EMPERYALİZM 1

Emperyalizm meselesi çok geniş boyutları ve uzantıları olan, Marksist teoride en çok tartışılan konuların başında gelir. Bu ilk yazımızda yalnızca emperyalizm teorisinin, devrim teorisi ile ilişkileri çerçevesinde nasıl kavranılması gerektiğini açacağız. Çeşitli konuların derinlemesine açılmasını, örneğin, genel bunalım, emperyalizm ve savaş, emperyalizm ve sömürge ülkeler vb. konuları gelecek sayılarda ele alacağız.

Bu nedenle ekteki okuma listesi de yalnızca en gerekli yazıları içermektedir. Ancak konunun özünün ve tüm boyutlarının kavranılabilmesi için,

tek yanlı ve mekanik yaklaşımlardan kurtulabilmek için, daha ayrıntılı bir çalışmaya geçmeden önce bu eserlerin özümlenmesi şarttır.

PROLETARYANIN kurtuluş hareketinin teorisi olan Marksizm, karmaşık bir bütün olan somut gerçekliğin çeşitli boyutlarını sistemli bir biçimde açıklamaya çalışan genel bir teoridir. Bu genel teori, çeşitli alt teorilerden oluşan bir yapısal bütündür. Bu genel teorinin yapısal bütünlüğü içerisinde yer alan teoriler arasında belirleyici olan devrim teorisidir. Emperyalizm teorisi ise, devlet teorisi, buhranlar teorisi v.b. gibi devrim teorisine bağımlı olarak Marksizm içerisinde önemli ve özgün bir yere sahip olan bir teoridir.

Marksist teorinin görevi, varolan somut tarihi koşullardaki sınıf mücadelesinin politik gereksinimleri tarafından belirlenir. Marx ve Engels serbest rekabetçi kapitalizmi çözümlemişler ve onun hareket kanunlarını formüle etmişlerdir. Tekelci kapitalizmin incelenişi ve hareket kanunlarının formülasyonu Lenin tarafından gündeme getirilmiştir.

Marx ve Engels, inceledikleri serbest rekabetçi kapitalizmin izlediği yükseliş çizgisi içerisinde proleter devrimlerin ancak "uygar" ülkelerin bütünü veya çoğunda verilecek bir mücadele ile zafere ulaşabileceğini öngörmüşlerdi. Lenin ise serbest rekabetin tekelciliğe yükselmenin can çekişmeye dönüştüğü çağımızda, eşit olmayan gelişme yasasından proleter devrimlerin değişik zamanlarda olgunlaşacağı ve yeni koşullarda sosyalist devrimin tek bir ülkede olabileceği sonucuna vardı.

Leninizm, emperyalizm aşamasına gelindiğinde kapitalizmin çelişkilerinin en uç noktaya çıktığı, proletarya devriminin gündemde olan bir eylem meselesi haline geldiği, eski dönemin (işçi sınıfını devrime hazırlayış döneminin yeni bir döneme, sermayeye karşı doğrudan doğruya mücadele dönemine dönüştüğü bir zamanda gelişmiştir. Çünkü devrimciler varolan koşullar ve objektif sosyal gelişme sonucunda önemli bir siyasi muhtevaya bürünen sorunları çözmeye çalışırlar. Teorik çalışma pratik sorunların öne sürdüğü sorunlara yanıt sağlar. Marksist teoride yapılan bütün çözümlemeler son tahlilde, temel eksen olan devrim teorisine yönelik çalışmalardır.

