|
|
|
|
Tartışmanın Yöntemi Üzerine (*) Amaç: - Dünyada ve ülkemizde gelişen olayları bilimsel yöntemlerle analiz etmek - Sosyalizmin teorik temellerini bilimsel bir düzlemde yeniden ortaya koymak - Ülkemizde solun (Özel olarak DY'nin) ideolojik politik hattını yeniden tanımlamak - Bu ideolojik-politik hatta uygun örgütlenme ve |
![]() |
|
mücadele araçları önermek ve bunların ilk yapı
taşlarını oluşturmak
- Var olan somut durumu da göz önüne alarak DY'nin insan potansiyelini hareketlendirmek. Durum değerlendirmesi Hepimizin bildiği gibi, DY geleneği 1982'den beri örgütsüz ve dağınık bir durumdadır. On yıldır bu konuda gösterilen çabalar, girişimler pratikte bazı olumlu kazanımların elde edilmesini sağlasa da, genel olarak bir çekim merkezi yaratamamıştır. Bugün için var olan bir araya gelişler, bireylerin belirli bir ideolojik-politik hat etrafında bir araya gelmesinden oluşmamıştır. Bu nedenle şu andaki mevcut durumun siyasal bir nitelik taşıdığını söylemek doğru değildir. Oluşturulmaya çalışılan organizasyon bir kollektif bilinç ve perspektif oluşturamamıştır. Geldiğimiz noktada pek çok insan çeşitli nedenlerle bu ilişkilerin dışına düşmüştür. Buna karşın çeşitli alanlarda (işçi, memur, mahalle, gençlik, köy) kendiliğinden bir araya gelen ve kısa veya orta vadeli somut bazı hedefler için çalışma yürüten devrimci insan grupları vardır. Bunlar süreç içinde bazı mahalli örgütlenmelerin yaratılmasını veya (sendika, oda, dernek, halkevi hatta bazı siyasi partilerin ilçe teşkilatları) yönetimlerinin alınmasını sağlamışlardır. Yine bazı arkadaşlarımız bu on yıllık sürece
yalnızca veya ek olarak teorik düzlemde katılıp bir çok konuda (sosyalizm,
dünya ekonomisi, devlet, kapitalizm, mücadele biçimleri, ulusal sorun vb.)
ürünler vermişlerdir. Kendimize dair Bizler metal, tekstil, belediye, enerji, büro iş
kollarında çalışan bir grup devrimci işçi, devrimciler organizasyonunun
oluşumunda kendi eleştirilerimizi de söyleyerek yer aldık. Yine bu
düzlemdeki tartışmalara katıldık. Alan çalışmalarına katıldık. Ve bundan
sekiz ay önce (Ekim 9l'de) varolan çalışmaların ideolojik-politik bir hat
oluşturulmadan, bu hattı oluşturmak için bir tartışma yaşanmadan
ilerletilemeyeceğini, bu yüzden artık pratik işlerden ziyade
teorik-bilimsel bir tartışma sürecine girmemiz gerektiğini söyleyerek bu
tartışmayı kendi adımıza başlatacak bir yazı kaleme aldık. Ve genel
tartışmanın başlamasıyla, kendi çabalarımızı çok daha fazla artırarak
tartışma sürecine katılmaya karar verdik. Bu tartışma nasıl yürütülmeli Yukarıda anlatılan nedenlerden dolayı öncelikle şunu söyleyebiliriz ki, tartışma mevcut yapılanmaların etrafında, bu yapılanmaların sınırları çerçevesinde yürütülmemelidir. Elbette bu çatışmalarda çok değerli arkadaşlarımız vardır ve teorik tartışmanın yanısıra pek çok pratik müdahalenin yapılmasında görev almışlardır. Ama altına girdiğimiz (bir ölçüde dünya çapında) bu sorun için mevcut yapılanmalar oldukça yetersiz kalacaklardır. Unutulmamalıdır ki önümüzdeki öncelikli hedef ideolojik-politik hattımızı belirlemektir. Şu anda gelinen noktada mümkün olan en geniş kesimi bu sürece katmak gerekmektedir. En başta tartışmanın çok önemli, temel bir noktasını tekrar belirtelim. Bu tartışma bilimsel olmak zorundadır. Bilimsellik ölçütü ise çoğunluk ilkesiyle belirlenemez. Bu tartışma, süreç içinde insanların kafalarını kemiren, çalışmanın önüne engel olan çeşitli soruları, örneğin: "kapitalizm acaba haklı mı?", "sosyalizm bir ütopya mı?", "mücadele hangi araçlarla yapılmalı?", "gerilla savaşı mı yapacağız, sendikacılık mı?" vb. Pek çok soruya insanların (sadece kendi insanlarımızın değil tüm solun) önünü açacak cevapları bulmak zorunda. Bu cevapları ararken çoğumuz soruna şöyle bakıyoruz,
doğrusu bu olmalı şeklinde bir anlayışla hareket edemeyiz. Bizlerin
sorunun ne olduğunu ortaya koymak, bunun nedenlerini açığa çıkarmak ve bu
