1. Turun Kısa Değerlendirmesi

"Sosyalizmin tarihsel bir döneminin sona erişi" ideolojik teorik seırunlan bir ör anahtar/sorun haline getirdiğinden politik bir hareket için gerekli olan ideolojik-teorik bir zeıninin tanımlanabilmesine yönelik bir tartışma süreci gerekli ve kaçınılmaz hale gelmişti. Eşki kavramsal çerçevenin bugünün dünyasına tutarlı bir yanıt getirememesi, burjuva bakış açılarının karşıt propagandasıyla da birleşince sosyalizm geniş kitleler açısından bir ca-ı,ibe merkezi olma özelliğini hızla yitirdi. Doğu Bloku'nda ve eskinin SSCB'sinde yaşanan gelişmelerle birlikte bütün bir 20. yüzyıl boyunca toplumsal hareketler için anti-kapitalist bir zemin sunan

  sosyalizm düşüncesi derin bir krize sürüklendi. Bu durum dünyadaki politik gelişmelerin çehresini köklü bir biçimde değiştiren tarihsel bir dönüm noktası olarak görülmelidir. Böylesine önemli bir dönüm noktasının hemen her toplumsal hareket açısından yeni bir değerlendirmeyi, yeni hir duruş noktası saptamayı gerekli kıldığı son derece açıktır.

Bizim açımızdan da böylesine bir duruş noktası son derece gereklidir. Hem 12 Eylül hem de sosyalizmin gerilemesinden kaynaklanan ikili bir yenilgiyi yaşayan Türkiye solu, içine sürüklendiği marjinallikten çıkabilmek için, sosyalizmi, uğruna fedakarlık yapılabilecek bir düşünce olarak yeniden tanımlamak zorundadır. Bu ise mevcut değişimi bütün boyutlarıyla kavrayan ve buna uygun olarak mevcut düzene karşı, her düzlemde alternatif olabilecek yeni bir düşünsel üstünlük için çaba sarfetmek demektir. Bunun başarılabilmesi için ilk elde Türkiye solunun geniş kesimlerini de içine alan bir tartışma sürecinin gerekliliği açık olmalıdır.

Bu doğrultuda atılan adımlar mecazi olarak 1. tur olarak adlandırılan tartışmalardan sonra yeni bir biçime bürünmüş durumdadır. 2. turun sağlıklı olarak sürdürülebilmesi için bugün gelinen noktanın bir değerlendirmesinin yapılabilmesi daha ileri sonuçlara ulaşabilmek için gereklidir.

l. turun başlangıcında "heterojen bir topluluk" olmanın yarattığı handikaplar sürekli olarak kendini ortaya çıkarttı. Sunuş metni genelde  tartışmaya katılanların duruş noktasına göre algılandı. Öncelikle yöntem konusunda yoğunlaşan tartışmalarda bu durum kendini sürekli olarak hissettirdi. Tartışmaya katılanların dar tutulması, en azından başlangıçta dar bir çevrede sağlanan mutabakatlardan sonra genişletilmesi türünden itirazlar belirleyici oldu. Bu sorunların bir düzeye kadar aşılması sağlandıktan sonra da "kuşkuların" egemen olduğu bir ortam kısmen de olsa sürdü. Var olan çalışmaların küçümsendiği, yapılanların yok sayıldığı, açık tartışmaların açık (legal) bir partinin kılıfı olduğu vb... başlıca itirazlar arasındaydı. Buna paralel olarak kısmen şekilli ilişkiler açısından sunuş metninin moral bozucu etkileri görüldü. Daha "şekilsiz" ilişkiler açısındansa durum bunun tam tersiydi. Bu kesimler açısından tartışma süreci umutlu bir başlangıç olarak algılandı. Sürecin bu farklı algılanışı aslında ortak bir algılama içinde de farklı algılanışlar arasındaki uyumlu bir işleyiş için bir tartışma sürecinin ne denli gerekli olduğunun açık göstergesiydi. Özellikle nesnel alanda ideolojik-teorik sorunların hemen her kesim için taşıdığı önem ortaya çıkan gerilimin aslında öznel subjektif bir içerik taşıdığını ortaya koyuyordu.