Böylelikle, emperyalizm teorisi ile devrim teorisi arasındaki bağların ilkini genel bunalım olgusu aracıIığıyIa kurabiliriz. Marx ve Engels kapitalizmin genel yükselme döneminde, proleter devrimlerin objektif koşullarının henüz olgunlaşmamış olduğu bir dönemde mücadele ettiler. Lenin ise kapitalist sistem içerisinde tekelciliğin hakim olduğunu, kapitalizmin çürümeye ve can çekişmeye başladığını, yani kapitalizmin genel bunalıma girdiğini gözlemledi ve proleter devrimleri çağının objektif koşullarının olgunlaştığını ilan etti. "Emperyalizmin neden can çekişen kapitalizm olduğu ve sosyalizme geçiş teşkil ettiği kolayca anlaşılabilir. Kapitalizmden doğup gelişen tekel artık kapitalizmin ölümüdür. Ve onun sosyalizme geçişinin başlangıcıdır"

Genel bunalım kavramının, (yani can çekişen kapitalizm) yanısıra, Lenin kapitalizmin tekelci dönemde iyice belirginleşen eşitsiz ve sıçramalı gelişimini doğru gözleyerek bundan sosyalizmin tek ülkede zaferinin mümkün olduğu sonucunu çıkardı. "Kapitalizmin gelişmesi farklı ülkelerde hiç de düzenli olmayan bir şekilde yürümektedir. Meta üretimi sisteminde başka türlü de olamaz. Bundan da reddedilmez bir şekilde şu çıkıyor ki, sosyalizm bütün ülkelerde aynı anda zafere ulaşamaz. Önce bir ya da birkaç ülkede zafere ulaşaçak, ötekiler bir süre burjuva ya da burjuva öncesi dönemde kalacaklardır." (Lenin, Sosyalizm ve Savaş s.61) (1)

Bu bağlam içerisinde "genel bunalım ve eşitsiz gelişim tezlerinin siyasi sonuçları özetle emperyalist - kapitalist sistemin bütünü açısından bütün ülkelerde devrimin objektif şartlarının varolması ve proleterya devriminin, dünya emperyalist zincirinin en zayıf halkasında gerçekleşmesidir.

Emperyalizm teorisi ile devrim teorisi arasında kurulan bu iki temel bağlantının (genel bunalım ve eşitsiz gelişme) dışında, emperyalizm döneminin devrim teorisinin iki önemli önermesi daha vardır. Bunlardan birincisi devrimci işçi sınıfının bir müttefiki olarak köylü yığınlarının taşıdığı önem, ikincisi ise anti-emperyalist kurtuluş savaşlarının taşıdığı önemdir. Birinci sorun ile ilgili olarak açıklayıcı unsurlardan bir tanesi, artık-değerin yanısıra tekel kârı ile yalnız proletaryanın değil, aynı zamanda en geniş kesimlerin tekelci kapitalistler tarafından sömürülmesidir. İşçi sınıfı ve partisinin köylü yığınlarına (anti-feodal mücadele dahil) önderlik etmede gösterdiği başarı, sosyalist devrimin başarıya ulaşabilmesindeki en önemli noktalardan biridir.

Dünya proleter devrimi açısından anti-emperyalist kurtuluş hareketlerinin önemi üzerine ise şu aktarma ile yetinelim: "Son tahlilde mücadelenin sonucunu Rusya, Hindistan, Çin v.b.'nin dünya nüfusunun ezici çoğunluğunu oluşturdukları olgusu belirleyecektir. Son bir kaç yıl içerisinde bu çoğunluk, olağanüstü bir hızla kurtuluş mücadelesine sürüklendi. Kısacası bu bakımdan dünya mücadelesinin nihai sonucunun ne olabileceği konusunda en küçük bir şüphe gölgesine bile yer yoktur. Bu anlamda sosyalizmin kesin zaferi eksiksiz ve nihai olarak elde olunacaktır." (Lenin, Doğu'da Ulusal Kurtuluş Hareketleri)

***

Marksizm son derece derinliği olan, son derece karmaşık bir öğretidir. Marksizm sürekli olarak hayatın yeni gerçekleri karşısında derinleşip zenginleşen, kendi kendini aşan bir öğretidir. Marksizm'de değişmeyen tek şey, Lenin'in deyişiyle onun yaşayan ruhu olan diyalektik yöntemdir. Lenin daha 1900' lerde şöyle diyordu:

"Marx'ın teorisini tamamlanmış, değişmez bir bütün olarak görmüyoruz. Aksine olarak düşünüyoruz ki, bu teori sadece bilimin köşetaşlarını yerleştirmiştir. Eğer sosyalistler hayatın kendilerini aşmasını istemiyorlarsa bu bilimi her yönden derinleştirmelidirler". (Mahir Çayan, Toplu Yazılar)

Marksist yöntemi çağının gelişmelerine uygulayan Lenin, takipçileri olduğu Marx ve Engels ile olan teorik bağlarını bir çok yerde belirtmiştir. Örneğin Lenin, Marx ve Engels'in emperyalizm dönemini yaşamamış olmalarına rağmen 19. yüzyılın ortalarında bile emperyalizmin bazı özelliklerini göstermesi (geniş sömürgeler ve dünya pazarında kurduğu tekel) açısından bir istisna olan İngiltere'nin bu durumunu tahlil ettiklerini ve bu durumun oportünizmin İngiltere işçi sınıfı içerisindeki geçici zaferi ile olan bağlantısını oldukça açık bir biçimde ortaya koyduklarını söyler.

Kapitalizmin en yüksek aşamasının karakteristiklerinin teorik çözümlemesini yapan Lenin'in çıkış noktası Marx'ın kapitalizm çözümlemesidir. Marx, kapitalizm çözümlemesini artık değer teorisi sayesinde gerçekleştirmiştir. Kapitalizm, artık değerin "gerçekleşme"si, artık-değerin bir bölümünün sermaye haline dönüşümü ve sermaye birikimi süreçlerinden oluşmaktadır. Emperyalizm teorisi bu süreçlerin kapitalizmin en yüksek aşamasında aldığı biçimleri inceler. Marx'ın kapitalizmi çözümlediği "Kapital"in, emperyalizm aşamasının açıklanmasında kaynaklık edecek olan başlıca bölümleri şunlardır:

a) Yeniden üretim şemaları, kesimlerarası denge ve gerçekleşme sorunu b) Kâr oranlarının düşme eğilimi ve karşıt eğilimler
c) Sermaye birikimi üzerine bölümler (yoğunlaşma ve merkezileşme).

Ayrıca sömürgecilik ve dış ticaret üzerine olan bölümler de ele alınmalıdır Nitekim, Leninist emperyalizm teorisinde bütün bu unsurlar bir bütün olarak ele alınır. Bunlardan herhangi bir tanesi ihmal edilerek emperyalizm olgusu kavranamaz.

Lenin emperyalizmin analizine önce üretimde ve sermayede görülen yoğunlaşmanın yarattığı tekellerin hakimiyetini inceleyerek başlamış ve sonra bu ekonomik gelişmelerin neticesinde sanayi ve banka sermayesinin kaynaşması ile ortaya çıkan mali sermayeyi ve bunun üzerinde yükselen mali oligarşiyi ele almıştır. Üretim sürecinde meydana gelen bu değişimlerin sonucunda artık özgün bir ilişkiyi içeren bu mali sermayenin azami kârı sağlamak için giriştiği sermaye ihracının meta ihracından ayrı olarak özel bir önem kazanması, Leninist emperyalizm teorisinde en önemli bir noktadır. Lenin, ‘emperyalizmin özü pazarların ticaret için değil, yatırım için geliştirilmesidir’ der. (Coll. Works, V. 9, Notebooks on Imperialism, p. 430). Bu anlamda emperyalizm, ulusal planda yapılan üretimin uluslararası planda gerçekleşmesiyle değil, sermaye ihracı yoluyla sermaye ilişkilerinin uluslararasılaşması ile oluşan bir dünya ekonomisi yaratır. Çünkü sermaye yalnızca maddi bir biçim değil, aynı zamanda bir üretim ilişkisidir. Ve meta ihracının yaratamadığı bu ilişki sermaye ihracı ile yaratılır. Yani dünya ekonomisi, ancak kapitalist yeniden üretim sürecinin uluslararasılaşması ile anlam kazanan bir kavramdır. (2)

