11. SALDIRILAR ÖĞRETİM ÜYELERİNE YÖNELİYOR

1977 yılından itibaren faşist saldırıların öğretim üyelerine yöneldiği görüldü. Nisan ayında H.Ü. Rektör vekili Prof. Gürel Ataman'ın evine bomba atmışlardı. Mayıs ayında ODTÜ öğretim üyelerinden Korel Göymen'in evine bomba atıldı ve Prof. Uğur Ersoy'a saldırı düzenlendi. 15 Haziran'da ise, Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde Doçent olan. Orhan Yavuz, faşistler tarafından öldürüldü.
 

Doç. Orhan Yavuz Cinayeti

15 Haziran günü Erzurum Atatürk Üniversitesi'nde Doçent olan Orhan Yavuz, sabah saat 8.00 sıralarında

  kampüs içinde bulunan lojmandan ayrılarak, bir başka öğretim görevlisiyle birlikte Üniversite'ye doğru yürümeye başladı.

Yolda giderken karşısına iki kişi çıktı. İki kişi, Doçenti, "Bir şey konuşacağız" diye çevredeki fundalıklara götürdüler.

Doç. Yavuz burada bıçak darbeleriyle kanlar içinde bırakıldı. Kalbine 3 kez, diğer yerlerine 5 kez bıçak saplanmıştı.

Doçent hastaneye kaldırıldı. Ameliyata rağmen kurtarılamayarak can verdi. Cinayete, Doç. Yavuz'un yanındaki öğretim üyesi ve bazı işçiler tanık oldular.

Tanık öğretim üyesi şok geçirdi ve olayla ilgili hiçbir şey hatırlamadığını söyledi.

Doç. Orhan Yavuz 36 yaşındaydı. Ilkokulu Sarıkamış'm Yeniköy'ünde bitirdikten sonra, Cılavuz İlköğretmen Okulu'ndan mezun olmuş, sonradan Ankara Kimya Fakültesini başarıyla bitirmiş, iki yıl kadar ABD'de doktora çalışması yaptıktan sonra, 1974'ten itibaren Erzurum Üniversitesi'nde Doçentlik görevini sürdürüyordu.

Köy ilkokulundan başlayan, ABD'de doktora çalışmasından üniversite öğretim üyeliğine kadar binbir zorlukla yükselen Doç. Yavuz, değerli bir bilim adamıydı.

Orhan Yavuz cinayeti, olayların, "aşırı sağ-sol çatışması" olmadığını gösteren ilk çarpıcı örnekti.

Peki, ılımlı bir kişiliğe sahip olan ve o güne kadar hiçbir çatışmaya karışmayan demokrat görüşlü bu insanı niçin öldürüyorlardı?

Bu cinayetin bir rastlantı sonucu olmadığı tam o sıralarda sanki ayarlanmış gibi, Türkiye'nin çeşitli bölgelerinde aynı türden saldırıların yapılmış olmasından bellidir. Daha sonra bu tür saldırıların ünlü isimlere yönelerek, sürdürüleceği de görülecektir.
Bu tür cinayetlerin amacını saptayabilmek için, faşist hareketin saldırı taktiklerinin doğru olarak kavranması gerekir.

Daha önce söz ettiğimiz Genel Merkezindeki Türkeş'in çalışma odasında bulunan bir rapordaki görüşleri tekrar hatırlatmakta fayda vardır. Bu raporda, "Üniversitelerde yapılan ideolojik ve kuvvete dayanan mücadeleye" yardımcı olmak için, "savunma kuvvetlerinin" kurulması önerilmekte; hareketin hızını azaltmak isteyenlere ve harekete zarar verenlere karşı şehir gerillası hareketlerinin örgütlenmesi önerilmekteydi. Liberal-demokrat fıkirli öğretim üyeleri, faşistlerin üniversitelerde yürüttüğü "kuvvete dayalı ideolojik mücadele"nin önündeki engeller olarak görülmüş ve birer taktik hedef olarak belirlenmiştir.

Amerikalı Kontr-Gerilla teorisyenleıinden Lindsay de "seçilmiş ve şuursuz terörizm" ayrımı yapmakta ve seçilmiş terörizme örnek olarak, "liberal fikirli aydınlara yönelik eylemleri" göstermektedir.

"Liberal fikirli olanlar arasında asi ile anlaşmaya meyyal olan kimseler terörist taarruzlara hedef teşkil ederler. (*)

Doçent Orhan Yavuz'un öldürülmesi olayının bir "seçilmiş terörizm" örneği olduğundan şüphe edilemez. Türkiye'deki faşist terör hareketlerinin Amerikan Kontr-Gerilla teorileri doğrultusunda yönlendirildiğinden kuşku duyulmamalıdır.

Doç. Orhan Yavuz'u katletmelerinden başka, Haziran ayında seçimlerden sonraki cinayet ve saldırılarında yine bir çok kişiyi öldürdüler. Ankara’da bir öğrenciyi davadan döndüğü için öldürdüler: İstanbul'da bir başka faşist yine davadan döndüğü için işkence edilerek öldürülmüş bulundu. Bursa’da bir öğrenciyi, Ankara Beypazarı'nda’ CHP'li bir işçiyi, Ordu-Fatsa’da polisle işbirliği yaparak düzenledikleri saldırıda Halkevi Başkanını, Ankara'da biri Memurlar Derneği'nde (MEM-DER) odacılık yapan 2 işçiyi öldürdüler.


(*) F. A. LINDSAY, Gayri Nizami Harp, s.53 (Kontr-Gerilla, Aydınlık Yay, s.53)


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org