doğrultuda kollektif bir biçimde politikalar üretmek gibi bir derdimiz
var. Böyle bir sürecin de bilimsel ve ciddi bir tartışmayla yürümesi
gerektiği ortadadır. Tartışma yöntemi Tartışma yöntemi çerçevesinde başlangıçta, öncelikle
sorunları bütünlüklü bir dünya görüşü çerçevesinde bakarak dünyayı,
Türkiye'yi, sosyalizmi anlamaya çalışan ve bu görüşlerini kendi içlerinde
bilimsel yöntemlerle araştırarak temellendiren, yazıya döken, küçük (8-10
kişilik) tartışma kollektiflerinin oluşturulması önerilebilinir. -Tartışmaya katkıda bulunacak ruh, enerji ve birikime sahip olmak -DY geleneğini referans olarak kabul etmek -Bilimsel çalışma (okuma, araştırma, akıl yürütme, söylediklerini temellendirebilme vb.) ilkelerine sahip olmak. Bu kollektivitelere katılacak insanların mutlaka sürece katılmış olmaları, ya da eski DY'li olması gerekmez. Temel ölçü, tartışmaya katkıda bulunabilmek ve bilimsel olmak olmalıdır. Bu kollektiviteler Türkiye'nin her yerinde ve her çalışma alanında bir coğrafi, mesleki, ulusal tasnifler olmaksızın, yalnızca birlikte üretici olabileceklerini mümkün gören bireyler tarafından kurulmalıdır. Tartışma kollektiviteleri belirli konulardaki özel üretimlerini Divan'a aktarmalı ve diğer tartışma kollektivitelerini bu yazılardan bilgi sahibi kılmalıdır. Tartışma kollektiviteleri bu tartışmanın bilimsel düzeyini sağlamak için bir zemin oluşturacaktır. Ancak tartışmanın en geniş DY çevrelerine ve özellikle tek tek insanlara ulaştırılması için başka tür bir organizasyona daha ihtiyaç vardır. Bu organizasyon alan toplantılarıdır. Alan toplantıları, belirli bir alan baz alınarak düzenlenecek periyodik (örneğin aylık) toplantılardır. Alan tanımı işçi, köylü, gençlik, mahalle, memur, vb. şeklinde yapılabilir. İşleyiş kolaylığı için örneğin işçi kesimi kendi içinde iş kollarına (metal, belediye, enerji vb. ) ayrılabilir. Ya da tersine bazı durumlarda işçi, memur vb. kesimler birleştirilebilir. Buradaki amaç ortalama kalabalık bir toplanma ortamının sağlanması, tartışma kollektiviteleri tarafından daha önce yapılan hazırlıkların sunulması ve tartışılmasıdır. Buralarda daha çok sorunun öneminin kitleye kavratılması hususu işlenilmelidir. Yoksa bir takım özel tartışmaların yapılması amaçlanmamalıdır. Tartışma kollektivitelerinde yer alan ve bu geniş alan toplantılarına katılacak arkadaşlar burada kısır bir tartışmadan ziyade bir eğitimci rolü üstlenmelidirler. Ayrıca bu toplantılarda herkesin açıkça kafasındaki soruları ortaya koyması sağlanmalıdır. Önceden de belirttiğimiz gibi insanların kafasında soru işaretleri vardır. Tartışmalara katılan herkes hiç bir sınırlama olmaksızın düşüncelerini söyleyebilmelidir. Bu toplantılarda ortaya konacak ortak sorunlar tartışma kollektivitelerinin çalışmalarına yön vermelidir. Alan toplantılarının organizasyonu için Divan tarafından muhtelif komisyonlar kurulmalıdır. Alan toplantılarının tutanaklarının tutulması komisyonlarca sağlanmalı ve bu tutanaklar özet olarak tartışma kollektivitelerine iletilebilmelidir. Özet olarak, şimdiye kadar anlatılanlarda iki temel tartışma organizasyonu ortaya çıkmaktadır: 1-Tartışma kollektiviteleri 2-Alan toplantıları Bu iki organizasyona katılım hususuna oldukça esnek bakmak gerekir. Burası unutulmamalıdır ki, başlangıçta yapılacak olan iş, bilimsel, üretken ve katılımcı bir tartışma yürütebilmektir. Ancak süreç içinde bu tartışmalar belirli bir düzeye eriştiğinde bu iki organizasyonun yerine başka tür organizasyonlar önerilebilinir. Örneğin tartışma kollektivitelerinden yeteri kadar temsilcinin toplanmasıyla bir konferans düzenlenebilir. Bu konferans tartışmanın sonuçlarının sergilenmesi için elverişli bir zemindir. Yine alan toplantıları alanlarda şu anda da yürüyen pratik faaliyetin giderek daha verimli ve sistemli bir şekle sokulmasını sağlayacaktır. Tartışmanın belirli bir aşamasında kollektif olarak bir siyasi derginin gerekliliği belirlenebilir. Ancak tartışma belli bir düzeye erişmeden (ilk ürünler, ilk görüşler ortaya çıkmadan) bir dergi yayınlanmamalıdır. Bu çalışmalar sırasında şu anda var olan her türlü örgütlenme (sendikal, mahalli, yayın vb.) korunmalıdır. Tartışmanın belirli aşamalarında örgütlenme ve mücadele tarzıyla ilgili sonuçlar ortaya çıktıkça bu varolan örgütlenmeler kendini yeni tarza dönüştürebilir. Ancak baştan varolan örgütlenmeleri dağıtmak gereksizdir. Tartışma kollektivitelerinin meşruluğunun kabulü