Tekelci kapitalizm azami kârı sağlamak için ucuz hammadde, pazar ve kârlı yatırım alanlarını elinde tutmak zorundadır. Bu nedenle Lenin'in emperyalizm analizi dünyayı aralarında bölüşen uluslararası tekelci birliklerin kurulması ve en büyük kapitalist güçlerce dünyanın toprak bakımından bölüşülmesinin tamamlanması süreçlerinin incelenmesini de içermektedir. Ancak Lenin'in bu analizlerden çıkan beş maddelik tanımı emperyalizmin ağırlıkla ekonomik boyutunu ele almaktadır. Yani bu tanım tekelci kapitalizmin tanımıdır. “Emperyalizmin mümkün en kısa tanımını yapsaydık şöyle derdik, 'emperyalizm kapitalizmin tekelci aşamasıdır' veya ‘ekonomik olarak emperyalizm tekelci kapitalizmdir'”  (Lenin, Marksizmin Bir Karikatürü ve Emperyalist Ekonomizm, s.28)

Emperyalizmin kapitalizmin özgün bir tarihsel aşaması olmasının üç yönü vardır. Emperyalizm 1) Tekelci kapitalizmdir. 2) Asalak ya da çürüyen kapitalizmdir. 3) Can çekişen kapitalizmdir. Serbest rekabetin tekel tarafından ayağının kaydırılması emperyalizmin temel ekonomik özelliği, özüdür. Lenin emperyalizmin bu yönünü ünlü beş maddelik tanımı ile açıklar. Emperyalizmin asalak ve çürüyen kapitalizm olması ise geniş ve sermaye ihracı ile doruğuna ulaşmış bir rantiye (kupon kesici) sınıfın oluşması, yani doruğuna ulaşmış bir asalaklık ile açıklanır. Burada Lenin emperyalizmin ekonomik düzeyde çözümlenmesini yaparken bu ekonomik zemin üzerinde sınıflar arasındaki farklılaşmayı hem kapitalistler, hem de işçi sınıfı açısından incelemiştir. Emperyalizmin niçin "can çekişen kapitalizm" "sosyalizme geçiş halindeki kapitalizm" olduğu ise besbellidir. Kapitalizmden doğan tekel zaten ölmekte olan kapitalizmdir, sosyalizme geçişin başlangıcıdır.

***

Lenin Emperyalizm kitabının başında şöyle yazıyor:

"Bu broşür Çarlık sansürü hesaba katılarak yazılmıştır. Dolayısıyla sadece teorik -özellikle iktisadi bir tahlille yetinmek ve çok gerekli bir kaç siyasi gözlemi de... pek büyük bir ihtiyatla belirtmek zorunda kalmıştım... Emperyalizmin, sosyalist devrimin hemen arifesi olduğunu, sosyal şovenizmin, sosyalizme karşı tam bir ihanet ve burjuvaziye tam bir kaçış olduğunu, işçi hareketindeki bu bölünmenin emperyaIizmin nesnel durumuyla ilgili olduğunu v.b. ortaya koymak için gerçekten bir "köle" dili kullanmam gerekmişti. Bu konuya ilgi duyan olursa, 1914-1917 arasında yurt dışında yazmış olduğum makaleleri salık veririm." (Lenin, Emperyalizm, s. 7-8)

Lenin emperyalizmin politik ve ideolojik boyutları ile ilgili olarak daha sonra 1920 yılında kitabının Fransızca ve Almanca baskıları için yazdığı önsözde gerekli ekleri vereceğini söyler.

