|
|
|
|
Tartışma İçin Konu Başlıkları ve Bazı Saptamalar
A. Ekber Candan
1- Basacağımız zemin, en sonu itibari ile, özgür insan olmalıdır. Özgür insan kendiliğinden bir yaşam yerine, kendisi için bir yaşam kurandır. Kendisi için yaşamayan insan özgürleşemez. Yaşamı kendisi için tanımlamayan insanın günlük yaşam karşısındaki tavrı kendiliğindendir. Yaşamı kendisi için tanımlayan insanın özgürleşebilmesi, kendi dinamizmini hiç bir kalıba |
![]() |
|
hapsetmemesiyle mümkündür, sınırlamamasıyla mümkündür.
Yaşamın gündelik devamı için verilecek tavizler, hedefe zarar vermemelidirler. Kendisi için yaşasa bile bir insanın, özgürlüğünün gerçek anlamı onun kollektivite içindeki tavrıyla ortaya çıkar. Özgürlüğün aşıldığı yer ya da hedef EVRENSEL insan olmalıdır. Evrensel insan, kendi kalıplarını aşan insandır. Kendi maddi varlığını soyut bir hale getiren insandır. 2- Üretici güçlerin gelişiminin boyutları (teknoloji vs.) hedeflenen ütopyaya daha çok yakınlaşmamıza zemin hazırlamıştır. Üretici güçlerin gelişiminin boyutları, üretimin kollektifliği konusunda önceden öngörülen sınırları aşmıştır. Üretimdeki yabancılaşma, yabancılaşmanın yok edileceği zeminlere yaklaşmaktadır. Gelişme artık bir insanın tek başına üretimin tüm süreçlerini yeniden büyük boyutlarıyla gerçekleştirebilme boyutlarına evrilmektedir. Elektrifikasyon ve telekomünikasyonun ulaştığı boyutlar, alt yapı gelişmelerinin boyutları çok elverişli olanaklar yaratmaktadır. 3- Geçiş süreci yeniden tanımlanmalıdır Kölelerle köle sahiplerinin mücadeleleri sonucu yıkılan köleci toplumun yerine iktidara köleler geçmemiştir. Feodal derebeylerinin yerine de köylüler iktidara geçmemiştir. Şimdi hedeflenen de zaten işçi iktidarı değildir. Bütün süreç de buna göre yeniden tanımlanmalıdır. SSCB'de de benzeri olmuştur. Ama sınıf yerine partisi geçmiştir. Yani esas kural yönetim erki açısından, temsilciler açısından değişmemiştir. İşin ilginç yanı sınıfın kendisi başlangıçta sürece aktif olarak katılırken, sonradan izleyici konumuna girmiş, giderek de tamamen kopmuştur. Esas olarak önceden mülksüz olan sınıf (kütle) mülksüz kalmaya devam etmiş, eski mülk sahipleri mülklerini kaybetmişler ama, mülksüzler mülk sahibi olamamışlardır. Ve üretim araçları karşısındaki konumları pek farklı olmamıştır. Kollektif mülkiyet devletçilik olarak algılanmıştır. Devletin sönmesi gerekirdi. Giderek kendini yok etmesi gerekirdi. Muazzam bir ekonomik gücün patronluğu bile devletin giderek daha güçlü hale gelmesine, giderek de sürecin evrimi konusunda engel olmasında tek başına bile yeterli hale getirmiştir. Üretim araçlarının kollektivitesi yeniden tanımlanmalıdır. 4- Hedef sınırsız sınıfsız (kısaca) toplumdur. Sınırlar sermaye açısından şimdiden ortadan kalkmıştır. Sadece emekçi halklar açısından korunmaktadır. Bizim gibi ülkeler açısından ise durum iki kat daha ağırdır. Vize vs. gibi engellerle, neredeyse kendi ülkelerine hapsedilmektedirler. Şimdi sorun bütünüyle ortadan kaldırmaktır. Sermaye ile birlikte ortadan kaldırmaktır. 