için temel kriter ürünlerini Divan'a sunmaları olmalıdır. Tartışma
kollektiviteleri ihtiyaç duymaları halinde (en azından temsilciler
düzeyinde) kendi aralarında ilişki kurabilmelidir. Bütün bu çabalar, bir siyasal organizasyona nasıl varacaktır? Elbette bu sorunun cevabı doğrudan tartışma sürecinde ortaya çıkacak. Eğer tartışma kollektiviteleri oluşumları ve temsilciliklerinin nitelikleri itibarı ile devrimci hareketimizin gerçekten temsilcileri olabilirlerse düzenlenecek konferans, bu organizasyonun merkez organı olacaktır. Bunun sağlanması için tartışma kollektivitelerinin gündelik işlerin örgütlenmesi ve alan çalışmalarında giderek artan bir etkinlik göstermeleri gerekir. Ya da alanlardaki toplantılar alan organizasyonlarının oluşumu için yeterli bir zemin oluşturacaktır. Ve bu organizasyonlardan delegasyon usulü ile seçilen delegeler tarafından yapılacak kongre merkez organ olacaktır. Her duıumda olması gereken yeterli bir temsil düzeyinin sağlandığı bir merkez organın oluşturulmasıdır. Bu merkez organın oluşumu ile ideolojik-politik hattın daha net olarak ortaya konması ve alt organların oluşturulması sağlanacaktır. Yine bu merkez organ, daha güncel bazı siyasi sorunların (yasal parti, uygun iletişim araçları vb.) tartışılıp karara bağlanmasını da sağlayabilecektir. Şimdi asıl görev tartışma kollektivitelerine düşmektedir. Bu tartışmanın bilimsel bir zemine oturmasını sağlamak gerekmektedir. Eldeki imkanlar iyi değerlendirilmelidir. Dünya çapında yaşanmış bütün sosyalizm deneyleri (elbette öncelikle Sovyet deneyi, ardından Latin Amerika, Küba, Çin, Doğu Avrupa, Doğu Asya) incelenmelidir. Bu deneylerle ilgili araştırma sonuçları ortaya
konulmalıdır. Sosyalizmin teorik temelleri yeniden incelenmeli ve
tartışmalara sunulmalıdır. Türkiye kapitalizminin gelişme dinamikleri istatistik, iktisat vb. bilimlerin ışığında incelenmeli, özellikle nüfus yapısı, üretim olanakları, mülkiyet ilişkileri, ithalat-ihracat yapısı araştırılarak tartışmalara sunulmalıdır. Bu teorik zemin oluşturulmadan ideolojik-politik öngörülerde bulunmak tartışmaları başından tıkamak anlamına gelecektir. Buna karşı Divan yeterli duyarlılığı önceden göstermeli ve teorik zemini oluşturulmayan hiçbir ideolojik-politik öngörüyü tartışmalara katmamalıdır. İsterse bu öngörüler genel doğrular olsun. Bizlerin bu çabası yalnızca kendimizin değil aynı zamanda tüm Türkiye solunun önünü açmaya yönelik çabalardır. Tek tek her arkadaşımızın bu sürecin sorumluluğunu kavraması gerekir. Tartışmalarımızı mümkün olduğu kadar kısa zamanda yapıp bitirme isteği gereksiz acelecilik, düşünme ve üretme tembelliği bizi baştan olumsuz sonuçlara götürür. Bundan kaçınmalıyız. İkinci olarak, alan toplantılarına mümkün olduğunca geniş bir kesimi katmak ve tartışmaların gidişatı konusunda eğitmek gerekir. Bu toplantılara katılanlar başlangıçta herhangi bir pratik faaliyet içinde olmasalar da süreç içinde bir pratik faaliyetle ilişki içine girebilmelidirler. Böylece alan toplantıları, salt sohbet edilen yerler havasından süreç içinde çıkarılmalıdırlar. Başlangıcından (belirlenebilecek) bir süre sonunda bu tartışmalar belli bir olgunluk düzeyine erişmiş olacaktır. Bu olgunluk düzeyinde toplanacak bir konferans veya kongre, devrimci hareketimizin yetkili merkez organı olarak örgütlü devrimci siyasal yaşamın başlamasını sağlayacaktır. (*) Sendikalarda çalışan bir işçi kollektifinin önerisi |
|
|
Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org