Sonuç

Sorgumu bağlarken, burada uzun bir savunma yapma durumunda kaldım. Ben bu savunmayı, kendimi herhangi bir suçluluk altında görüp, o işlerden kendimi sıyırmak adına yapmadım. Sadece ve sadece Fatsa gerçeğini, Fatsa Belediyesi'ni anlatmak, ışık tutmak açısından yaptım.

Öyle bir derdim olmadı; ben, poliste ve savcılıkta da kabul ettiğim şeyleri, 20 sene önce söylediğim her şeyi, 20 seneden bu yana söylediklerimi mahkemeniz huzurunda nedenleriyle beraber açıkladım. Benim, inkar diye bir derdim olmamıştır. Bu, sorgumun, savunmamın bütünü içinde değerlendirildiği zaman çok net ortaya çıkacaktır. Ne olduğumu anlattım, daha fazlasını kendimi fazla göstererek değil, ne isem o şekilde anlattım. Düşüncelerimi o şekilde ortaya koydum. İşlediğim suçlar varsa, bunlar suç kabul ediliyorsa; bunları işledim, dedim. Ben suç kabul etmem; ama, bugünkü yasalar kabul edebilir. O benim takdir edeceğim olay değildir. O sizlerin takdirine bağlı bir olay.

Ve son olarak söyleyeceğim birkaç söz var; onu da söyleyerek, savunmamı burada noktalamak istiyorum:

Sorgumun başından bu yana, ne olup olmadığımı, neleri yapıp yapmadığımı, yine neyi ne adına yaptığımı somut örnekleriyle ortaya koydum. Her şeyden önce, yaptıklarım yaşadığım toplumsal süreçten ayrı değerlendirilemez. Böyle bir değerlendirme insanı bilimsizliğe, dolayısıyla bilim düşmanlığına ve sonuçta kaderciliğe götürür. Kişilerin tavırları, içinde yer aldıkları sosyal, siyasal, ekonomik koşullardan bağımsız ele alınıp değerlendirilirse; bu, babasız veya anasız çocuğun varlığını kabullenmeye benzer. Çocuğu ana doğurur. Olguları da maddi koşullar doğrur.

İddia makamı, eylemlerde bulunduğumu iddia ediyor, hem de hiç bir kanıt göstermeden. Niye böyle bir gayret içinde bulunuyor? Bu konuda elbette bildiğim ve kesin doğruluğuna inandığım düşüncelerim var. Ancak, bugün burada söylemeyeceğim. Benim çalışmalarımdan rahatsız olan Fatsa, Türkiye ve Dünya egemenleri, dün olduğu gibi, bugün de aynı dille konuşuyor. Hangi çalışmam, hangi eylemim Anayasal düzene yöneliktir? Kavrayamıyorum. İstanbul'da ve İzmir'de 6. Filo'nun sarışınlarını, vatanıma, onuruma ve namusuma sahip çıkarak denize dökmem mi? Fındık mitinglerinde konuşarak, zam zulüm, işkenceyi, taban fiyat politikasını emekçilere anlatmam mı? Çamurdan yürünmeyen sokakları halkla birlikte olup, halkın gücünün ne olduğunu göstere göstere çamurları söküp atmam mı? Kurbağa sesinden uyunmayan bataklıkları yine halkla beraber olup kurutmak ve oraya yol yapmam mı? Yozlaşmış emperyalist kültüre karşı, halkımızın öz kültürünü, öz değer yargılarını içeren Kültür Şenliği düzenlemem mi? Buna benzer çalışmalar mı? Anayasal düzeni silah zoruyla yıkmaya kalkma eylemi?

İddia makamı için, bunlar 146/1'den yargılanmaya yeterli oluyor. Bu mantık kendi içersinde çelişkilerle doludur. Kişiler hakkında çeşitli karlamalarda bulunmak, çeşitli iddialarda bulunmak, bir anlamda onları cezalandırmak kolaydır. Ama, burada unutulmamalıdır ki, bir de insanların vicdanları ve değer yargıları vardır. Hiçbir dönemde suçlu olduğuma inanmadım. İnanmıyorum da. Yaptıklarım, insanlar daha mutlu, daha özgür olsun diyedir. Halkım daha onurluca yaşayabilsin istedim. Kötüden, zordan, şiddetten yana olmadım, hiçbir zaman.

