|
|
|
|
Tartışma Metnine Eleştiriler BİR TARTIŞMA PLATFORMU İÇİN ÖN NOTLAR YA DA SATIR BAŞLARI, başlığıyla el altından hazırlanan ve yine öncelikler sırasına göre dağıtılan tartışma yazısına hasbelkader ulaştık, okuduk ve durumu yaşamsal gördüğümüz için bu yazıyı kaleme almayı, bu yolla düşüncelerimizi her ne kadar şu ana değin birileri bizlere sormasa da iletmeyi gerekli gördük. Son aylarda bünyemizde çok hızlı ve girift gelişmeler yaşanıyor. Kuşkusuz bunda sürece yeni katılan arkadaşların payı oldukça yüksek, görebildiğimiz kadarıyla izlenen yol daha ziyade geçmiş Devrimci Yol sürecinde, birbirini tanıyan ve belirli ölçülerde ortak pratiği olan arkadaşların, kendi aralarındaki iletişim ve tartışmanın ötesinde bir şey olmadığı. |
![]() |
|
Kaldı ki, bu sözünü ettiğimiz arkadaşların bir çoğu
gerçek anlamda Devrimci Yol'u yeniden üretme sürecinin bugüne kadar içinde
fiziken yer almamış, kendini kollama eğiliminin teorilerini sürekli
üretmiş, gerçekten pratikte koşturanları ise yer yer anarşistlikle ve
acelecilikle suçlamış, diğer yandan ise tam da bu bozguncu konumlarına
denk düşen, ekonomizm ve kendiliğindenciliğin öncüleri olmuşlardır. Burada
genelleme yapmıyoruz. Mutlak sahiplendiğimiz unsurlar da var. Amacımız
kişisel polemik yaratmak değil, sadece bugün böylesi bir tartışma ve
müdahale sürecinin içinde gerçekten olması gereken unsurlardan ziyade, bu
olumsuz özelliğe sahip arkadaşların çok rahat bir biçimde sürece
eklemlenmiş olmasıdır.
Bunun yanısıra, 12 Eylül'den bugüne değin mücadele bayrağını bırakmayan ve Devrimci Yolcu olmanın her düzeydeki sorumluluk ve gereğini yerine getirme çabası içinde olan birçok samimi unsur, tabii bunun içinde bizler de varız, mantığını anlayamadığımız nedenlerden dolayı bir biçimde mevcut gelişmelerin dışındadır. Acaba, tercihini mücadeleden yana yapmış ve bu somut gerçekliğe uygun bir pratik içinde bulunmuş unsurlar yanlış mı yaptı? Yoksa, düzen partileri içinde, ya da düzenle çeşitli boyutlarda örtüşen-uzlaşan bir pratik içinde ekonomizmi mi tercih etse idik? Çünkü görebildiğimiz kadarıyla bugün yine bu insanlar ve geçmişin reddedilmesi gereken bu mantığı revaçta. Bir çok iyi niyetli ve radikal unsur ise, yıllar öncesinden başlattıkları iyi niyetli ve devrimci çabalarının günün birinde takviye edileceğini ve geçmişten basit düzeylerde yarattıkları örgütlenmelerinin devrimci hareketin yaratılmasına hizmet edeceği mantığı ile büyük bedeller vererek bugüne geldiler. Tartışma broşürünün başlangıcından itibaren gerek gündem gerekse içerik açısından hazırlanma sürecinde en genelin iradesinin yansıtılmamasını ve hiç değilse hazırlandıktan sonra dahi öncelikle ulaşması gerekenlerden ziyade, kelalaka insanların elinde dolaşmasını bir talihsizlik, dahası eleştiri konusu olarak gördüğümüzü anımsatalım. Arkadaşlar, sözkonusu broşürü inceledik, kimseye ve hiç bir çabaya ilişkin bugün için bir önyargımız yok, dün de olmadı, dahası ne dün ne de bugün Devrimci Yol sürecinde kesin ayrım çizgisine varan bir yaklaşım ve farklı bir ideolojik ifade ile karşılaşmadık, bu nedenden dolayı kimseyi