FATSA "Halk Kültür Şenliği"

Fatsa "Halk Kültür Şenliği" Fatsa Belediyesi’nin Belediye Meclisinin 1980 Şubat dönemi hazırladığı belediye bütçesinde adı geçen şenliğin kararını almış ve bütçeye bu konuda ödenek koymuştu. Belediyeler yasasına göre, belediyenin faaliyetlerini, belediye reisinin icraatlarını belediye meclisi ve ilgili organlar tayin eder, karara bağlar. Belediye Başkanı da bunları hayata geçirir ve 1980 Şubat döneminde meclis toplantısındaki bu karar dosyanızda mevcuttur. Belediye meclis tutanaklarında-paragrafını şu anda bilmiyorum- bu konuda alınmış belediye meclisinin kararı vardır. Bu karar gereğince, bir belediye başkanı olarak, her sene 8-14 Nisan arasında süreklilik kazandırılarak böyle bir şenliği gündeme getiren Fatsa Belediye Meclisi kararını uyguladım.

  Kararı aldığı iddia edilen, yani iddianamede yakıştırılmak istenen Devrimci Yol Merkez Komitesi, eğer Fatsa Belediye Meclisi üyeleri ise, ona diyeceğim yoktur. Çünkü, bu kararı bu meclis almıştır. Resmi karardır. Dosyada vardır. Onun dışında herhangi bir merkez komitesi bilmiyorum ben.

Fatsa Halk Kültür şenliğinde neler yapılmıştır? Bu şenlik, kapalı kutular içinde yapılmamıştır. Şenlik bu, ismi üstünde. Fatsa Halk Kültür Şenliği'ni en geniş kitlelere duyurmak için, ülkemiz sınırları içindeki tüm belediyelere davetiye çıkartılmıştı. Şenliğimizin propagandasını TRT ile basında yapmışızdır. Bu konuda bir sürü demeçler vermişizdir, bildiriler yayınlamışızdır. Şenliğimizin görkemli olması için çeşitli afişlemeler yapmışızdır. Ve bu şenlik bu şartlar altında düzenlenmiştir. Bu şenlik aracılığıyla Fatsa'da Marksist-leninist bir propaganda sergilendiği iddiası vardır. Bu, tamamen hayal ürünü bir iddiadır. Çünkü, olacak şey midir, bir belediye başkanı bölgesinde marksist-leninist bir propaganda çalışması düzenleyecek, Reisicumhura davetiye çıkartacak şenlik için. Bu belediye başkanı Adalet Bakanlığına, şenliğimiz var, buyrun diyecek, İçişleri Bakanına davetiye çıkaracak, Kültür Bakanına davetiye çıkaracak, Türkiye'nin en büyük belediyeleri Ankara, İstanbul, İzmir belediye reislerine davetiye çıkartacaktır. Çeşitli demokratik kitle örgütlerine davetiye çıkartacaktır. Gelin ben Fatsa'da ne haltlar yiyorum, gelin, görün. Olmaz.... Ve bu adı geçen kurumların bir çoğu şenliğe katılmış, heyet göndermişti. Bir çoğu da tebrik göndermişti. Ve bu şenlik münasebetiyle düzenlenen gecelerde Kültür Bakanlığından, Başbakandan veya onun adına bir başkasından, Meclis Başkanından tebrikler gelmiştir. Meclis Başkanının tebriği halka okunmuştur. Başarı dileğinde bulunulmuştur. Ve böyle bir şenlik, böyle bir amaçla düzenlenecek ve o belediye başkanı kalkacak, buyrun diyecek, ben böyle işler yapıyorum(...)

Şenlik, kaymakamın, Fatsa Kaymakamının açış konuşmasıyla başlamıştır. Peşinden Belediye Reisi olarak, şenliğin amaçlarını anlatan konuşma yapmışımdır. Bu konuşma, Trabzon Bölge Radyosunda yayınlanmıştır. Orada tutanaklarda mevcuttur. Hiç başka yere bakmaya gerek yoktur. Trabzon Bölge Radyosu açış konuşmasını benim kendi sesimden orada yayınlamıştır. Bu konuda en küçük bir tutanak, en küçük bir yasa dışı davranış söz konusu olmamıştır.