5- Emperyalizm kendi sorunlarını çözememiştir, sadece ertelemiştir. Emperyalizm kendi dışında kalan ülkelerin yarattıkları, birikmiş ulusal-ekonomik değerlere el koyarak kendi krizini ertelemeye çalışmaktadır. Özelleştirmelerin dünya çapındaki anlamı budur. Hem sömürge-bağımlı ülkelerdeki anlamı, hem kendi ülkelerindeki anlamı budur. Bu yöntem sorunlarını biriktirmektedir. Devletlerin küçültülmesi de keza aynı anlama gelmektedir. (Bu süreç bizde geç başlamıştır) Sürecin beyi emperyalizm için artık işbirlikçilere gereksinimi ortadan kaldırmaya doğru evrilmektedir. Bu aynı zamanda onların ellerindeki birikmiş sermayelerin eritilmesine de sırayı getirecektir. Hatta daha şimdiden başladı bile. Koç grubunun zaman zaman vatanseverlik edebiyatı yapmasının gerekçesi budur. Kendi ülkelerindeki orta tabakalarını da kapsayan bir mülksüzleştirme süreci ile uluslararası çok net bir sınıflar kombinezonu ortaya çıkacaktır. (SSCB ve Doğu Avrupa'nın dağılması sonucu buraların yağmalanma süreçleri emperyalizm açısından zaman kazanma anlamına gelecektir) . Uluslararası tekeller bu süreçte kurtlar gibi içgüdüsel olacaklardır. Kendi aralarında da üzerlerinde kan gördükleri gruplara saldıracaklardır. Her biri diğerlerine karşı pusuda olacaktır. Bu nokta emperyalizmin en güçlü olacağı nokta olacaktır. Ama aynı zamanda en zayıf olacağı an olacaktır. Yani topyekün de yıkılabileceği zemin olacaktır. Sınıflar mücadelesi bu süreçte şertleşecektir. Ama esas olarak sürecin gidişini sınıflar mücadelesinin ekseni ve çapı belirleyecektir. SSCB ve diğerlerinin çökmesinin verdiği rahatlığın da etkisiyle kendi sorunlarını aşmak için, gerek uluslararası alanda, gerek kendi ülkelerinde militarist tercihlere daha fazla yöneleceklerdir. (Avrupadaki faşist güçlerin, duvarların yıkılmasıyla birlikte birden bire patlama yapması tercihlerinin şimdiden bir ifadesi, kayması anlamına gelmektedir) 6- Dünya çapında mücadele süreci ağırlıklı olarak anti emperyalizm eksenine oturacaktır. Bu süreçte devrimci hareketlerin süratle entemasyonalist olmaları, enternasyonal bir duruş almaları gerekmektedir. SSCB ve diğerlerinin dağılması uluslararası bir yenilgi anlamına gelmektedir. Bu süreçte uluslararası bir ricat taktiği uygulamak gerekmektedir. (Bizde bu yenilgi iki boyutludur) Bu süreçte (uluslararası düzeyde) öncelikle emperyalizm ideolojik olarak mahkum edilmelidir. Alternatif politikalar, geniş kitlelerin gözünde ve yaşamında gerçekleşebilir, tercih edilebilir hale gelmelidir. Artı görebilmelidir. Bu süreçte ön mevzilere sahip çıkılmalıdır. Buralar genel direniş noktaları ve hatları olmalıdır (Kürdistan vs. gibi) Uluslararası düzeyde bir tartışma kollektifleri oluşturulmalıdır ve dayanışma, mücadele birlikleri oluşturulmalıdır. 7- Emperyalizm (veya burjuvazi) gecikmiş bir tarihsel görevini yerine getirmeye çalışmaktadır. Bunu yaparken de halkları birbirine düşman ederek (kırdırarak) uzunca bir süre bir araya gelmelerinin zeminlerini de dinamitlemektedir. Eski sosyalist ülkelerdeki ve ulusal sorunlarını çözemeyen ülkelerdeki milliyetçi kitle patlamalarının arka planında bunun da önemli bir payı vardır (bir kaç istisna hariç). Bu içgüdüsel değil bilinçli bir tercihtir. Bu yüzden, sola, sosyalizme karşı bir çıkışmış gibi vizyona girmesi bu yüzdendir. 