söylediklerinden dolayı Devrimci Yolcu olmamakla eleştirmedik. Devrimci Yol sürecinden özellikle kendilerini (DEVRİMCİLER) olarak ifade eden arkadaş çevresi ile birlikte başlayan Devrimci Yol dışında farklı bir kimlik ve ideoloji arayışının çabalarıyla karşılaştığımızı söyleyebiliriz. Fakat bu arkadaşların dahi kendilerini bir ayrışma ya da resmi ideolojik çerçevenin dışında net bir biçimde tanımlayabildiklerini söyleyemeyiz. Devrimciler sürecinde kuşkusuz sahiplenilmesi gereken olumlu yönler vardı. Herşeyden önce mücadele ve pratiği tercih etmiş olmaları önemli bir ayrım noktası idi. Fakat genelde bu sürecin Devrimci Yol'a zarar verdiğini Devrimci Yol tabanını ve pratiğini başında yer alan kariyerist eğilimlerin sonucu parçaladığını ve tasfiye yelleri ile saflarda terör estirdiklerini, kendilerini dayattıklarını anımsatmakta yarar görüyoruz. Bu yönü ile bazı olumlu değerlerine rağmen oldukça dejenere olan bu sürece katılmadığımız ve onaylamadığımız için kendimizi şanslı sayıyoruz. Buradan varmak istediğimiz nokta şudur ki, Devrimci Yol sürecinde kendini ve düzeyini açık ve net olarak ortaya koymamış olsa da Devrimciler sürecinden itibaren başlayan ve en son olarak da sözkonusu tartışma platformu amaçlı broşürle devam eden farklı bir ideolojik arayış söz konusudur. Sanıyoruz bu broşürü kaleme alan arkadaşlar bu değerlendirmeye hayır demeyecektir. Çünkü açık bir biçimde geçmiş Devrimci Yol hareketi ile bugünün açıklanamayacağını, bu anlamda yeni bir ideoloji, yeni bir hareket fıkrinin gereğini açıkça savunuyorlar. Gerek Devrimciler, gerekse platformcu arkadaşların, yeni bir hareket, yeni bir ideoloji noktasında muhteva ve içerik açısından olamasa da biçim açısından hemfikir olduklarını düşünüyoruz. Platform amaçlı broşürde direk geçmiş Devrimci Yol hareketiyle paralellik kurabileceğimiz en ufak bir fıkir kırıntısı ile dahi karşılaşmadığımızı söyleyebiliriz. Böylesi bir tartışma platformu Devrimci Yol'un devamı ve ifadesi olmaktan ziyade, bu broşürü kaleme alan arkadaşların fikirlerini açık bir biçimde ortaya koymaları durumunda geçmişin reddine tekabül edeceğini düşünüyoruz. Geçmişi hem savunmayıp, hem de reddetmeyen bir anlayışın bilimselliğini ve meşruluğunu tartışma konusu olarak görmeye devam edeceğiz. Eğer geçmişi reddetmiyorsak, bugün; geçmişin doğru değerleri üzerine oturmak durumundadır. Sözkonusu platform broşürünü kaleme alan arkadaşların bugünü sorgularken Devrimci Yol'un ideolojik-politik sistematiğini bir kenara koyarak geçmişle olan siyasal bağlarını keyfı bir biçimde kopartmalarının ileride kendilerini izahı oldukça zor bir konumla karşı karşıya getireceğini düşünüyoruz. Gerek Devrimciler, gerekse platformcu arkadaşların yazılı ve sözlü düzeydeki yaklaşımlarının Devrimci Yol'la paralelliğini kuramıyoruz. Bu bizlerin yetersizliği de olabilir, yanlış da kavrayabiliriz. Ama bugüne kadar fikrimizi söyleyebileceğimiz, eleştiri hakkımızı kullanabileceğimiz tartışma platformlarına dahil edilmediğimiz için böylesi bir yazı tepkimizin ifadesi oldu. Başından beri üvey evlat muamelesi görmemizi ve çıkartılan