12 Eylül'e kadar bütün bu yetkililer korktu, ses çıkartamadılar, baskı altındaydılar, 12 Eylül'den sonra da mı baskı altındaydılar? Halen bu insanların bu konuda en ufak bir ifadeleri, beyanları yoktur. Özellikle izlemişlerdir şenliği. Evet, Fatsa Halk Kültür Şenliği yurdumuzdaki diğer belediyelerin düzenlediği festivallerden farklı olmuştur. Fatsa'daki Şenlikte halka toplumsal içerikli filmler gösterilmiştir. Yani, araştırılmıştır. Ülkemizde sinemalarda oynayan en iyi filmler, toplumsal içerikli, insanları eğitecek, öğretecek, ileriye dönük yetiştirecek, yeni nesile hitap edecek toplumsal içerikli filimler oynatılmıştı. Burada Dallas, Şahin Tepesi gibi, kültürümüze yabancı olacak filmler gösterilmemişti. Bu şenlikte Hamsi Güzeli seçilmemişti. Bu şenlikte Fındık Güzeli de, Kiraz Güzeli de seçilmemişti. Ancak, bu şenlikte Fatsa Köylerinden gelen folklor gruplarına etkinliklerini sergileme fırsatı tanınmıştı. Fatsa'nın mahallelerinde, yoksul kesimden insanların gelip tiyatro, koro ve benzeri faaliyetlerde bulunmasına imkan sağlanmıştı. Bu şenlikte spor karşılaşmaları yapılmıştı. Voleybol, atletizm, bisiklet yarışmaları, futbol karşılaşmaları ile halkın spora eğilimi geliştirilmişti.(...)

Savcılar, zaten iddianamenin belli bölümünde şöyle demektedirler. "Fatsa Çamura Son Kampanyası ve Fatsa Halk Kültür Şenliği konusunda iddianame hazırlanıncaya kadar yeterli deliller toplanamamıştır. Toplanınca ayrı bir iddianame ile bu işi getireceğiz." Zannetmem savcıların ömrü bu işe yetsin. Çünkü, böyle bir durum yoktur. Ve böyle bir delil de hiçbir zaman söz konusu olmayacaktır. Ancak, Fatsa Halk Kültür Şenliği anlattığım amaçlarla, anlattığım doğrultuda yapılmış bir kültür şenliğidir. Ve özellikle daha önce söylediğim gibi, bu şenlik açılışı, kapanışıyla TRT’den, Türkiye'nin en geniş basın kesiminden izlenmiştir. Özellikle Fatsa'yı tanıtmak için, Fatsa'da birlik, beraberlik, kardeşliğin nasıl hayata geçirildiğini, o dönemlerde ülkenin çeşitli yerlerindeki kargaşalıkların Fatsa'da olmadığını dosta da, düşmana da göstermek için, hakkımızda yürütülen propagandaları kırmak için, bizzat en büyük basın mensupları davet edilmiştir. Yazarlar, sanatçılar çağrılmıştır. Ve onlar da bu şenliği yakından izlemişlerdir. Ve bunun dışında bu şenliğe Halkevleri Genel Merkezi, Folklor Ekibiyle, Korosuyla, Tiyatrosuyla katılmıştır. Yine bu şenliğe ODTÜ, Folkloruyla, Korosuyla, Tiyatrosuyla ve çeşitli etkinlikleriyle katılmıştır. Giresun Aksu Şenliği Folklor ekibi gelmiş, şenliğimize katılmıştır. Ordu Belediyesi Tiyatrosu gelmiş, şenliğimizde gösteride bulunmuştur. Buna benzer birçok folklor ekipleri, korolar, sanatçılar, halk türküleri okuyan sanatçılar, ozanlar gelmiş, şenliğimize katılmıştır. Ayrıca, resim sergisi açılmıştır. Kitap kampanyası düzenlenmiştir. Ankara Belediyesi çocuk kitapları göndermiştir. Köydeki yoksul çocuklara bu kitaplar ulaştırılmıştır. Şenlik bu amaçla, bu biçimde yapılmıştır. Bunun dışında herhangi bir faaliyetimiz söz konusu değildir. Tabii ki, bu faaliyetler, bazı çevreleri rahatsız edecektir. Onlar alışmışlardır kiraz güzeli seçmeye, fındık güzeli seçmeye. Ben belediyeyi o tür faaliyetlere alet etmedim. Ancak, halkın kendi görenek, gelenek ve kültürüne uygun bir düzeyde bu Şenliği yönettim.

