"Çamura Son Kampanyası"

Fatsa'da belediye başkanı olmamdan önce Fatsa Belediyesi'nin bir kanalizasyon sorunu vardı, bu kanalizasyon da bir müteahhide verilmişti. Müteahhit bütün yolları açmış, belediye ile anlaşma yapmış. Hendekleri açıp, büzleri döşeyecek, belediye de arkadan hendekleri doldurup, döşemeyi yapacak, çamuru kaldıracak. Ancak, müteahhitten aldığı parayı belediye ilgilileri başka alanlarda kullanmışlar. Bu yollar yapılmamış ve müteahhit kendi çıkarı doğrultusunda bütün şehri ve her tarafı hendeklemişti. Yani, Fatsa'da tek bir cadde yoktur ki hendek açılmamış, hiçbirinin üstü kapanmamış, olsun. Sökülen parke taşları yolun bir tarafına, çıkarılan çamurlar da öbür tarafına yığılmış yollarda. Ve bir de bölgemizin yağışlı olduğunu düşünürsek, yağışların da doldurduğu

  bu çukurlar, aylarca, günlerce ortada kalmıştır. Buralar, sivrisinek yatağı olmuştur. Kurbağalar ve yılanlar dolmuştur. Ve Fatsa barikatlanmıştır. Araba, taksi herhangi bir yere gidecek durumda değildir. O dönemde Fatsa'da bir yangın çıksa, itfaiyenin söndürecek, müdahale edecek durumu yoktur. Mahallede ani bir yaralı yahut, hasta olsa, hastaneye kaldırmak için, herhangi bir aracın mahalleye girme imkanı yoktur. Fatsa'da giriş yoluyla beraber, her taraf barikat içinde, çamur ve göl içindedir.

Belediye reisi olduğum zaman zaten belediye seçimlerinde halka ben bir program sunmuştum. Bu programda, belediye sorunlarını halkla birlikte çözeceğimi ve bu sorunları çözerken, tüm mahallelerde komiteler oluşturacağımı halka anlatmıştım. Bu vesileyle hem program çizmek açısından, hem de bu komitelerin ön çalışmalarını yapmak maksadıyla, belediye başkanı olduğumun ilk haftası, Fatsa'nın çeşitli mahallelerinde seri toplantılar düzenledim. Bu toplantılarda, halkın ilk çözülmesi gereken sorununun ne olduğunu bizzat halktan tespit etmeye çalıştım. Kimi mahallelerde yol önemli. Kimi mahallelerde elektrik ön sırada, Kimi mahallelerde su önde. Ama Fatsa halkının tek ortak olduğu bir nokta var. Ve bir an önce belediyeden bekledikleri tek hizmet var, o da kanalizasyon. Dolayısıyla harap olan Fatsa’nın kurtarılması olayı. Çamur derya, çocuklar okula gidemiyor. Esnaflar birbirlerine tahtalar üzerinden geçiyorlar. Çocuklar boğulacak. Yaz, sivrisinek başladı. Yılanlar oluştu, Kurbağalar oluştu. Böyle bir felaketin karşısındayız.