70 yıllık deneyim de, bu yönüyle sorgulanmalıdır. Bunca yıldan sonra çözüldüğü sanılan, aşıldığı sanılan ulusal sorunlar, ulusların birbirlerine düşmanlaştırılmaları pahasına yeniden çok güçlü bir şekilde ortaya çıkmışlardır. 8- Uluslar, ulusal kimliklerini sonuna kadar yaşamadan, ulusal kimliklerini aşamıyorlar. Ulusaldan evrensele geçiş ulusal doygunlukla ve onun aşılması ile mümkündür. Sırf bu yüzden, yani ulusların kendi kaderlerini savunduğumuz için değil, yani bütünleşmenin yolu ulusal kimliklerin aşılmasından geçeceği için, Kürt ulusu da bağımsızlığını elde etmelidir. Ve ayrılması gerektiği savunulmalıdır. Kürt ulusal direnişinin geldiği boyut ve ulusal iradesini ayrılıktan yana kullanmak istediğini belli ettiği için değil ulusal bağımsızlık, ulusal kimliğin yaşanarak, doygunluğa ulaşması için en azından bilinç düzeyinde, ulusal dimağ düzeyinde baskılanmanın ve ulusal özlemlerinin ortadan kalkması için, aşılabilmesi ulusal kimlikten evrensel kimliğe ulaşabilmesi için ayrı bir devlet kurmalarını istemek en doğru çözüm olacaktır ve bu yüzden savunulmalıdır. Kürt devrimcileri kendi politik süreçlerinin geleceğini buna göre belirlemelidirler. Emperyalizmin Kuzey Kürdistan'daki, direnişe karşı konumlanmasının gerekçesi ulusal hareketin sınıfsal ve anti emperyalist tavrının da belirgin ve açık olmasındandır. Ulusal sorun değerlendirilirken bu özellik atlanmamalıdır. Ulusal sorun yeni bir bakışla değerlendirilecekse eski yöntemler, eski kavramsal yaklaşımlar terkedilmelidir. 9- Gelecek toplum, evrensel insanların (özgürlüklerini aşmış) kollektif toplumu olacaksa, yani hedef buysa, bütün araçlarda bunun gerçekleşmesine hizmet etmelidir. Başlangıçta, hizmet ediyor bile gözükse, ileriki süreçlerde bizzat kendisi engel teşkil etmemelidir. Yani araçlar amaca uygun olmalıdır ve karıştırılmamalıdır. İleride (gelecek toplumda) sınıflara özgü, sınıfsal içerikli hiç bir yapı, kurum ve değer kalmayacaksa, kullanılan araçlar bunları güçlendiren, yeniden ifade eden şeyler değil, başından itibaren çözmeye, dağıtmaya ve ortadan kaldırmaya hizmet etmelidirler. 10- Emperyalizm toplumları atomize etmektedir. Kollektif duruşu, tavrı önlemek için toplumlara elindeki her olanakla saldırmakta, bireyselliği çarpıtarak ön plana almaktadır. Karşı çıkış da bu noktalardan olmalıdır. Öncelikle bütünlüklü bir genel çerçeve içinde, ona bağlı, ona hizmet eden bir tarzda, küçük parçalara yüklenilerek, sektörel alanlarda, küçük ünitelerde yoğunlaşılıp etkisiz hale getirilmelidir. Buralardan yakalanacak halkalar süreçte birbirine eklenmelidir. 11- İktidar sorunu ve kurumları yeniden değerlendirilmelidir. Düzenli ordu, milisler, devrimin savunulması, bürokrasi yeniden gözden geçirilmelidir. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org