|
|
|
|
YENİ
DEVALÜASYONLARA, YENİ ZAMLARA HAYIR!
İşçiler, köylüler, gençler, yurtsever emekçi halklarımız, Acımasız bir yoksulluk ve zulüm altında yaşıyoruz. Her yeni gün, daha çok yoksulluk ve sefalet, daha çok baskı ve zulümden başka birşey getirmiyor. Ve her geçen gün, bu acımasız sömürü düzenlerini |
![]() |
|
ayakta tutabilmek, yoksul halkı iyice sindirmek için,
baskılarını daha da artırmaya çalışıyorlar. Her gün yeni yeni cinayetler
ve katliamlar tertipliyorlar. Emperyalist güçler ve onlara uşaklık
edenler, düzenledikleri bu cinayet ve katliamlarla halkı canından
bezdirip, korkutmak, pahalılığa, yokluğa, sömürüye, her türlü sıkıntıya
ses çıkaramaz hale getirmek istiyorlar.
İşçileri ve gençleri üçer beşer öldürüyorlar. Öğretmenlere, memurlara, ve yüreği halktan yana çarpan herkese kurşun yağdırıyorlar... . İşte bu soygun-sömürü ve zulüm düzeninden bizim payımıza düşen bunlardır; işsizlik ve pahalılık, yoksulluk ve sefalet, acı ve ölüm; bu düzenin efendilerinin bize sundukları bunlardan başka birşey değildir. Peki halktan yana olduğunu söyleyerek işbaşına gelen bugünkü hükümet ne yapıyor? Kimlerin çıkarını düşünüyor? Bizi nereye götürüyor? Bu konudaki gerçekleri de artık görmeyen kalmamıştır. Hükümet, kurulduğu günden beri bu düzeni ayakta
tutmak; bu düzenin patronlarının sorunlarını çözmek için çalışmaktan başka
birşey yapmamaktadır. "İşleri düzelteceğim", "düzeni kurtaracağım" diye
diye emperyalist güçlerin, IMFnin talimatlarını uyguluyor. Onlar istedi
diye halkın belini büken, yoksulluğunu artıran işler yapmaktan çekinmiyor.
IMFnin talimatlanyla yapılan DEVALÜASYONlar yeni fiyat artışlarına neden
olmakta, hayat pahalılığı çekilmez hale gelmektedir. İşçiler, Köylüler, gençler, yurtsever emekçi halklarımız, Bu hükümetin emekçi halkın aleyhine yaptıkları bunlardan ibaret değildir. Şimdi de, gene bu düzenin patronlarının ve gerici güçlerin isteklerine uyarak yeni baskı yasaları çıkarmaya çalışmaktadır. Sömürücü, egemen sınıflar bu şekilde, yoksulluk ve sefalet içinde kıvranan halkın mücadelesini bastırmaya, onların mücadele ve örgütlenme haklarını iyice ortadan kaldırmaya çalışmaktadırlar. Bu şekilde halkın her türlü sömürüye ve sıkıntıya karşı sesini soluğunu kesip oturmasını sağlamaya çalışmaktadırlar. Hükümetin, gerici güçlerin isteğine uygun olarak
getirmek istediği bu YENİ BASKI YASALARI her bakımdan halkın aleyhinedir.
İşçilerin, öğrencilerin, memurların örgütlenme ve mücadele hakları
kısıtlanmakta, halkın azgın faşist çeteler karşısındaki direnme gücü
kırılmak istenmektedir. Yeni baskı yasaları bu yüzden sadece faşist
güçlerin işine yarayacaktır. Egemen güçler, Ecevit hükümeti eliyle gündeme getirdikleri YENİ FAŞİST BASKI YASALARINI, "anarşiye ve teröre karşı mücadele" safsatalarının arkasına saklamaya çalışıyorlar. Bu konuda, televizyonda, programlar-açık oturumlar düzenlettirerek, gazetelerde makaleler yazdırarak kamuoyu oluşturmaya çalışıyorlar. Bu tasarılara "polis devleti mi kuruluyor?" diyerek karşı çıkan bazı yurtsever CHP milletvekillerine baskı uygulanıyor. Egemen-sömürücü sınıflann sözcüleri, bu yeni faşist baskı yasalarının ülkemizdeki "anarşi" dedikleri olayların önlenmesi için getirildiğini; ülkemizdeki olaylardan "sağdaki"ler kadar soldakilerin de sorumlu olduğunu söylemektedirler. "Anarşiye ve teröre karşı mücadele" şamatalarıyla, ilerici ve devrimci güçlere karşı yeni baskı tedbirleri getirilmekte, bugüne kadar yapılagelmekte olan baskı ve zulüm bir kat daha artırılmaktadır. Ülkemizde meydana gelen olaylar "anarşi ve terör" olayları, "şiddet eylemleri" olarak görülebilir mi? Devrimci ve ilerici halk güçlerinin de olayların sorumlusu olduğu söylenebilir mi? Hükümet adamları, ülkemizdeki yaşanan olayları tamamen çarpıtmaktadırlar. Bugün faşist güçlerin en geniş halk kesimlerine yönelik saldırıları vardır. Egemen sömürücü