Bu konuda tüm Fatsa’da yaptığım toplantılarda halk "Bu sorunu hallet Başkan, başka bir şey istemiyoruz. İki seneliğine seçilmişsin. Senin vazifen bitmiştir. Yeter ki, bizi kurtarın bundan. Kolera olacağız, öleceğiz". Bir de kanalizasyonlar patlamış, bu pislik suların içine karışmış... siz düşünün işte. Ben anlatıyorum. Daha fazla ve bu durumda bir şehir teslim aldım. Ve bu anlamda halk, bu görevi yapmamızı istiyor. Ancak, bu toplantılardan sonra belediyeye geldim. Belediyenin bu konuyla ilgili Fen İşlerindeki teknik elemanlarını ve mühendislerini çağırdım. Bu sorunun halli için bana bir rapor sunmalarını istedim. Bu konuyu, hangi zaman içinde, hangi imkanlarla ne kadar parayla halledebileceğimizi bana rapor edin, çünkü ben doğma-büyüme belediyeci değilim dedim. Ancak, bu nasıl olacak? Nedir bunun kolayı? Onlar eski yönetim anlayışına alışmışlar. Yani salla başı, al maaşı. Adamların kafasında, "Reis bey bunu hesaplamaya lüzum yok, Fatsa Belediyesi bütün imkanlarını seferber etse, bu dört senede yapılmaz. Devlet de para yağdırsa Ankara'dan, dört senede bu senin dediğin işler gerçekleşmez". Ben, aptallaştım. Dört senede insanlar ölür, kolera olur. Bu anlamda bu sorunu tekrar halkla beraber tartışma ihtiyacını duydum. Ve kendimde, kafamda belli bir belediyecilik anlayışım var. Çözebilirsem halkla çözeceğim. Sorunu anlattım. Yani, "belediye imkanlarıyla bu işin üç-dört senede zor yapılacağını söylüyorlar. Nasıl yapabiliriz? Düşünceleriniz nedir? Öyle ya yıllardan beri Fatsa Belediyesinde encümen üyeleri, meclis üyeleri de var bu halkın içinde, onları da topladım. Onlarla da tartıştım. Ve en sonunda Fatsa halkının ortak vardıkları bir nokta oldu. İmkanlar yoksa eğer herkes kendi evinin önünü temizlerse bu iş biter şeklinde bir anlayış üzerinde tartışırken, bir kampanya oluştu kafamızda. Ve halkla tartışarak bu kampanyayı, "Çamura Son Kampanyası" adıyla anılan bir kampanyayı halkla beraber tespit ettim. Ve bunun programını hazırladım. Ve belediyenin teknik elemanlarını topladım. Bir arada kampanyanın programını açıkladım.

Bu programa göre, civar belediyelerin Ordu Belediyesi, Perşembe, Ünye, Yalıköy, Medreseönü, Bolaman, Ilıca, Gürgentepe, Yukarı Çamaş, Aşağı Çamaş, Çatak, Çatalpınar, Aybastı, Korgan, Kumru yani, Ordu ve yakınında bize yakın olan tüm belediyelerin araçlarını 6 günlüğüne Fatsa Belediyesi’nin hizmetine aldık.

İkincisi, devletin güçlü kuruluşları olan Kara Yolları, DSİ gibi kuruluşlarına da haber vererek onların da elindeki güçlü araçlarını altı günlüğüne Fatsa Belediyesi hizmetine aldık. Bunun yanı sıra Fatsa'da arabası bulunan tüm araba sahiplerinden bir günlüğüne Fatsa Belediyesinin hizmetine arabalarını vermelerini ve benzini belediyeden olmak kaydıyla bu kampanyaya bir günlüğüne katılmalarını istedik. Dar olan yollara büyük arabaların girip çalışamayacağı düşünülerek traktörleri olanlardan traktör, el arabası olanlardan el arabası temin ederek o dar sokaklarda kullanımını sağladık. Bunun dışında her köyden onar kişi bu kampanyaya kazmalı, kürekli olarak katıldı.

Fatsa Belediyesi, kazma işinde çalışacak, mahallelerden insanları, okullardan öğrencileri teşkilatlandırdı.

(...)Bu kampanya benim umduğumdan daha fazla bir ilgi gördü ve Fatsa'nın içi araçlarla doldu. Bırakın siz Fatsa'daki vatandaşların araçlarını bir gün vermesini, Ünye'den, Ordu'dan araba sahipleri bile, arabalarını birer günlüğüne Fatsa Belediyesi'ne göndererek, bu kampanyaya katıldılar. Civar belediyelerin teknik elemanları, diğer belediyelerin işçileri, Belediye Reisleri de dahil kampanyamıza gelip, katıldılar. Bu kampanyada Fatsa'lılar gelen misafirleri evlerinde ağırladılar. Yemek yedirdiler. Yollarda akşama kadar kazmayla, kürekle araba yükleyen, boşaltan insanlara Fatsa halkı, misafirperverlik gösterdi. Halk, civarın il ve ilçe insanlarıyla Fatsa halkının kaynaşmasını, birliğini, beraberliği, kardeşliği ve ortak çalışmanın ne gibi şeyler kazandıracağını orada yaşayarak gördü(...)


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org