Ayrıca, İddianamede suç olarak gösterilmeye çalışılan Fatsa Belediyesi Halkla İlişkiler Şubesi üzerinde durmak istiyorum. Bu şube üzerinde, çeşitli çevreler, yıllardan beri çok yazdılar, çok söylediler ve bundan dolayı da bu şubenin gerçek amacının ve faaliyetlerinin neler olduğunu kısaca açıklamak istiyorun. İleri sürülen iddianamede Kemal ATASOY, Ahmet ÖZDEMİR, Aynur TANDOĞAN, Seher ERTOP'tan oluştuğu iddia edilen Halkla İlişkiler Komitesi’nden söz edilmektedir. Bu, bir komite değildir. Belediyenin bir şubesidir. Bu tür şubeler gelişmiş belediyelerde mevcuttur. Fatsa Belediyesinde benden önce olmayan bu şubeyi ben, halka hizmet götürmeyi kolaylaştırmak amacıyla açtım. Bunun bir komite olduğu doğru değildir. Bu, bir şubedir. Adı geçen Halkla İlişkiler, Belediyenin bir şubesidir. Kemal ATASOY hariç, diğer adı geçenler bu şubede yasal görevli kişilerdir. Yani, Kemal ATASOY resmi görevli değildir o şubede. Ve o şubeyle Kemal ATASOY'un hiçbir ilgisi yoktur. Ayrıca Kemal ATASOY benim dönemimde Fatsa Belediyesine girmiş değildir. Benim dönemimde Kemal ATASOY Fatsa Belediyesi'nden ayrılmıştır. Kendi isteği ile ayrılmıştır. Ve bu şubede bunun dışında yukarda adı geçen insanlar görevlidir. Çalışıyorlar ve yasal görevleri gereğince bu şubeyi denetliyorlardı. Halkla İlişkiler Şubesinin görevini kısaca açıklamak istiyorum. Halkla İlişkiler Şubesinin özellikle Fatsa Belediyes'inde ikili bir görevi vardır. Bunlardan birisi, belediyede işi olan vatandaşların belediyenin diğer şubelerinde işlerini takip etmek olayı. Halk adına o işleri çabuklaştırması için halk, bu şubeye müracaat ediyor, bu şube ilgili şubelerde vatandaşın işinin bir an önce görülmesi doğrultusunda belediye içinde faaliyette bulunuyor. Bunun dışında bu şube ayrıca, belediyenin tüm Fatsa'da yürüttüğü faaliyetleri mahallinde denetleyerek, halkın sorunlarını dinleyerek, o işlerin çabuklaştırılması için, belediye adına, yani, belediye reisi adına bu denetimleri yürütüyor. Bu ikili görevin dışında bu şubenin herhangi bir görevi söz konusu değildir. Bu Halkla İlişkiler Şubesi, saydığım görevleri yapmak için kurulmuştur. Bu görevleri dışında herhangi bir görevi de söz konusu değildir. Yani, bu bir komite falan değildir. Bu, Tercüman Gazetesi'nin ben tutuklandıktan sonra - 11 Temmuz 1980'den sonra- dün de söylediğim gibi, hakkımda geliştirdiği geniş kampanyada, Paris Komünü, Belediye Halkla İlişkilerin komite olması, komitelerin yönettiği şehir, ve ona benzer yakıştırmaları içeren alınttnın iddianaineye yansımasıdır. Bunun dışında, bu işi doğrulayacak, dosyada hiçbir delil söz konusu değildir.