Burada Lenin, 1912 Bale bildirisinde "Savaş patlarsa, onu kısa zamanda durdurmak için aracılık etmek ve en geniş halk tabakalarını ayaklandırmak ve kapitalist egemenliğin düşüşünü hızlandırmak için savaş tarafından yaratılan iktisadi ve siyasi bunalımdan var güçleriyle yararlanmak onların, (yani dünya proletaryasının) görevidir" diyen II. Enternasyonal oportünistlerinin emperyalist savaş karşısındaki bütün ihanetlerinin değerlendirilmesi gerektiğini söyler. Yine bu çerçevede savaş sonrası tüm anlaşmaların emperyalizm altında reformların ve barışın mümkün olabileceğinde ısrar eden küçük burjuva gericiliğini sergilediğini yazar.

Diğer bir ek Kautskizm üzerindedir. "Bu ideolojik akım bir yandan II. Enternasyonal'in çürümesi ve kokuşmasının bir sonucudur, bir yandan da bütün çerçevesiyle burjuva ve demokratik önyargılarının tutsağı olmuş küçük burjuva ideolojisinin bir ürünüdür."

Bu kısa önsözde Lenin son olarak dünya işçi hareketinin bölünmesinden söz eder. Bu bölünmenin nedenini emperyalizme özgü asalaklık ve çürümede gören Lenin şöyle devam eder:

"Anlaşılıyor ki sağlanan bu muazzam aşırı kârlarla (çünkü bu kârlar, kapitalistlerin 'kendi' ülkelerinin işçilerinden sızdırdıkları kârların çok daha üzerindedir) işçi liderlerini ve işçi aristokrasisini oluşturan bu yüksek tabakayı bozmak mümkün olabilmektedir. Bu olayın ekonomik kökleri kavranmadıkça, siyasi ve toplumsal portresi değerlendirilmedikçe, komünist hareketin ve önümüzdeki toplumsal devrimin çözümüne doğru tek bir adım bile atamayız." (Lenin, Emperyalizm, Önsöz)

Lenin'in emperyalizm teorisi, II. Enternasyonal'in tahrifatlarına karşı mücadele içerisinde gelişti. Serbest rekabetçiliğin tekelciliğe dönüştüğü 1870'ler sonrasında kapitalizm henüz işgal edilmemiş topraklara yayılarak nispeten "barışçı" bir biçimde gelişebilmişti. Kapitalizmin burjuva anlamda refahı sağladığı bu "barış" döneminde, Avrupa'daki işçi partileri parlamenter yollardan kazandıkları büyük seçim zaferlerinin sarhoşluğu içerisindeydiler. Bu dönemin hep böyle devam edeceğini zannederek savaş döneminin hazırlıkları ile hiç uğraşmadılar. Kapitalizmin yeni bir döneme girdiğini hiç ama hiç anlamadılar.

II. Enternasyonal pasifistleri Marksizm’i bu şekilde dogmatikleştirirken, Marksizm’i bir eylem kılavuzu olarak kabul eden Lenin somut durumun somut tahlilini yaparak, kapitalizmin bu yeni aşamasını izliyor, Marx ve Engels'in 1847-50 döneminde geldiğini düşündükleri büyük mücadele anının yaklaştığını görüyordu. Kapitalizmin bunalımı her alanda derinleşirken, sınıf mücadelesi giderek keskinleşirken, II. Enternasyonal oportünistleri emperyalizme şirin gözükmeye çalışıyor ve kitleleri emperyalizmi yoketme mücadelesinden alıkoymaya çalışıyorlardı.