spekülasyonların arkasındaki mantığı anlamış değiliz. Bizleri kimsenin özel bir yere koyması gibi bir talebimiz yok, sadece fıkirlerimiz var, sorulmalı ve bizler de dışımızdaki arkadaşların ne düşündüğünü öğrenme hakkına sahip olmalıyız. Umarız bu ülkede bizlerin de yaşadığını farkedersiniz. Aksi halde sancılarını birlikte çekeceğiz demektir. Bizler devrimci bir hareketin yeniden işler ve kendini yeniden üretir bir düzeye getirilmesi meselesini siyasi iktidar hedefinden hiç bir düzeyde ayrı görmüyoruz. Bu somut yaklaşımın, sınıfın organizasyonu (veya birilerine göre reorganizasyonu) sorununa yaklaşımda önümüze temel ve tali birbirine bağlı, zaman zaman da birbirini belirleyen bir çok sorunun, engelin çözümünü dayatmaktadır. Bu anlamda birilerine göre ideolojik, birilerine göre teorik-politik ve örgütsel-pratik bir çok meselenin çözümü mevcut dünya konjonktürünün bugün için aldığı halin izahı son derece zaruri olmasına karşın düşünsel boyutlarda ortaya çıkan problem ve polemiklerin çözümünü direkt bir devrimci hareketin oluşturulması meselesinin ön engeli olarak görülmemelidir. Kuşkusuz örgütsüz geçen son on yıllık sürecin açıklanması zorunludur, fakat bugün bizler öncelikle varolan ideolojik-teorik sorunları çözeceğiz de ondan sonra siyasal pratiğe yöneleceğiz türünden bir yaklaşım anlamlı olmayacağı gibi, hem ML hem de Devrimci Yol'un çok somut bir inkarına tekabül edecektir 12 Eylül'le birlikte gelinen süreci bir sınav olarak değerlendiriyoruz ve bu sınavı bugün için verenlerle veremeyenlerin pratikte zaten ayrım noktaları ortaya çıkmıştır. Kuşkuşuz Devrimci Yol idealine zor koşullarda dahi sahip çıkan unsurlarla geleceği örgütleyeceğiz. Bunun dışında kalan arkadaşlar misyonunu tamamlamıştır, şartları zorlamak veya bu türden insanlara karşı ilkesiz yaklaşmak sorumsuzluktur. Mücadele ve pratiği, kendilindenciliğin karşısında bir tercih sorunu olarak görmeyen, Devrimci Yolculuğun sorumluluğunu eksik, yanlış ama yerine getirme çabasında olmuş arkadaşlarla mevcut kaosun aşılabileceği kanısındayız. Aksi halde demokratik düzeylerde örgütlenmeye çalışılan toplantı ve tartışmaların acil sorunumuz olan devrimci hareketin yaratılması sorunuyla direkt bağlarını kuramıyoruz. Bugün Devrimci Yol'dan herkesin farklı bir tat aldığı koşullarda böylesi bir tartışma süreci iddia edildiği gibi toparlayıcı olamayacak ancak parçalanmaya hizmet edecektir. Düşünsel problemlerin önemini reddetmiyoruz, sadece çözümünün zemini olarak olmazsa-olmaz düzeyde siyasal pratiğin ifadesi olmuş bir harekette böylesi bir tartışmanın yaşanmasını toparlayıcı ve mümkün görüyoruz. Bugün geçmiş düzeyde olmasa dahi ona yakın bir organize hareket olmamız için yeterli kadrosal ve ideolojik-politik-örgütsel birikimimizin olduğu kanısındayız. Bununla yetinelim demiyoruz, zaten dün de varolanla, Devrimci Yol'la yetinelim dememiştik. Partileşme süreci böyle bir anlayışın ürünü değil miydi? Biçim konusunda farklılaşımlar muhtemeldir, fakat öz şudur ki, bugün birilerine göre ideolojik-politik, birilerine göre ise örgütsel ve pratik düzeyde yaşanılan