Yukarıda daha önce bir başlık okumuştum. Bu alıntıda, belediye meclis üyeleriyle muhtarların fonksiyonlarının kalmadığını ve onların yerine halk komiteleri ve adı geçen Belediye Halkla İlişkiler Komitesinin geçtiği, işleri bunların yürüttüğü, yasal görevlerinden bu insanların alındığı, şeklinde bir yakıştırma suçlama getirilmektedir. Buna değinmek istiyorum. Çünkü bu, önemli bir konudur benim için. Bunun açıklık kazanmasıyla her şey zannedersem biraz gün ışığına çıkmış olacaktır.

Hepimiz bu ülkenin insanlarıyız. Sizler de göreviniz gereği, çeşitli il, ilçe gibi yerlerde görev yaptınız. Belediyeyi, Kaymakamlığı, devletin tüm kurumlarını bilirsiniz. Hangi koşullarda nasıl çalıştığı, konusunda en azından duyguya dayalı da olsa, bilgileriniz vardır. Fatsa Belediyesi Meclisine gelince, ben bağımsız belediye başkanıyım öyle seçime katıldım. Belediye Meclisinde 4 siyasi partinin ayrı ayrı grupları var. Bunlardan, Cumhuriyet Halk Partisi, Adalet Partisi, Milli Selamet Partisi, ve Milli Hareket Partisi, hatırladığım kadarıyla 26 kişilik mecliste, 16 tanesi Cumhuriyet Halk Partisi, kalanları da diğer adı geçen siyasi partinin mensuplarıdır.1980 12 Eylül'ünden önce, bırakın taşradaki bir belediye meclisini, Ankara'daki Büyük Millet Meclisine bir göz attığımızda, nelerin nasıl döndüğünü, nelerin nasıl yürüdüğünü, biz çok kolay görebiliyoruz. Büyük Millet Meclisi'nde aynı siyasi partilerin temsilcileri, birinin ak dediğine diğeri kara diyor. Bir türlü aralarında bir yasa, halk yararına bir adım, bir kanun çıkması sözkonusu değildi(...)

Düşünün ki, öyle yozlaştırılan bir parlamentoya seçilen insanlar bir taşra belediye meclisine seçilen insanlardan kültür bakımından, görenek bakımından, bilgi bakımından daha üst seviyede insanlardır. Bunların kimi doktor, kimi profesör, kimi avukat, kimisi hakimlikten, kimisi savcılıktan gelme insanlardır. Ve toplumun en seçkin kabul edilen insanlarıdır. Ama, bu insanlar Büyük Millet Meclisi'nde 12 Eylül'den önce ülkemizin en büyük makamı Reisicumhuru, seçerlerken, meclis oylamalarında aylarca tur atmışlardır, ve o kadar ilginç şeyler gelişmiştir ki, hafızalarımızdan yıllarca silinemez. Reisicumhura oy verirken, bir parlamenter kalkıyor, Ajda Pekkan'a oy veriyor. Biri kalkıyor Bülent Ersoy'a oy veriyor ve benzerleri. Çok örneklerini biliriz. Bunun dışında çeşitli zamanlar dinledik. Bu kadar düşük kalitede, bu kadar kendilerinden geçmiş ve mesuliyetlerini bilmez durumda idi parlamento üyeleri. Bu anlattıklarım parlamentoya benim saygısızlığım anlamına gelmiyor.

Bir ilçenin belediye meclisinde 4 siyasi partinin ve bağımsız, kendisine devrimci diyen bir belediye başkanının, ortak işleri yürütmesi söz konusudur burada. Seçkin olarak kabul edilen insanların bu parlamentodaki uyuşmazlığı karşısında, üstelik bağımsız ve devrimci bir belediye başkanının bu aynı partilerin taşradaki uzantıları olan meclis üyeleriyle çalışmasının ne kadar zor, ne kadar güç olacağının takdirini size bırakıyorum. Meclis üyeleri ifadelerinde " Belediye Reisi bizi tehdit ediyordu, istemediğimiz şeyleri bize onaylattırıyordu" diyorlar.


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org