3. SADİ IRMAK HÜKÜMETİ VE MC'NİN AYAK SESLERİ

Görüldüğü gibi, 1974 yılındaki CHP-MSP Hükümeti döneminde tek yanlı olarak, sadece faşist sağ kesimden kaynaklanan silahlı saldırılar söz konusu olmuştur. Buna rağmen, o dönemde siyasal çatışmalar geniş boyutlara ulaşmış değildi ve siyasal mücadele açısından görünüşte de olsa, nispi bir sükunetin egemen olduğunu söylemek mümkündü.

Şiddetin bir siyasal mücadele aracı olarak yaygınlaşması daha çok, CHP-MSP Hükümeti'nin istifasından sonra gündeme gelmiştir.

Ecevit başbakanlıktan ayrıldıktan sonra erken seçimi hedefleyen bir hükümet kurma olanağı bulamadı. Daha

  önce erken seçim isteyen Bozbeyli'nin Demokratik Parti’si içinde bir grup, CHP ile birlikte kurulacak bir erken seçim hükümetine karşı çıktı. Demirel'in de hükümet kurma girişimi başarısızlıkla sonuçlandıktan sonra 17 Kasım 1974'te Prof. Sadi Irmak hükümeti kurmakla görevlendirildi. Türkiye 4 ay kadar, Meclis'ten güvenoyu alamayan ve alamayacağı belli olan bu hükümet tarafından yönetildi.

Bu 4 aylık süre adeta MC'nin kuruluşunun hazırlandığı bir dönem oldu. Daha Ecevit'in istifasının hemen arkasından Demirel, Aralık 1974'te sola karşı olan diğer partilere (MSP, MHP ve DP) birer mektup gönderdi ve ortak bir hükümet kurulmasını önerdi. Demokratik Parti, Demirel'in başında bulunduğu bir hükümete karşı çıkarken; Demirel, Erbakan, Türkeş ve Feyzioğlu, l8 Aralık 1974'te bir Milliyetçi Cephe (MC) kurduklarını açıkladılar.

Karşılaşılan siyasi krizi aşmak için egemen sınıfların bu sağ partileri biraraya getirmekten başka bir yolları, o gün için bulunmuyordu. 12 Mart'tan yeni çıkılmıştı ve bir askeri darbeyi "makul" hale getirebilecek hiç bir sebep yoktu.

Aralarında büyük çıkar kavgaları bulunan sağ partileri biraraya getirmek de hiç kolay değildi. Onları ancak ve ancak ortak çıkarların topyekün tehlikeye düşmesi, bir başka ifadeyle bir sol (ya da komünizm) umacısı biraraya getirebilirdi. Oysa, o günün nispeten yumuşak siyasi ortamında ve hele bütün devrimci örgütlerin 12 Mart sonrasının dağınıklığı ve örgütsüzlüğü içinde bulundukları bir durumda böyle bir tehlikenin varlığını inandırıcı hale getirmek hiç mümkün değildi. Bunun sağlanabilmesi için toplumda sağ-sol kutuplaşmasının keskinleşmesi gerekiyordu. Bu nedenle Demirel hergün bir anti-komünizm yaygarasıyla TV'den görünmeye başladı. Demirel bütün sağ güçleri etrafında toparlayabilmek için CHP'lileri de hedef gösteren bir anti-komünizm bayrağı açmıştı.

Ve tam bu noktada, sanki düğmeye basılmış gibi, MHP'liler tarafından siyasal şiddetin yaygınlaştırılmaya başlandığı görüldü. Toplumdaki siyasal gerilimi artırmak ve sağ-sol kutuplaşmasını keskinleştirmek amacıyla, doğrudan CHP'lilere de yönelen silahlı saldırı ve eylemler gündeme getiriliyordu.

MC'nin kurulmasından önceki sadece 4 aylık Sadi Irmak Hükümeti döneminde MHP'li faşistlerin silahlı saldırıları sonucunda, 8'i sol görüşlü olmak üzere toplam 9 kişi öldürülmüştü.

Demirel'in sağ partileri birleştirebilme amacıyla yükselttiği savaş çığlıkları, patlayan silahlar, öldürülen insanlar ve bütün yurt sathına yayılmaya başlayan siyasal şiddet; bütün bunlar MC'nin ayak sesleriydi ve 1973 seçimlerinin galibi, TBMM'nin en büyük partisi CHP'nin Genel Başkanı, "müstafi" Başbakan B.Ecevit, bütün bu gelişmeleri izlemekten başka hiçbir şey yapamıyordu...


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org