tıkanıklık ancak devrimci bir hareketle aşılacaktır. Bu anlamda önce teorik sorunları çözelim, sonra pratiği örgütleyelim tarzındaki anlayışı eleştiri konusu olarak görüyoruz. Bugünden dünyada yaşanan değişimlerden yola çıkarak farklı bir kimlik krizi yaratan anlayışı suni görüyoruz. Gerek Emperyalist-kapitalist kampta, gerekse SSCB ve iltihak alanlarında yaşanan değişim ve farklılaşımların özü niceldir, dünden ve söylediklerimizden çok farklı ve kendimizi yeniden gözden geçirmemizi gerektirecek değişimlerin yaşandığı kanısında değiliz, bugün en genelde sosyalizm geniş yığınlar nezdindeki çekim özelliğini SSCB ile birlikte yitirmesinin yarattığı somut durumun giderilmesinin yeni bir ideolojik ve teorik anlayışla çözülebileceği türünden yaklaşımların ardında geçmişle olan tüm bağları koparma ve inkar anlayışının doğacağı kaygısını taşıyoruz. Sosyalizmi en genelde bir çekim alanı haline getirmenin önkoşulu varolan ideolojik-politik birikimimizin üzerinde devrimci bir pratik yaratmaktır. Yıllardır demokrasi ve sosyalizme yapılan saldırılara karşı en ufak bir tepkinin örgütlendirilememesi bir bakıma bu suça tüm devrimci demokratları da ortak etmiştir. Oturduğumuz yerden ve hiç bir şey yapmadan meşruiyet elde edilemez veya gündeme girilemez. Tüm DY'lileri gevezelikten ziyade pratiğe davet ediyoruz. Unutmamak lazım ki bugün varolan ve bizlerce sahiplenilmesi söz konusu olmayan bu anlayış ve bakış açısı, hayatla bağlarını kopartmış çeşitli düzeylerde mevcut toplumsal yapı ve resmi ideoloji ile dolaylı da olsa uzlaşmanın ürününden başka bir şey değildir. Burada kimseye yeni bir ideoloji ve yeni bir hareket arayışı içinde oldukları için kızmıyoruz. Artık bu söylenenlerin belirli bir pratiğin ifadesi olması gerekir. Teori yaşamla sınanmalı, devamı ve doğruluğu ancak pratikte mümkündür. Süreçlerin ve insanların-grupların ayrı bir dili, ayrı bir terminolojisi vardır, fakat pratiğin yoktur, kuralları ve sonuçları oldukça evrenseldir. Yanlış ve sapmalar ya da ayrılar kendini pratikte gizleyemez. Sonuç olarak DY'de farklı bir ideolojik arayışın farklı bir kimlik arayışının dünden belki de köklü olarak varolduğunu söyleyebiliriz. Fakat bu arayışın, daha henüz kendini açık-net bir tarzda ve bütün yönleriyle ortaya koymamış olması ayrım noktalarını da yaratmamıştır. Sözkonusu broşürün mantığına ise kısmen katılmakla birlikte, genel yönleriyle anlaşmamız mümkün değildir. Devrimci Yol bizim için halen açıklayıcıdır ve bağlayıcıdır, bugünü belki de tüm yönleriyle DY ile açıklayamasak da DY bizler için bir çıkış ve başlangıç noktası olma özelliğine sahiptir. Geçmişte ortaya attığı görüş ve fikrin hayat karşısında geçersizliği kanıtlanmamıştır ve bizler bugünün sınıflar mücadelesini DY'nin önderliği ve klavuzluğunda siyasi iktidara götürebileceğimizi biliyoruz. Umarız bu yazı tüm arkadaşlar tarafından yazıyı kaleme alan bizlerin mantığı ile düşünülür ve değerlendirilir. Amacımız köprüleri atmak değil, ortadaki durum kafamıza yatmadı, düşüncelerimizi ifade edeceğimiz bir zemin bulamadığımız için bu yöntemi denedik. İknaya ve tartışmaya