FAŞİST SALDIRI VE TEHDİDE BOYUN EĞİLEMEZ

"Yerel Seçimler"den sonra, ülkemizdeki siyasal gelişmeler hızlandı. Aslında yerel seçimlerin bu gelişmeler üzerinde önemli bir etkisi yoktur. Uzunca bir zamandan beri böyle bir gelişmenin olacağı söylenip duruyordu.

Ülkemizdeki siyasi gelişmelerin yönü devrimcilere önemli yeni görevler yükleyecek bir nitelik taşımaktadır. Bu yüzden, öncelikle, bugünkü siyasi gelişmeterin yönü ve niteliğini iyice kavramamız gerekecektir.

Erken seçimlerden sonra Ecevit Hükümetinin

güvenoyu alamadığı gün çıkan Devrimci Yol dergisinin baş yazısında yazılanları şimdi yeniden okumakta yarar var:

". . MC çetesi -bir süre için de olsa- efendileri tarafından terkedilmiş bir durumun içine düşmüşlerdi. Onlar böyle bir durumda inisiyatifi ellerinden çıkarmamak için direndiler bir bakıma yapabilecekleri tek şeyi yaptılar: Kumar oynadılar. Kazanıp kazanmadıhları ise güvenoyu sonuçlarına göre değil; daha uzunca bir süre içinde ortaya çıkacak...

"Açık olarak ortada olan bir şey var ki -şimdi artık AP, MSP ve MHP’den oluşan- MC topluluğunun, bugünkü sorunlara bir ‘çare’ getirebilmeleri olanağının bulunmayışı nedeniyle hükümet şansları zayıftır...

"Ekonomik ve siyasi sorunların çözümü -sistemin işleyişinin devamı açısından- zorunlu bir ön koşul haline geldi. Buna karşılık bu sorunların çözümü konusunda oligarşinin içindeki kesimler arasında uzlaşma sağlanamıyor... MC çözümünün geçerli olup olmaması (söz konusu) sorunların çözümünün ne derece zorunlu hale geldiğine bağlıdır. Eğer sistemin kendisini devam ettirebilmesi gerçekten ortadaki sorunların çözümüne sıkı sıkıya bağlı ise, sistemin olağanüstü -zorlayıcı- yollara yönelmesi kaçınılmaz demektir."

(Devrimci Yol, 5 Temmuz 1977, Sayı 5, s.2)


Bugün Demirel, oynadığı kumarı kaybetmiş görünüyor. Düzen, "kurtarıcısı" Ecevit’e kavuşmak için çaba sarfediyor. Ve şimdi görülen odur ki "düzenin kurtarıcısı" rolüne layık olduğunu, yerel seçimler sırasındaki ve öncesindeki tutumlarıyla (zamlara, devalüasyona, taban fiyatlarının düşük tutulmasına karşı çıkmayarak, ilerici eğilimli kişileri tasfiye ettirerek ve de ülkenin en güçlü işçi sendikası konfederasyonunu daha sıkı bir şekilde denetimine alarak) yeterince kanıtlamış olan Ecevit "sahneye" çıkmak üzeredir.

Bir "Ecevit hükümeti dönemi" bir çok bakımdan, devrimcilere yeni görevler yükleyen bir durum yaratacaktır. Önümüzdeki günlerde bu durumu yakmdan incelemek ve gelişmeleri doğru bir şekilde değerlendirmek gerekecektir.

Daha şimdiden faşist saldırılar birden bire şiddetlenmiştir. Bu şiddetli saldırılar bir yandan şimdiki gelişmeleri etkilemeye yönelirken bir yandan da ellerindeki mevzileri koruyabilecek bir ortam yaratmayı hedefliyor. Mevcut ortamı daha da gerginleştirmeye çalışan şiddetli saldırılar ve katliam girişimleri, faşist güçlerin bir gözdağı verme, bir meydan okuma gösterisi olarak değerlendirilmelidir. Ecevit’in kurabileceği bir hükümet döneminde de faşistler bu saldırıları sürdürecek, ellerindeki mevzileri koruyarak, sahte bir düzen altematlfi görünümünde tabanlarını güçlendirmeye çalışacaklardır. Bunun için şiddetli saldırılarla gözdağı vermeye çalışır, üzerlerine gelindiği taktirde, "ortalığı karıştırmak" tehdidinde bulunurken zaman zaman kısmi geri çekilmelerle "ellerindekileri" koruyabilecekleri bir "barışı"da savunur görüneceklerdir.

Gariptir ki iktidara aday olan Ecevit hem "böyle bir barış" savunuculuğunu yapmaya gönüllüdür hem de faşist saldırılar karşısındaki aktif bir savunma tutumuna karşı "faşizmin oyunlarına gelme" tehdidini yapacak bir anlayıştadır. "Sizin yüzünüzden hükümeti düşürecekter faşizmi getirecekler" tehdidini kullanmaya hazır (Ecevit’ten başka!) daha ne kadar çok insan var!

Ecevit’e ve bütün bunlara faşizmin emekçi halka karşı ilan edilmiş bir savaş ilanı olduğunu, bu savaşta "sağdan da gelse soldan da gelse her türlü şiddete karşıyız" gibi ahmaklıklara yer olmadığını kim anlatacak? Hergün birkaç halk evladının öldürülmesi, kittelerin içine bombaların atılabilmesi, profesörlerin evlerinde kurşunlanabilmesi de anlatamadıktan sonra...
Evet, gensoru sonuçları bile alınmadan, bu yazı erken yazılmış bir yazıdır belki. Ama, bu günde söylenebilecek olanlar bundan başka bir şey değil.

Faşist saldırılar karşısında tek bir doğru politika vardır: Faşist terör ve gözdağı politikasına teslim olmamak! Bize karşı ilan edilmiş bir savaşı kabul edip, gereğini yapmak. Faşist güçlerin üzerine giderek tüm faşist güçleri dağıtacak devrimci bir mücadele anIayışının gerekliliğini kavramak...


Biradım Dergisi Web Grubu 2003-2004 email: web@devrimciyol.org