Savunmamın burasında- tahliye isteyip istemeyeceğim konusunda- bazı düşünceler belirebilir beyinlerde. Hemen yanıtlayayım. Ben tahliye isteminde bulunmayacağım. Tahliye isteminde bulunmamı gerektirecek bir nedenin olduğu inancında değilim. Bir gün benim ne denli haklı olduğum ortaya çıkacaktır.

Çalışmalarımdan dolayı suçlanıyorum. Halbuki çalışmalarından dolayı ben, Fatsa ve ülke halkının gönlünde, onların onurlu vicdanlarında çoktan aklandım. Tahliye isteminde bulunmama, bu çalışmalarımdan şu veya bu ölçüde de olsa, şüpheye düşmem olur. Halbuki ben bu çalışmalarımla bir parça da olsa faydalı olabilmişsem, (olduğuma inanıyorum;) onun için şüpheye düşmemi gerektiren hiç, ama hiçbir neden yoktur. Elbette bir belediye başkanı olarak herkesi memnun etmem düşünülemez. Şu veya bu nedenlerden dolayı karşıtlarım olacaktır, olmuştur da. Ancak, onların sayısı çok sınırlıdır. Onların memnuniyetsizliği, benim belediye başkanı olarak toplumsal hizmetleri yerine getiremeyişimden değil, kendi özel çıkarları ile ilintilidir. Toplumumuzda bu tür insanlar her zaman olmuştur. Ve bundan sonra da olacaktır.

Beni kim nasıl karalarsa karalasın, ben, Fatsa halkının gönlünde taht kurmuşumdur. Onu söküp atmanın imkanı yoktur. Çünkü, bu duruma beni Fatsa halkı getirmiştir. Bundan dolayı da gurur duyuyorum. Fatsa Halkının gözünde ben, kardeşliğin, beraberliğin ve bağımsızlığın, demokrasinin şahsında simgeleştirildiği bir insanım. Bu, kolay kazanılacak vasıf değildir, ve de öyle kolay kazanılmamıştır.

Burada yargılanmamın asıl nedeni, kısa yaptığım Fatsa Belediye Başkanlığı dönemimde, gerçekleştirmiş olduğum hizmetlerin unutturulmak istenmesidir. Ne var ki kendi çağlarında çağlarını değiştirmek için çaba harcayanlar, ne denli unutturulmak istenmişse, çağlar geçtikçe sulara, toprağa düşmüş çınar tohumu gibi büyür, ululaşır, saygı kazanır.

Bundan dolayı bugün siyasi düşüncelerime zincir vurulmak isteniyor. Tarihin hiçbir döneminde insanlığa yapılmış hizmetler unutulmamış, unutturulamamıştır. Çağımız uzay çağı da olsa, geçmiş çağlarda düşüncelere vurulacak zincir bulunamadığı gibi, çağımızda da henüz bulunmamıştır ve de bulunamayacaktır. Tarihi gelişmeler bunları bizlere göstermiştir. Bilimin de kabul ettiği budur. Bunun dışındaki çabalar boşunadır. Ve çağ dışıdır.

Fatsa Belediye Başkanlığım sırasında yaptığım hizmetleri belli bir amaç uğruna yaptığım ileri sürülebilir, öyle değerlendirilebilir. Ben ne iş yaptıysam, Fatsa halkıyla beraber yaptım. Halktan kopuk hiçbir davranışım olmamıştır. Tüm yaptıklarımı halkın katkılarıyla yaptım. Bu çalışmalarıma Fatsa’lı gençler de katılmışlardır. Bu insanlar çeşitli siyasi düşüncelerin taraftarları olabilirler. O benim bileceğim iş değildir. Bu durumu değerlendirmek benim görevim de değildir.

Amacım, halka hizmet olduğuna göre, herkesin bu hizmet yarışına katılma hakkı vardır. Öyle olmuştur. Fatsa Belediyesi’nin halka hizmet götürmesinde, tüm emeği geçen Fatsa halkına burada teşekkür ederim.

Bu hizmetlerde emeği geçen, şu veya bu siyasetin insanları olarak suçlanmak istenen gençlere, bu davanın tüm sanıklarına da teşekkür ediyorum.

 

Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org