güçlerin uşağı olan faşist cinayet şebekeleri, alçakça cinayet ve katliamlar tertipliyorlar. İşçilere, öğrencilere, profesörlere ve yazarlara; halktan yana herkese saldırıyorlar. Bu olayları sağ sol çatışması olarak göstermeye kalkmak, gerçekleri örtbas etmeye çalışmaktır. Profesörleri, doçentleri öldürenler, işçilere ve öğretmenlere saldıranlar, gençleri bombalayanlar kimlerdir? Bedrettin Cömertleri, Karafakioğullarını, Doğan Özleri ve daha nice yurtseveri katledenler kimlerdir? Bütün bunlardan solcuların da sorumlu olduğunu söylemek düpedüz bir yalancılık değil de nedir? "Anarşi ve terör", "sağ-sol çatışması" aldatmacalarıyla, saldırgan faşist çetelerle, onlann saldırılarına karşı teslim olmadan direnmeyi savunan ve bunun için mücadele edenler aynı kefeye konulmak, faşist katillerle birlikte suçlu durumuna düşürülmek istenmektedir. Bu suretle, emekçi halklarımızın can düşmanı faşizme karşı dişiyle, tırnağıyla ve canını ortaya koyarak mücadele eden devrimciler de suçlu durumuna düşürülerek mahkum edilmeye, halkın devrimci güçlerine karşı girişilen saldırı ve cinayetler meşrulaştırılmaya uğraşılmaktadır. Ama, gerçeklerin üstünü örtmeye kimsenin gücü yetmez. İşçilerin, köylülerin, gençlerin, aydınların yani tüm halkımızın düşmanı olan faşist çetelerle devrimci halk güçlerini kimse aynı kefeye koyamaz. Kimse halkın çıkarlarını savunanlarla halka saldıranların aynı olduğunu söyleyemez. Bütün herkesin gözleri önünde cereyan eden faşistlerin alçakça saldırıları, sağ-sol çatışması olarak gösterilemez. Faşistlerin alçakça katliamlarının sorumluluğu, bu saldırılara karşı haklı ve meşru bir savunma konumundaki devrimci halk güçlerinin de üzerine atılamaz. Bugün her yurtsever ve namuslu yurttaş, faşistlerin alçakça saldırıları karşısında devrimcilerin tamamen haklı bir savunma durumunda olduğunu görmektedir. Herkes görüyor ki bugün ülkemizde faşistlerin bütün halka yönelik saldırıları vardır. Halk düşmanlarının saldırıları ile, ona teslim olmayan halk güçleri arasında bir mücadele vardır. Bu gerçekleri örtbas etmeye kimsenin gücü yetmeyecektir. Hükümet, "anarşi ve teröre karşı mücadele" hikayeleriyle gerici-faşist güçlerin işine yarayan işler yapacağına, bu safsataları bir tarafa bırakarak emekçi halklarımızın can düşmanı faşizme karşı mücadele etsin. "Sağ sol çatışması" gibi yalanları bırakıp, halkımızın faşizme karşı direnme gücünü kıracak şeyler yapmaktan vaz geçsin. İşçiler, Köylüler, Gençler, Yurtsever Emekçi Halklarımız, Bütün bu olup bitenler karşısında artık hala sessiz kalınamaz. Bütün aldatmacalara ve yalanlara karşı gerçekleri haykırmanın zamanıdır. "Sağ-sol çatışması" aldatmacalarını elimizin tersiyle itip, bu hükümetin her türlü gerici ve bizim çıkarımıza ters düşen eylemlerinin karşısına dikilmenin zamanıdır. Yeni devalüasyonlara, yeni zamlara karşı çıkalım. Yeni faşist baskı yasalarma karşı çıkalım. Devrimci halk güçlerinin faşizme karşı direnme mevzilerinin dağıtılmasına karşı duralım. Faşist çeteler karşısında meşru direnme hakkımızın elimizden alınmasına izin vermeyelim. Tam tersine can düşmanımız faşizme karşı yeni yeni
direnme mevzileri oluşturalım. Buıjuvazinin ve gerici-faşist güçlerin
bütün aldatmaca ve tehditlerine aldırmadan her yerde faşizme karşı
korkusuzca mücadeleyi örgütleyelim. İşyerlerimizde, fabrikalarımızda,
okullarımızda, mahallelerimizde ve köylerimizde, her yerde faşizme karşı
DİRENİŞ KOMİTELERİ Gerici faşist güçlerin bize karşı sürdürdükleri bu acımasız ve alçakça saldırılara direnme hakkımıza sonuna kadar sahip çıkalım. Emekçi halka kalkan hain elleri kıralım. Direniş komitelerimizde, faşizme karşı bütün halk güçlerinin ortak direnişini, omuz omuza mücadelesini örgütleyelim.
YAŞASIN EMEKÇİ HALKLARIMIZIN FAŞİZME KARŞI MÜCADELESİ! YAŞASIN FAŞİZME KARŞI SAVAŞIMIZ!
|
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org