Tartışma sürecinin l. turunun sonunda varılan nokta kısa başlıklar altında şöyle özetlenebilir:

1. Tartışma sürecinin meşruiyetinin ve gerekliliğinin herkes tarafından kabul edilmesi. Buna bağlı olarak böyle bir çabanın politik bir hareket için zemin oluşturma olarak kavranması.

2. Tartışma sürecinin bir akademik faaliyet, sosyalizmin bütün teorik sorunlarını çözen bir süreç olarak değil, ortak bir bakış açısını yakalamak için pratik-politik faaliyetle paralel yürüyen sonuçları ona tercüme edilebilir ve kendisi ondan etkilenen bir süreç olarak ele alınması.

3. Yöntem olarak özgür demokratik bir tartışma olarak yürümesi ve giderek solun geniş kesimlerini de içine alması.

4. Tartışma sürecinin bitiminine kadar hiç bir pratik adımın atılamayacağı (önce tartışalım sonra yaparız). Ya da tartışmanın gereksizliği (tartışmayla vakit geçirmeye gerek yoktur, yaparsın olur) türünden kategorik ele alışlar gelinen noktada kimse tarafından savunulmayan geride kalmış düşünceler durumundadır.

5. l. turun ağırlıklı konusunu oluşturan yöntem sorununda da bugün daha kurumsal yapılara yönelebilecek bir açıklık yakalanabilmiştir.

6. Türkiye solunun önüne koyduğu en önemli hedeflerden biri de solun, bu arada da kendimizin gelenekselleşen içkültürünü değiştirmektir. DY geleneği hem geçmişte hem de bugün gelenekselleşmiş sol bakış açılarını aşma potansiyelini içinde taşımasına karşın birçok noktada içinde yer aldığı bütünün olumsuz birçok özelliğini içindc taşıyan bir kültür ortaya koymaktadır. Bu doğrultuda atılan adımların başarısına paralel bir kitleselleşmenin sağlanacağı açıktır. Sorun bu geleneksel çerçeveyi parçalayan damarın sürdürülebilmesidir. Henüz bu noktada ileri şeyler söyleyebilmek olanaksız da olsa 1. turun bu geleneksel çerçeveyi parçalayacak yeni bir sol kültürün ipuçlarını ortaya koyan bir sonuca hizmet ettiği söylenebilir. Tartışma sürecinin yol açtığı sarsıntı birçok şeyin sorgulanmasını getirmiş, bu da yeni bir sol kültürün üzerinde yükseleceği zeminin kalkış noktalarından biri olmuştur.

7. Sonuç olarak henüz ortak yanıtlar verememiş bile olsa, ortak sorular soran bir topluluk haline geldiğimiz söylenebilir. Bu ortak sorulara belirli bir oranda ortak yanıtlar vermek için ortak bir davranış iradesi gösterebildiğimiz oranda bugün sorular etrafında birleşen bir topluluk olmaktan, ortak yanıtlar üzerinde davranan bir hareket olmaya doğru evrileceğimizi öngörebilmek olanaklıdır.

Sosyalizmin bir tarihsel döneminin sona erdiği, yeni bir tarihsel dönemin başladığı bu geçiş evresinde ideolojik-teorik sorunların temel bir öneme sahip olduğu, sosyalizmin inanılabilir bir dava olarak tanımlanması ve yeni bir siyaset tarzının gerekliliği l. turun sonunda herkesin kabul ettiği saptamalardır. Eski kavramsal çerçevenin yetersizliğini kavramak bu noktada ortak bir bakış açısına ulaşmak, yeni bir kavram çerçevesinin tanımlanabilmesi için uygun bir vasat olarak görülebilir.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org