınıflar mücadelesine girme;

-Bu anlamda önüne çeşitli askeri eylemlilikleri de koyabilecek tarzda örgütlenmek gerektiği;

-Varlığımızın sadece kırda olmaması nedeniyle, gerek hedef olarak göze batmamak, gerekse de siyasal çalışmaya daha fazla ağırlık vermek;

-Kırdaki diğer arkadaşlarla tartışmaların yapılması için farklı bölgelere çalışma için ayrılıyoruz. Biz altı arkadaşız. A - B bölgelerinde çalışmaya gidiyoruz. İki arkadaş farklı düşünceleri savunuyor ve onun pratiğini örgütleyeceklerini belirtmiş durumdalar. Bu nedenle iki arkadaşla, diğer arkadaşlarla tartışmalar yaptıktan sonra ayrılacağız. Farklı düşünen üç arkadaş var.

-Önümüzdeki dönem özgürleşme-demokratikleşme dönemidir, bu nedenle bu taleplere sahip çıkmalıyız.

16 Nisan 1984

Sabah yazın kullanılan bir ağıla geliyoruz. Ağılda bizim için bırakılan soba, çay, şeker, vb. malzemeler var. Hareketsizliğin verdiği hamlığın sonucu 4-5 saatlik bir yoldan sonra hepimiz kendimizi yorgun hissediyoruz. Kahvaltıdan sonra dinleniyoruz. Aramızda eskisi gibi canlı sohbetler olmuyor. Sanki birlikteliğimizi zorunlu bir yaşantı biçimi. Oysa yıllardır veya bir yıla yakın herşeyiyle birlikte olmuş insanlarız. Akşam 18.00'e doğru yola çıkıyoruz. İki saatlik bir yoldan sonra bir köye gidip yemek yiyor ve dinleniyoruz. İki arkadaş uykusuz oldukları için, bizler sohbet ederken uyuyorlar. H arkadaş uykusunda gördüğü rüyanın (jandarmaların barınağı sardığını görüyormuş, sonradan söyledi) etkisiyle küfrederek bağrıyor. evdeki genç kızlar ilk önce şaşırıyor daha sonra da bu olaya bolca gülüyorlar. Yanımıza bir günlük yiyecek aldıktan sonra 01.00'e doğru tekrar yola çıkıyoruz. Yağmur çiseliyor. Her taraf çamur. Yer yer kar var. Bu da yolda dinlenmemizi önlüyor. Dört saate yakın bir yürüyüşten sonra gündüz mola vereceğimiz bir mezraya geliyoruz. Mezradakiler bizleri oldukça sıcak karşılıyorlar.Terimizi kurutup sohbet ediyoruz. Ve gün ışıyıp 17 Nisan'ın gündüzüne giriyoruz.

17 Nisan 1984

Gündüz dinleniyor ve yanımızda getirdiğimiz gazetelere göz atıyoruz. Hava bozuyor. Öğleden sonra sürekli yağmur yağıyor. Akşam saat 24.00'e doğru yola çıkıyoruz. Beş-altı saatlik bir yürüyüşten sonra dinleneceğimiz bir köye varıyoruz. Yolculuğumuz havaların bozukluğu ve suların taşması nedeniyle yorucu geçiyor.

18 Nisan 1984

Boş köydeki ağılların çatısı aktığından kuru yer yok. Pencereleri ve kapıları da sökülmüş olduğundan soğuktan kurumuyorlar. Üstüne bir de karla karışık yağmurun devam etmesi nedeniyle iyi dinlenemiyoruz. Akşam gitmemiz gereken dokuz-on saatlik yolu düşününce gündüzün dinlenmeyle birlikte yol yorucu geliyor. Saat 17.30'da yola çıkıyoruz. Sulu kar bütün şiddetiyle yağıyor. Havanın soğukluğu dinlenme olanağı tanımıyor. Beş-altı saatlik bir yürüyüşten sonra yolda ateş yakıp ısınıyor, dinleniyoruz. Sabaha karşı 04.00 sıralarında hedeflediğimiz köye varıyoruz. Hepimiz bitkin vaziyetteyiz. Islak ayakla yola devam etmek ayakları mahvediyor.

19-20 Nisan 1984

Yorgun olmamıza rağmen fazla uyuyamıyoruz. Üç-dört saatlik bir uykudan sonra, iki-üç günlük ilişkisiz yolculuğu düşünerek erzak temin etmeye çalışıyoruz. Yanımıza iki-üç gün yetecek şekilde katık (sucuk, reçel, helva vb.) satın alıyoruz. Gece saat 23.00'e kadar dinleniyoruz. Yola çıktığımızda hava hafiften yağıyor. Gece sabaha kadar köylere görünebileceğimiz yerleri geçtikten sonra gündüz yolumuza devam ediyoruz. Hava gittikçe kötüleşiyor, sis ve kar artıyor.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org