II. Enternasyonal pasifistlerinin Rusya'daki uzantıları olan menşevikler de Marksizmi dogmatik bir biçimde yorumlayarak, onun ihtilalci özünü hiç anlamamışlardı. Lenin, kendisini kitlelerden kopuk, komplocu bir Blanquist, küçük burjuva maceraperesti olarak suçlayan bu oportünistlere şu cevabı veriyordu: "Kendilerini çok akıllı sayanların, üstelik sosyalist geçinenlerin devrimin bütün ülkelerde birden patlak vermedikçe iktidarın mücadale ile ele geçirilmeyeceğini iddia edenlerin her türlüsünü biliyoruz. Bu adamlar gevezelikleriyle devrime sırt çevirdiklerini ve burjuvazinin yanına geçtiklerini sezmiyorlar. Çalışan sınıfların uluslararası oranda devrim yapmalarını beklemek, herşeyin bekleyiş içinde donakalması demek olur. Bu saçmadır." (Aktaran, Stalin, Sağ ve Sol Sapmalar, s .220)

Lenin'in Emperyalizm eseri, teorik çalışma tutkusu yapmak ile değil, emperyalizm konusundaki yanlış ve revizyonist tezleri çürütmek, emperyalizmin oportünizm ile bağlarını göstermek ve bu teorik temel üzerine, işçi sınıfının ve sömürülen halkların sosyalizm mücadelelerine sağlam bir strateji getirmek için yazıldı.

--------------- * ---------------

DİPNOTLAR

(1) Eşitsiz ve sıçramalı gelişim yasası, sadece emperyalizm aşamasının değil, kapitalizmin bir yasasıdır. Eşitsiz ve sıçramalı gelişim sadece farklı ülkeler arasında değil, tek bir ülkede değişik sektörler arasında, hatta aynı sektörde farklı kapitalist işletmeler arasında gözlemlenen bir gerçekliktir.

(2) Burada belirttiğimiz gibi dünya ekonomisini dünya pazarı ile özdeşleştirmek, Marksizm’le ilgisi olmayan, ancak çok rastlanan bir hatadır. Dünya pazarı ilişkisi kapitalizm başlangıcından itibaren vardır. Ancak dünya ekonomisi, içerdiği ilişkiler bütünselliği itibariyle dünya pazarından nitelik olarak farklıdır.

---------------------------------
*

TEMEL OKUMA LİSTESİ

1)  Lenin, EMPERYALİZM (Sol Yay.)
Emperyalizm sorununun siyasal boyutları için.

2) Lenin, SOSYALİZM İÇİNDEKİ BÖLÜNME VE EMPERYALİZM ("MARX ENGELS, MARKSİZM", Sol Y.)

3) Lenin, MARKSİZMİN BİR KARİKATÜRÜ VE EMPERYALİST EKONOMİZM (Korol Y.)

4) Lenin, ULUSLARIN KADERLERİNİ TAYİN HAKKI ("MARX, ENGELS, MARKSİZM"deki bölümler. Sol Y.)

5) Lenin, SOSYALİZM VE SAVAŞ (Sol Y.)

(Özellikle Aşağıdaki Bölümler:
* Sosyalizmin İlkeleri ve 1914-1915 Savaşı (Birinci Bölüm)
* Proleterya Devriminin Savaş Programı
* Üçüncü Enternasyonal’in İkinci Kongresi)

6) Lenin, OPORTÜNİZM VE İKİNCİ ENTERNASYONAL’İN ÇÖKÜŞÜ ("PROLETARYA İHTİLALİ V E DÖNEK KAUTSKY" Bilim ve Sosyalizm Y.)

7) Lenin, İKİNCİ ENTERNASYONAL’İN ÇÖKÜŞÜ ("PROLETARYA İHTİLALİ VE DÖNEK KAUTSKY". Bilim ve Sosyalizm Y.)

8) Lenin, DEVLET VE İHTİLAL (Bilim ve Sosyalizm Y.)

(Özellikle:
* Birinci Baskıya Önsöz
* Bölüm 1. Kesim 2, 3.
* Bölüm 2. Kesim 2.
* Bölüm 6, Giriş. Kesim 2, 3)

Ayrıca,

9) Maurice Dobb, KAPİTALİZM, SOSYALİZM, AZ GELİŞMİŞ ÜLKELER VE İKTİSADİ KALKINMA, ("KAPİTALİZM" Bölümü, özellikle “REKABET VE TEKEL" başlıklı alt-bölüm, Doğan Y.)


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org