açığız, herşeye rağmen DY'liyim diyebilenler ve ona uygun yaşayanlarla bağlarımızı, kesin ayrım çizgileri düşünsel boyutlarda ortaya çıkıncaya kadar koparmak istemiyoruz. Fakat ayrım çizgileri ideolojik düzeyde zorlandığı noktasında ise bunu açık etmeyi ve teşhirini bir devrimci sorumluluk olarak görüyoruz. Bizler hiçbir zaman DY'yi biz toparlayacağız, dağınıklığı ülke genelinde örgütleyeceğiz demedik. Bu çok ciddi ve sorumluluk isteyen büyük bir idealdir ve bunun ne bizim ne de dışımızdaki hiçbir arkadaş kümesinin kendi başına başarabileceğini düşünmüyorduk ama süreçte bazı arkadaş grupları (B.D.T ve Devrimciler) gibi işin merkezine kendilerini koymak suretiyle çok iddialı çıkışlar yaptılar. Tabii sonuçta bizim söylediğimiz noktaya geldiler. Nedense bugüne kadar böylesi bir çabanın arkasındaki arkadaşlar yeterince mütevazi-olgun ve demokrat davranmadılar. Hatta bazı faktörler onları şımarttı ve kişisel, grupsal zaaflarını dahi su üstüne çıkarttı. Bizler bu ağır görev ve sorumluluğu kendi başımıza kaldırmak gibi bir sevda ve kuruntu içine hiç girmediğimiz halde, yine aynı insanlar tarafindan benmerkezcilikle dahi suçlandık. Burada şunu hatırlatmak istiyoruz ki, örgütsel yapımızı yitirdikten sonra gelinen sürece kadar bir Devrimci Yolcu gibi düşündük ve bir Devrimci Yolcu gibi yaşadık. Sanıyorum hiç kimse, bu yönü ile elde ettiğimiz meşruiyetimizi tartışmayacaktır. Bu noktada broşüre atıfta bulunmak gerekirse, bizler DY hareketinin ülke genelinde varolan dağınıklığını toparlama gibi misyonla hareket etmedik, edemezdik. Zaten deneyenlerin durumu ortada; karşı da çıkmıştık. Bulunduğumuz alanlarda toparlayıcı olabilmek ve dahası bunu belirli bir pratikle sürdürmenin doğruluğuna inandık; önerdik. Fakat kestirme yolu deneyenler, kendi güç ve düzeylerini ölçmeden süreci paramparça ettiler, tüm DY kitlesini karşı karşıya getirdiler. Bugün bunun hesabını mutlaka vermelidirler. DY taraftarları olarak hareket eden bizlerin, bu arkadaşlarla aynı kefeye konmamıza karşıyız ve haklılığımızı her koşulda savunacağız. Devrimci Yol'u kendi başımıza veya varolan çevrelerle örgütleyebilecek koşulları yeterince hazır görmediğimiz için, taktik olarak bu sürecin ne gerisinde kaldık, ne de çok ilerisine yöneldik. Çünkü geride kalmak yarattığımız ilkel örgütlülüğümüzü de reddetmek anlamına gelecekti, ilerisine yönelmek ise suni ayırımları yaratacaktı ve bizler ortaya çıkan durumu toparlayamıyacaktık. Bu anlamda kendi üstümüze düşen sorumluluklarımızı yerine getirmek kaydı ile süreci izledik ve kopmamaya çalıştık, farklı bir konumda değerlendirilmemiz zaten haksızlık olacaktır. Sonuç olarak, DY'yi bugün hakettiği yere getirmek ve onun ideolojik-politik-örgütsel gereğine uygun olarak antifaşist-antiemperyalist tavrını örgütleyecek, oportünizme, revizyonizme-reformizme ve her türden sapmaya karşı nereden gelirse gelsin mücadele edecek ve bu mücadeleyi siyasi iktidarımıza taşıyacak bilinç-kararlılık ve enerjiye sahip olduğumuzu dosta düşmana bu vesileyle bir kez daha haykırıyoruz. |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org